BU SAVAŞI KAZANACAĞIZ

BU SAVAŞI KAZANACAĞIZ

Okumuşsunuzdur; Adımlar’da dün -her hafta mutad olduğu üzere- Komutan Carlos’un Sayın Av. Güven Yılmaz’la yaptığı son telefon görüşmesinin çözümleri yayınlandı. Bu vesileyle, Komutan Carlos’un konuşmalarının bize ulaşmasında, başta Sayın Yılmaz olmak üzere tercümesinden yayınlanmasına kadar emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

Bu haftaki konuşmasında Carlos, “Bu savaşı kazanabiliriz!” demiş…

Biz de diyoruz ki, İnşallah KAZANACAĞIZ!..

Kazanacağız zira “buna memuruz, buna mecburuz”

Bizim kazancımız garanti, “bu dünya ve ötesinde”

Bu dünyada bu savaşı kazanacağımızı biz görmesek de, Allah nurunu nasıl olsa tamamlayacak ve biz kazanmış olacağız.

Ve şunu da görüyoruz, karşımızda, ölsek de kalsak da kazanacağına inanan bir düşman yok, böyle bir motivasyon yok.

Onlar, dünya saltanatları için savaşıyor, biz Allah için.

Evet, kazancı peşin bir savaşın içindeyiz…

Ama…

Bu savaşı bizim tarafın kazanacak olması, tek tek fert olarak “biz”lerin veya “ben”im kazanacağım anlamına da gelmiyor. O da bir nasip meselesi. Yani, son nefese kadar istikamet üzere olmak gerekiyor. Savaş orada devam ederken, burada ben-bizden gözüken adamın bu savaşa kayıtsız kalması, onun kazandığı anlamına gelmez, gelmiyor.

Unutulmasın:

“Kişi, üzerinde bulunduğu işin zamanı içindedir!”

Savaşı kazanacak olan da savaşçılardır, savaşa hazırlananlardır.

Savaşmadan savaş kazanılmayacağı gibi, savaşa hazırlanılmadan da savaşa girmenin –savaşın böylesi geliyorum dediği şartlarda– Müslüman olmakla alâkası tartışılır. Kaldı ki savaş, savaşana zaten var. Unutulmasın, savaş her şeyden önce ele silâh almaktan öte bir şuur ve irade meselesidir. Bu şuur ve irade ile dik duran insanın hâli her zaman bellidir. İşte, Adımlar’a yapılan bombalı saldırı da buna dairdir ki, Adımlar kadrosu, Adımlar olarak eline silâh almamış olmasına mukabil düşman bu irade dik duruşu, kararlılığı yok etmek istemiştir. İrade ve dik duruşu Adımlar’da gördükleri için Adımlar’ı hedef almışlardır.

Savaş, savaşana zaten var.

Bazılarının savaşın başladığını, savaşın içinde olunduğunu kabul etmeleri için ille de mermilerin, bombaların bizzat o kişilerin kendi nefislerini hedef alması gerekiyorken, şuurunda yaşayabilen için, savaş, çoktan beridir devam ediyor.

Savaş, savaşana, şuurunu yaşayana zaten var.

Savaş şuurunu yaşayanlar, örgütlenme gereğini de hisseden ve buna göre hazırlananlar, savaşın ancak örgütlü olarak kazanılabileceğinin idrakinde olarak, örgütlenmeye bakanlardır. Lâf değil, icraat hâlinde…

Savaşmak için gerekli olan örgütün de herhangi bir STK faaliyeti içinde teşekkül edemeyeceğinin şuuruyla, savaşçı örgütün nerede ve kimlerle olabileceği uyanıklığı ile örgütlenmeye dâhil olmayı gerektirir.

“Kendinden Zuhur”, bu şuura ulaşmak ve örgütlü mücadele içinde görev almaya kendiliğinden talip olma demektir.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: