DECCAL İLE PAZARLIK YAPILMAZ
Alexander Dugin
Beklendiği gibi, İran ile ABD arasında hiçbir zaman barış sağlanamadı. ABD, İran topraklarını bombalamaya yeniden başladı. Tahran, Bahreyn’deki Amerikan askerî üslerine saldırdı ve Hürmüz Boğazı’nı bir kez daha kapattı. Bu işe yaramadı ve asla işe yarayamazdı. Deccal ile anlaşma yapılmaz. Bu, Şiî metafiziğinin temel ilkelerinden biridir.
Savaşı ertelemek ve her koşulda sadece müzakere görünümü sürdürmek, her zaman Batı’nın işine gelir.
İran’da, tıpkı Batı ile kendi savaşımızda olduğu gibi, sarsılmaz bir kural vardır: tırmanış karşılıklı olmalıdır. Düşman tırmanışa geçerse, biz de tırmanışa geçeriz. Ancak o zaman süreci etkileyebiliriz. Aksi takdirde, düşman tamamen kendi çıkarları doğrultusunda tek taraflı olarak tırmanışa geçerken, biz sadece pasif bir şekilde, “lideri takip eden” bir tavırla tepki vermekle kalırız. Esasen, savaş zamanında bu tür tek taraflı bir tırmanış, dış kontrol sistemi yaratır.
Bu arada, neden Rusya’da Baal heykelleri yakılmıyor? Neden Epstein’la bağlantılı suç şebekeleri konusunda büyük bir tepki göstermiyoruz? Batı ülkeleri –Baltık devletleri, İngiltere ve Almanya– bize karşı yürütülen savaşa doğrudan katılıyorlar; bunu biz kendimiz haber yapmamıza rağmen, neden bu duruma anlamlı bir şekilde tepki veremiyoruz?
İran müzakere masasına oturuyor ve elinde hiçbir şey kalmıyor. Dışarıdan bakanlar için bu çok açık. Bazen olayları dışarıdan daha net görebilirsiniz.
Bu arada, ABD ve İsrail’in İran liderliğine yönelik ilk saldırılarının hemen ardından, Devrim Muhafızları “altıncı kol”un önemli bir kısmını ortadan kaldırdı. Görünüşe göre, bazıları hâlâ hayatta.
Müzakereler yapılabilir, ancak yalnızca kendi çıkarlarınız doğrultusunda ve asla kamuoyuna açık bir şekilde değil. Müzakereler açık ve kamuoyuna açık hale gelir gelmez, anında sadece Batı’nın kendi amaçları için kullandığı bir bilgi silâhına dönüşür.
İşte bu yüzden Witkoff, Kushner ve hatta Kirill Dmitriev’den bahsedilmesi, belli bir noktadan sonra cephedeki askerlerin moraline ve ülkenin vatansever ruhuna bir darbe vuruyor. Sadece bir kez adlarının anılması bile yeterli. Aynı durum, Birinci Kanal’da yayınlanan, görünüşte zararsız bir eski Vladimir Pozner programı için de geçerli.
Aynı şey İranlılar için de geçerli. İmam Hamaney ve ailesinin cenazesinde, Deccal ile müzakere eden Pezeshkian ve Araghchi’ye öfkeli küfürler yağdırıldı. Bunların kişisel olarak suçlu olduklarını düşünmüyorum. Bilgi savaşının kuralları işte böyle işliyor. Batı bu kuralları belirliyor ve bunları tek taraflı olarak uygulayan da sadece Batı’dır.
Çeviren: Adnan DEMİR










