HAMLE SAHİBİ DÜZEN BOZUCUDUR

Serhat OĞUZ Takdim: İlk olarak 12 Aralık 2015’te yayınlanan Serhat Oğuz imzalı aşağıdaki yazıyı, Erdoğan’ın Esad’ın düşmesi ardından, “bir ben kaldım bir de Putin!” ifadesi arkasından yeniden hatırlatalım istedik: En … Read More

RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ VE 91’DEN BERİ İNCİRLİK’İN KULLANDIRILMASI

ADIMLAR Dergisi olarak, “sosyal medya gerçekliği” içerisinde ifâde edilen bir takım hakikatleri, kaybolup gitmesine izin vermemek adına, internet sitemizde yayınlamaktayız. Okunmaya değer gördüğümüz müsbet yazı ve yorumları, tek veya birçok değerlendirmeleri paylaşarak, yazarlarının “sosyal medya”daki ismiyle dikkatlerinize sunuyoruz. Bu çerçevede, sayın Serhat OĞUZ’un, Rus Uçağının düşürülmesi sonrasında yaptığı değerlendirmeleri… ADIMLAR Dergisi Bir hadise karşısında yapılan değerlendirme gayretinde veya bir problemin çözümünde umumi olarak hemencecik ilk akla geliverenin yanlış olabileceği artık genel bilgi haline gelmiştir. Hele hele karşılıklı düşmanca ilişkilerde yapılan hamlelerde, hamle sahibinin hamleyi yaparken karşı tarafın ilk akla geleni yapabileceğini düşünmemesi mümkün değil. BİR HAMLE KARŞI TARAFI İSTENİLEN BİR HAREKETE ZORLAMAK İÇİN YAPILIR. Savaşta hamleler düşünmeden spor olsun diye yapılmaz. Bir sebebe bağlı olarak, karşı tarafı bir şeye zorlamak için yapılır. “Provakasyon” da bir hamledir; ama “provakosyon” yapabilmek için onun şartlarının olması gerekir. Şartlar oluşmadan provakatif eylemler yapılamaz, çünkü “provakosyon”nun mantığına aykırı olur. Rus Uçağının vurulmasından sonra, Rus siyasetinden yapılan iki açıklama dikkatimi çekti. İlki Rusya devlet Başkan’ı Putin’e ait. PUTİN: “Türkiye bizi sırtımızdan hançerledi”. İkincisi bir Rus senatöre ait: “Uçağımızın düşürülmesi uluslar arası bir PROVAKASYON’DUR.” İnsan dostu veya anlaşma yatığı halde anlaşmaya uymayıp kendisine zarar veren BİRİ için Putin’in kullandığı cümleyi kullanabilir. “Provakasyon” olarak değerlendirilmesi ise, Rus siyasetinin böyle bir eylem için ortamı müsait gördüğü anlamına gelir. O zaman önümüzdeki günler “PAKET MİSİLLEMELERE” ve “arkadan hançerlemelere” gebe demektir. Vurulan Rus uçağı; NATO’yu toplantıya çağıran ise AKP.. Bu da başka bir gariplik. Birden nedense 2003’ü, o zamanki dış işleri bakanı YAŞAR YAKIŞ’ın Nato’yu Türkiye’ye çağırmasını hatırladım. Ha bu arada. 1Kasım gecesinden beri Amerika ve AKP uçakları Rakka’yı ve Irak içlerini bombalarken, Paris taarruzundan sonra Fransız uçakları da bu koroya katılarak “an itibariyle” katliam yapıyorlar. Yani 91’den beri yaptıklarına “İNCİRLİĞİ” kullanarak ara vermeden devam ediyorlar. (25-11-2015) ** Niyet ve maksat sorgulaması yapmadan “HAMLE”nin bizatihi kendisinin ceset görüntüsüne üstün ve müsbet olduğunu tespit etmek lazım. Rus uçağının niçin ve hangi maksatla düşürülmüş olduğundan ziyade, bu “hamle” ile TSK’nın ceset görüntüsünden kurtulma gayreti millet adına müsbettir. Hadisenin siyasi değerlendirmesi ise, BÜYÜK FOTOĞRAF göz önünde tutularak yapılmalı. Hislerimizi aklımızın emrine vermek istiyorsak tabi.. Bu açıdan bakıldığında 25 yıldır devam eden ve hedefi Kürtçülük üzerinden Anadolu’yu parçalamak olan “Amerikan işgalini gözden kaçırıcı” her siyasi gelişmeye dikkat etmek gerekir. “Şartların Türkiye’ye dayattığı alması gereken “tavır” nedir?” sorusuna doğru cevap verdikten sonra hadiseyi daha sağlıklı değerlendirebiliriz. Batı’nın “esas politikaları” açısından hadiseler değerlendirilmek isteniyorsa Rusya’nın da zahiren dahi olsa kabul ettiği Amerika’nın “Ortak düşman Işid” politikası göz ardı edilmemeli. Bu göz ardı edildiğinde hamleleri doğruya en yakın şekilde değerlendirmek güçleşebilir. Çünkü şuan tüm batı gücü “bu politika” doğrultusunda Coğrafyamızda toplanıyorlar. Şimdilik Anadolu’da savaş psikolojisine girmiş ve kendini ona göre konumlandırmaya çalışan CİDDİ DOSTLARLA PAYLAŞACAKLARIM BU KADAR. (24-11-2015) Kaynak:

“SOSYAL MEDYA”DA DİKKAT ÇEKENLER: “ELVERİR Kİ ALLAH OL DESİN”

Bugünden itibaren, “sosyal medya gerçekliği” içerisinde ifâde edilen bir takım hakikatlerin kaybolup gitmesine izin vermemek adına, internet sitemizde yayınlayacağız. Okunmaya değer gördüğümüz müsbet yazı ve yorumları, tek veya birçok değerlendirmeyi paylaşarak, yazarlarının “sosyal medya”daki ismiyle dikkatlerinize sunacağız. Bu çerçevede, son dönemde dikkatimizi çeken bir isim olan Serhat Oğuz’un değerlendirmesiyle başlıyoruz. ADIMLAR Dergisi “ELVERİR Kİ ALLAH OL DESİN” Meselenin özeti aşağıdaki şu satırlarda; “Siz, Demokrasi oyunu içinde kurduğunuz “çadır tiyatrosu”nun devamı için “seçim” adı altında Milleti oyalamaya, kandırmaya devam edin. Ama bilin ki yalanla, kandırmayla iş görme dönemi artık kapandı. Başkalarının tarafı ne olursa olsun, bizim tarafımız ne sizin ne de onların tarafı… Muradı kestirebilme gayreti içerisinde “taraf ilzam etmez olan” Kaim’in tarafındayız! Kaim’i bildiniz, değil mi? Sona yaklaşmakla beraber, Hesaplaşma bitmedi.” Sayın Ali Osman Zor’un kaleme aldığı düşünülmüş son yazısından yaptığım alıntı burada bitiyor… ŞİMDİ; Ülkenin yarısını “kâfir” ilan ederek Işid militanlarını bile hayrete düşüren, türübünde yerleştiği koltuktan bugüne kadar hiç kalkmayan, anlaşılıyor ki kalkmaya da artık niyeti olmayan, yapılan ve şahit olduğu her türlü kötülüğü ve pisliği unutmaya hazır ve unutmak için de hiçbir fırsatı kaçırmayan; oyuncunun kimini alkışlayan kimini de yuhalayan, maç bitince de zıbarıp yatan seyircinin yuhaları, sevincini ifade ettiğini zar zor anladığımız hırıltılı ağzı köpüklü bağırışları sadece, SOĞUKKANLILIĞINIZI bozmaması gereken tiksindirici malzemedir. Oyuncu tek tek buna değer vermez ve tiksinir ama, netsin neylesin bu oyun onun malzemeliğinde oynanmak zorunda. Tuttuğunuz tarafın aktif oyuncusu olarak sahadaysanız, mevzilendiğiniz bir cepheniz varsa, ancak o zaman faaliyetin doğrusundan ve yanlışından bahsedilebilir. Sahip olunan iktidar imkanları, yönlendirme ve susturma şeklinde sonuna kadar kullanılarak rızaların çalındığı bir seçimin neticesi, İktidarı fethetme niyetli fethedilmiş fatihleri moral olarak etkileyemez. Sadece getirdiği, götürdüğü ve bundan sonrası için değerlendirme mevzuudur. Enerjinizi seyirciye harcamayın; sizin değerlendirmeniz gereken, stratejiye bağlı bir anlayışla taktik olarak lif lif, unsur unsur çözmeniz icab eden ŞARTLAR ve diğer OYUNCULARDIR. Kendisini size çözüm olarak sunan MESELELER VE İHTİYAÇLAR ancak böyle tesbit edilebilir. Yeni ittifaklar böyle tesis edilirken, eskiler de aynı şekilde gözden geçirilir. Değişmeyen gündem maddemiz olan “İÇ OLUŞ” süreci yol kenarına oturmuş çekirdek çıtlayan seyircinin, sizi kızdırmak için çıkardığı kuru gürültüye feda edilmesin. Bazı yetkili ağızların ara ara ağızlarından kaçırdığı “otorite boşluğu yok, iktidar boşluğu yok,” ifadelerine dikkatini ver. Bir boşluk var ki “yok” deme ihtiyacı hissediyorlar. O boşluğu tespit edip doldurmak “yapılması gerekenin” ta kendisi. Hangi söylemle seçim kazanıldı ona dikkat et. Hissiyata tercüman olmasaydı toplumda karşılığı olmazdı. Bütünleşme, millilik,bağımsızlık, vatan severlik ve hepsinin temelinde din.. Kaos ve kriz korkusuyla mevcut iktidarın arkasında durma psikolojisini ise zaten biliyorsun. Onlar yalanla iş görebilir ama, söylem doğru. İşte boşluk buralarda aranmalı. Bu söylemin gereği yapılarak, göz önünde bu söyleme uygun yapı teşekkül ettirilmeli. Bunu ya yaparsın veya oyun dışı kalırsın. Neticesi belli olan bir seçimden dolayı seyirci kazanana sevinmiyor, buraya dikkat et, o senin delirmene seviniyor. Yoksa yarın herşeyi unutacak yine başlayacak ah Irak, vah Suriye, uf Afganistan, vay Filistin, aman Türkistan demeye.. Bu ahlara vahlara sebep olanı unutmuş, hatta onu desteklemiş olarak. Ortaya çıkan ve çıkacak olan vicdan azabını bastırmak için seni delirtmeye hatta, mümkünse kendisi gibi yapmaya çalışıyor. Oyuncuyken seyirci seviyesine ve ahmaklığına düşmek yok! Gevezeliğe pirim vermek yok! Biz avcıyız; Zihni dağıtmak, dağıtacak ahmağa pirim vermek yok, kaç ondan. Dikkati, kontrolü elden bırakmak yok. El yürekte, göz hedefte. “El verir ki Allah OL desin!” Sakin olmak hamle sahibi olmanın özelliklerindendir. Kaynak: