MÜNBİÇ’TE “KANDIRILDIK!.. PEKİ GÜVENLİ BÖLGE NASIL GİDİYOR? – Müyesser YILDIZ

MÜNBİÇ’TE “KANDIRILDIK!.. PEKİ GÜVENLİ BÖLGE NASIL GİDİYOR? – Müyesser YILDIZ

7 Eylül 2019

Geçen yıl 24 Haziran’da yapılan Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler öncesinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo arasında “Münbiç Yol Haritası” konusunda anlaşma sağlandı.

Üç aşamalı yol haritası 90 günde hayata geçirilecekti.

Birinci aşamada; “Türk askeri oraya ne zaman girecek? Kimlerden oluşacak? YPG çekilirken kim nezaret edecek? Görev paylaşımı nasıl olacak?” vs. konularına açıklık getirmek üzere bir hazırlık çalışması yapılacak, ikinci aşamada; Alınan kararlar uygulanacak ve YPG’li teröristlerin elindeki silahlar toplanacak, son aşamada ise Münbiç’te oluşacak yönetim belirlenecek ve böylece “Münbiç’i istikrara kavuşturmuş olacaktık”!.. Dahası bu yol haritasını Fırat’ın doğusunda da uygulanacaktı!..

Türk ve ABD yetkilileri arasında toplantılar, görüşmeler yapıldı, ortak eğitim programları hazırlandı.

İlk etapta, Fırat Kalkanı Harekât alanı ile Münbiç bölgesi arasında kalan hat üzerinde TSK ve ABD unsurları tarafından bağımsız devriye faaliyetleri başladı ve 18 Haziran-26 Ekim tarihleri arasında iki ülke tarafından 66 bağımsız devriye faaliyetinin icra edildiği bildirildi.

Bu arada 9 Ekim’de ortak eğitimler başladı.

90 gün geçti, ama ne YPG’li teröristler Münbiç’ten çıktı, ne silahları toplandı.

Buna rağmen Milli Savunma Bakanlığımız, 1 Kasım’da “Amerika-TSK unsurlarının müşterek devriyesinin saat 15.53’de başladığını” müjdeledi.

Bakanlığın, müşterek devriye icraatları ile ilgili bilgilendirmesi sonraki haftalarda da sürdü.

8 Kasım’da ikincisinin, 15 Kasım’da üçüncüsünün, 26 Kasım’da dördüncüsünün, 3 Aralık’ta beşincisinin icra edildiği duyuruldu.

En son 24 Ocak’ta, “Münbiç’te Müşterek Birleşik Devriye faaliyetlerinin onuncusu icra edildi” açıklaması yapılırken, “Münbiç’teki tüm terör örgütü mensuplarının bölgeyi terk etmesine yönelik faaliyetlere devam edilecektir. Bölgedeki gelişmeler yakından takip edilmektedir” denildi.

Sonra? Bir daha Münbiç’teki ortak devriye faaliyetlerinden haber çıkmadı.

Ve her seferinde medyamızın “Flaş” haber diye verdiği devriye gezme işinin ne olduğunu, nihayet Müşterek Özel Görev Kuvvet Komutanı’yken, geçen ay kadrosuzluk gerekçesiyle emekli edilen Tuğgeneral Erdal Şener’den öğrendik. Bir sohbeti medyaya yansıyan Şener, şunları söylüyordu:

“Ben Fırat’ın batısında PKK/PYD’nin elinde olan Münbiç’te Amerikalılarla devriye yaptım. Bir gün Münbiç’e girmedik. Dostlar alışverişte görsün devriyesi oldu.”

-Ankara Amerikalıların Sözlerinypg

i Duymuyor mu?-

Malûm, benzer bir anlaşma 7 Ağustos’ta bu defa iki ülke askeri yetkilileri arasında Fırat’ın doğusunda “Güvenli bölge” oluşturulması için yapıldı.

Önce Şanlıurfa’da bizimkilerin ifadesine göre, “Müşterek Harekât Merkezi”, ABD’lilerin ifadesine göre, “Ortak Koordinasyon Merkezi” kurulması kararlaştırıldı.

MSB, merkezin oluşturulmasıyla ilgili gelişmeleri yine gün gün duyurdu. Nihayetinde, burasının bir Türk general ve bir ABD’li general komutasında çalışmaya başladığı açıklandı.

Ardından, İHA’larımızın sınırda uçtuğu bildirildi.

Bunu, Türk ve ABD’li subayların helikopterlerle yaptığı üç keşif ve gözetleme faaliyeti izledi.

Bize tüm bu hazırlık ve faaliyetlerin, PKK’nın uzantısı YPG’ye karşı yapıldığı anlatılırken, gerek ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı, gerekse de Savunma Bakanı Esper, neler söyledi?

Özetle, “Merkezin kuruluş amacının, IŞİD’le mücadeleye odaklanma ve ortak çıkarları baltalayacak Türkiye’nin koordineli olmayan olası askeri faaliyetlerini sınırlamak” olduğunu…

ABD Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı’nın, 24 ve 30 Ağustos ile dün gerçekleştirilen “Ortak ABD ve Türkiye Keşif Uçuşları”na ilişkin açıklamalarını da aktaralım.

Her üçünde de bu uçuşların, “suriyeyeniden ortaya çıkmaması için Suriye’nin kuzeydoğusunda güvenliği sağlayıp, koalisyon ve ortaklarının, IŞİD’in kalıcı yenilgisini sağlamaya odaklanmasına imkan verdiği” vurgulandı.

-Ortak Devriyeler Başlarken-

Ancak Ankara’da bunları duyan çıkmadı ve yetkililer, hem “Güvenli bölge” hem de YPG ile ilgili benzer açıklamalarını sürdürdü. Tabii ABD’liler de!..

Mesela ABD Savunma Bakanı Esper ile Genelkurmay Başkanı Dunford’un 28 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında Dunford, şöyle konuştu:

“Biz bu konuda iki şeyi elde etmeye çalışıyoruz. Birincisi, IŞİD’e karşı Suriye’deki mücadelemizin sürekliliğini sağlamaya çalışıyoruz. İkincisi ise Türk hükümetinin Suriye-Türkiye sınırına dair haklı endişelerini ele almak istiyoruz. Bu iki hedefi dengelemeye çalışıyoruz. Ağır silahları çektik.”

Ortak devriye faaliyetlerine ilişkin bir soru üzerine ise bunun için henüz bir tarih belirlenmediğini bildiren Dunford, “Birleşik devriyeler ve o gibi şeyler, koordinasyon merkezinde bunların hepsinin üzerinde çalışılıyor. Yani üzerinde uzlaşma sağladığımız şey tehditler, biz genel bir yaklaşım konusunda anlaştık” dedi.

ABD’lilerin sözlerinin aksine ne ağır silahların çekildiğini, ne de YPG hendeklerinin kapatılmadığının ortaya çıktığını hatırlatıp, Ankara cephesine geçelim.

26 Ağustos’ta Erdoğan, “Kara birliklerimizin çok yakında bölgeye gireceğini” duyurdu.

30 Ağustos’ta Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, karadan ortak devriyelerin bir an önce başlaması için çalışmaların sürdüğünü belirtip, şunları söyledi:

“Görüşmelerimiz devam ediyor. Menbiç’te, Rakka’da verilen sözler tutulmadı, bunları unutmadık ve bütün faaliyetleri bu bilgi ve bilinçle takip ediyoruz. Asil milletimize yönelik tehdit ve tehlikenin ortadan kalkması için yapılması gereken ne ise bugüne kadar azim ve kararlılıkla yaptık, yapmaya devam edeceğiz.”

Akar dün de müşterek kara devriyesinin yarın başlamasının planlandığını duyururken, bir kez daha Münbiç’i, Rakka’yı, verilen sözlerin tutulmadığını unutmadıklarını vurguladı ve özetle şunları anlattı:

“Gecikmeye, oyalanmaya tahammülümüz yok. Niye? Çünkü geçmişteki olayları unutmadık. Dolayısıyla biz bir an önce üzerinde mutabık kaldığımız, teröristlerin geri çekilmesi, ağır silahların toplanması, tahkimatın tahrip edilmesi, orada müşterek devriyelerin başlaması, devriye üslerinin kurulması, uçak faaliyetlerinin bir an önce başlaması, helikopter ve İHA’ların sürdürülmesi… Bu konuda ısrarlıyız, kararlıyız. Biz bu şekilde bu olayın gitmesi ve ülkemizin güneyindeki bu terör koridorunun tahribinden yanayız. Sınırlarımızın güvenliği, 82 milyonun emniyeti için çalışıyoruz. Beraber çalışalım. Olmadı mı, olmuyor mu? O zaman da B planımız da C planımız da hazır. Sayın Cumhurbaşkanımızın da tekrar tekrar söylediği gibi biz stratejik ortaklık, müttefiklik ruhuna uygun, birlikte terörle mücadeleyi yapmak istiyoruz. Biz sonuna kadar görüşmeler yoluyla, mutabakatla bu işi götürmeye çalışıyoruz, ama bu hep böyle olacak, hep bekleyecek değiliz. Böyle bir şey yok. ”

Akar bunları söylerken, aynı saatlerde “Yakın arkadaşı” olan ABD Genelkurmay Başkanı Dunford ne açıklamalar yaptı? Şunları:

Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin bölgede kalan IŞİD’liler ile mücadele etmek için koalisyonun desteğine ihtiyacı olduğunu

Suriye’nin kuzeydoğusunu tutmak için 50 ila 60 bin yerel gücü eğitmeyi planladıklarını ve henüz bunun yüzde 50’sini gerçekleştirebildiklerini

Ve dahi;

“Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye girmesinin siyasi retorik olduğunu”, böyle bir şeyin “Ortak menfaatler konusunda faydalı olacağına inanmadığını”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’le her gün iletişim halinde olduğunu belirten Dunford, “Türkiye’nin endişelerine hitap edecek ve Suriye’nin kuzeydoğusunda IŞİD ile mücadele kampanyasını devam ettirecek kabul edilebilir yollar aramaya odaklandıklarını” da ekledi.

Özetle, Suriye’de güvenli bölge işi, ayniyle vaki Münbiç yol haritası gibi başlayıp sürdüğüne göre, yolun sonu belli değil mi?

Bakalım, 17-25 Eylül’de New York’taki BM toplantısında Erdoğan-Trump arasında yapılması beklenen görüşmeden sonra “Türkiye’yi kandırma” şapkasından hangi yeni tavşanlar çıkacak?!.

https://www.facebook.com/notes/m%C3%BCyesser-y%C4%B1ld%C4%B1z/m%C3%BCnbi%C3%A7te-kand%C4%B1r%C4%B1ld%C4%B1k-peki-g%C3%BCvenli-b%C3%B6lge-nas%C4%B1l-gidiyor/3136931846347798/?__tn__=HH-R

ABD NE SÖYLÜYOR ANKARA MİLLETE NE ANLATIYOR?

9 Eylül 2019

Suriye’de “Güvenli bölge” oluşturulması amacıyla ABD ile yapılan anlaşmada dün itibarıyla üçüncü aşamaya geçildi ve iki ülke askerleri Fırat’ın doğusunda yaklaşık 3 saat süren ilk müşterek kara devriyesine çıktı.

Anlaşmanın bizim tarafımızda kim var biliyoruz; Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar. Ancak ABD’li muhatap kim meçhûl.

ABD Avrupa Kuvvetleri (EUCOM) Komutan Yardımcısı Korgeneral Stephen Twitty’in 15 Ağustos’ta Ankara ve Şanlıurfa’yı ziyaret etmesiyle, çalışmaların EUCOM’la yürütüldüğüne vakıf olduk.

5-7 Ağustos’ta ABD heyetiyle varılan mutabakat sonucunda belirlenen takvim çerçevesinde sırayla şu adımlar atıldı:

12 Ağustos’ta Şanlıurfa Akçakale’de “Birleşik Müşterek Harekat Merkezi” faaliyete geçti.

14 Ağustos’ta İHA’larımız keşif uçuşuna çıktı.

24-29 Ağustos ve 5 Eylül’de ABD’liler ile havadan müşterek hava keşif faaliyeti yapıldı.

Dün de ilk ortak kara devriyesi gerçekleştirildi.

Bu 1 aylık zaman diliminde, muhatabımız EUCOM ile diğer ABD yetkililerinin süreci nasıl değerlendirdiklerini bir kez daha hatırlatalım.

Şanlıurfa’daki merkezin, IŞİD’le mücadeleye odaklanmayı ve “Türkiye’nin koordineli olmayan olası askeri faaliyetlerinin sınırlandırılmasına” yarayacağı bildirildi.

Ortak uçuşlarla ilgili olarak, “IŞİD’in yeniden ortaya çıkmaması için Suriye’nin kuzeydoğusunda güvenliği sağlayıp, koalisyon ve ortaklarının, IŞİD’in kalıcı yenilgisini sağlamaya odaklanmasına imkan verdi” denildi.

ABD Genelkurmay Başkanı Dunford da, “IŞİD’e karşı Suriye’deki mücadelenin sürekliliğini sağlamaya çalıştıklarını” söyledi… IŞİD’le mücadele için 50 ila 60 bin yerel gücü eğitmeyi planladıklarını açıkladı… Ve, “Türkiye’nin endişelerine hitap edecek ve Suriye’nin kuzeydoğusunda IŞİD ile mücadeleyi devam ettirecek kabul edilebilir yollar aramaya odaklandıklarını” vurguladı.

-ABD Cephesinden İlk Açıklamayı Kim Yaptı?-

Düne gelelim.

Kara devriyesiyle ilgili ilk açıklamayı EUCOM değil, ABD öncülüğündeki IŞİD Karşıtı Koalisyon’un Sözcüsü Albay Myles Caggins yaptı.

İlk açıklamanın ondan gelmesi, ABD’nin derdinin PKK/YPG değil, IŞİD olduğunu bir kez daha koymuyor mu?

Ya alay eder gibi söyledikleri?

– Türk müttefikler, YPG unsurlarının “Gönüllü terk ettiği” mevzilerin ve bölgelerin ortadan kaldırılmasına birinci elden tanıklık etmiş…

– Devriye görevi, Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerine cevap verme amacına olan bağlılıklarını göstermiş…

– Ve de bu süreçte Koalisyon ile ana omurgasını PKK/YPG’nin oluşturduğu sözde Suriye Demokratik Güçleri (SDG), “IŞİD’in tamamen ortadan kaldırılmasına odaklanmaya” devam edecekmiş…

Muhatabımız EUCOM’un dünkü tarihli açıklaması ise bugün internet sitesine kondu.

Bu açıklamada da devriye faaliyetiyle “Türkiye’nin güney sınırındaki meşru güvenlik kaygılarını ele alma yönündeki kararlılığın” gösterildiği belirtildikten sonra, “Devriyelerin amacının, IŞİD’in yeniden ortaya çıkmaması için Suriye’nin kuzeydoğusunda güvenliği ve koalisyon güçlerinin IŞİD’in kalıcı yenilgisine odaklanmayı sağlamak” olduğu tekrarlandı.

-Acaba Akar Mutmain Oldu mu?-

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar 30 Ağustos’ta Zafer Bayramı ve TSK Günü dolayısıyla Devlet Mezarlığı’nı ziyaret ettikten sonra şunu söylemişti:

“ABD’liler tarafından bize bildirilen ‘YPG’nin, teröristlerin oradan çekildiğine, bir kısım mevzilerin tahrip edildiğine’ dair teyide muhtaç bilgiler var. Biz bunların tamamını bizzat görmek, gözümüzle teyit etmek istiyoruz. Bu konuda görüşmeler devam ediyor.”

IŞİD Karşıtı Koalisyon Sözcüsü Albay Caggins’in dünkü devriye turuyla ilgili, “Müttefiklerimiz, YPG unsurlarının gönüllü olarak terk ettiği yerlerdeki YPG mevzilerinin ve bölgelerinin ortadan kaldırılmasına birinci elden tanıklık etmiştir” dediğini aktarmıştık.

Peki bugün nelere tanık olduk?

Önce dün ortak devriye için yola çıkan ABD zırhlı konvoyunun hemen arkasındaki sivil bir araçta sözde SDG bezi altında PYD/YPG’li teröristlerin de bulunduğunu öğrendik.

Ardından Anadolu Ajansı, dün akşam saatlerinde ABD’nin Irak’tan, Suriye’deki teröristlere 55 TIR’lık sevkiyat daha yaptığını, ayrıca YPG/PKK’nın Akçakale’ye 20 kilometre mesafede tünel kazma ve mevzi yapma faaliyetinin sürdüğünü duyurdu.

Durum bu iken, acaba dünkü devriyelerimiz “Birinci elden neye tanıklık etti” ve Akar, ABD’lilerin açıklamalarından “Mutmain” oldu mu?

-Erdoğan ve Akar Arasında Görüş Farkı mı Var?-

Türkiye ile ABD arasında niyetler ve gidişata ilişkin bariz fark ortada!..

Ancak sanki Ankara’nın kendi içinde de farklılık var.

Dün Milli Savunma Bakanlığı kara devriyesiyle ilgili olarak, “Güvenli Bölge’nin tesisine yönelik faaliyetlerin dikkat ve hassasiyetle denetlenmesi, arazideki uygulamaların yerinde görülmesi ve takvime uygun ilerlenmesi maksadıyla havadan ve karadan ortak devriyelere önümüzdeki günlerde devam edilecek” açıklamasını yaparken, Erdoğan Malatya’da şunları söylüyordu:

“Anlaşılan o ki müttefikimiz, bizim için değil, terör örgütü için güvenli bir bölge oluşturmanın peşinde. Böyle bir anlayışı reddediyoruz. Güvenli Bölge için ABD ile görüşüyoruz, ancak istediklerimizle onların kafalarındakinin aynı şey olmadığını attığımız her adımda görüyoruz. Biz bölgede yuvalanan terör örgütünü tamamen ortadan kaldırmayı hedeflerken, onlar terör örgütüyle bizi aynı zeminde idare etmenin hesabını yapıyorlar. Bu iş öyle 3-5 helikopter uçuşuyla, 5-10 araç devriyesiyle, göstermelik birkaç yüz askerin bölgede bulunmasıyla olacak iş değildir.”

Erdoğan’ın bu sözleri, öncelikle bizatihi MSB’nin çizdiği “Her şey yolunda” tablosunu yerle yeksan etmiyor mu?

Ayrıca gerçekler bu kadar net ifade edilmişken, ABD’ye hâlâ “müttefik” deyip, gidişatı ortada olan bu anlaşmayı sürdürmenin sebep ve mantığı nedir?

https://www.facebook.com/notes/m%C3%BCyesser-y%C4%B1ld%C4%B1z/abd-ne-s%C3%B6yl%C3%BCyor-ankara-millete-ne-anlat%C4%B1yor/3142480852459564/?__tn__=HH-R

İKİ ABD’Lİ GENERAL NİYE Mİ GELDİ?

10 Eylül 2019

Güne, Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan sıcak bir açıklama; ABD’li 2 generalin Ankara’ya “Sürpiz” ziyaret haberiyle başladık.

MSB’nin açıklamasının ilk maddesinde, “Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın doğusunda tesis edilmesi planlanan Güvenli Bölge’ye yönelik faaliyetlere devam edildiği” belirtildi. İkinci maddede de ABD Avrupa Kuvvetler Komutan (EUCOM) Yardımcısı Korgeneral Stephen M.Twitty ve ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutan Yardımcısı Korgeneral Thomas W. Bergeson başkanlığındaki ABD askeri heyetinin, temaslarda bulunmak üzere bugün Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’nı ziyaret edeceği duyuruldu.

Bundan anladığımız, ABD’li komutanlar “Güvenli Bölge oluşturulmasına yönelik faaliyetleri” görüşmek için geldiler.

Medyamız da gelişmeyi, “Kritik isimlerden güvenli bölge ziyareti” olarak aktardı. “Erdoğan’ın güvenli bölge restinin ardından ABD’nin sürpriz hamlesi” değerlendirmeleri yapıldı.

Oysa ne “Sürpriz”, ne de “Hamle”!..

Çünkü 21 Ağustos’ta Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile ABD’li mevkidaşı Mark Esper arasında yapılan telefon görüşmesinde, “Güvenli bölge planının ileriki aşamalarını ele almak amacıyla askeri heyetlerin en kısa zamanda Ankara’da tekrar bir araraya gelmeleri hususunda mutabık kalınmıştı”.

Bu husus, görüşmeye ilişkin her iki bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda yer almıştı. Bizim Bakanlığımız açıklamasında olmayan şuydu:

ABD tarafı, “Görüşmede, iki bakanın kuzeydoğu Suriye’de oluşturulan yeni güvenlik mekanizmasının, sınırı sürdürülebilir bir biçimde korumanın, Küresel Koalisyon’un IŞİD’i alt etmek gayretindeki mücadele devamlılığını sağlamanın ve paylaşılan bu çıkarları baltalayacak, koordineli olmayan askeri faaliyetlerin sınırlandırılmasının uygulanabilir bir yol olduğunu teyit ettiğini” de öne sürmüştü.

Başından beri ABD tarafının “Güvenli bölge” konusuna, “IŞİD’le mücadeleye odaklanma” ve “Türkiye’nin PKK/YPG’ye olası operasyonlarını engelleme” olarak baktığını aktardık.

-CENTOM’un İşlevi-

İki ABD’li generalin ziyaretine dönersek;

EUCOM Yardımcısı Korgeneral Stephen M.Twitty’i tanıyoruz. 7 Ağustos’taki mutabakattan sonra Şanlıurfa Akçakale’de kurulması kararlaştırılan bize göre adı “Müşterek Harekât Merkezi”, ABD’ye göre, “Ortak Koordinasyon Merkezi” olan mekanizma için 15-16 Ağustos’ta Ankara ve Şanlıurfa’yı ziyaret etmişti.

Hem Twitty’i, hem de EUCOM’un işlevini o günlerde “Urfa’ya gelen Amerikalı komutanın bilinmeyenleri” başlıklı yazımızda aktarmıştık.

Burada önemli olan Twitty’e, bir de CENTCOM’u temsilen Korgeneral Thomas W. Bergeson’un eşlik etmesi.

CENTCOM’un özelliği ne; Suriye’deki teröristlerle el ele, kol kola olan, ABD’nin bu kuvveti. CENTCOM’un, yani General Bergeson’un önceki Komutanı olan Joseph Votel’in Mayıs 2016’da Kobani’de toplantı düzenleyip PKK’lılara, “Akdeniz’e açılan bir devlet” sözü verdiğini, şimdiki Komutan McKenzie’ninde 22 Temmuz’da Trump’un Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey Ankara’da görüşmeler yaparken, Suriye’ye gidip, sözde Demokratik Suriye Güçleri (SDG)’nin sözde komutanı Mazlum Kobani kod adlı Şahin Cilo’yla buluştuğunu hatırlatmamız herhalde yeter.

Özetle, ABD’nin Türkiye’yle “işbirliği” yapan kuvveti ile terör örgütünü destekleyen kuvveti birlikte Ankara’ya geldi!..

-Gelmeden Tebliğ Ettiler-

Ziyaretle ilgili olarak MSB’nin yaptığı açıklamayı aktardık ve medyamız sadece bunu duyurdu.

Oysa EUCOM da bir açıklama yaptı. Ne mi söyledi?

İki generalin Ortak Koordinasyon Merkezi ile gelecekteki diğer kilit faaliyetleri ve güvenlik mekanizmasının işleyiş yöntemini Türk muhataplarıyla görüşmek üzere geldiği belirtildikten sonra şöyle denildi:

“ABD ve Türkiye arasındaki koordinasyon ve işbirliği, Türkiye’nin bölgedeki haklı güvenlik kaygılarını ele almak için önem teşkil ediyor. ABD ve Türkiye, güvenlik mekanizmasının süratli şekilde uygulanması için birlikte çalışıyor ve birçok alanda planlanan takvim hızlı ilerliyor. Ortak Koordinasyon Merkezi’nin kurulmasından sonra ilk ortak kara devriyesi Pazar günü kuzeydoğu Suriye’de gerçekleştirildi. Güvenlik mekanizmasının başarısının sürekliliği, IŞİD’in kuzeydoğu Suriye’de yeniden ortaya çıkmasını engelleyecek, Koalisyon’un ve bizim partnerimiz SDG’nin IŞİD’i mağlup etmesine odaklanmasını sağlayacaktır.”

Adamlar, Türkiye’ye gelirken bile açık açık, “Güvenlik mekanizmasının amacı IŞİD’le mücadele” diyor, üstüne basa basa ana gövdesini YPG’li teröristlerin oluşturduğu SDG’nin “Ortağı” olduğunu vurguluyor, ama birileri bize hâlâ “Güvenli bölgeyi” görüştüklerini anlatıyor!..

Açıklamanın anlamı şudur:

EUCOM ve CENTCOM generalleri omuz omuza, SDG’nin “Himayelerinde” olduğunu bildirmek ve Türkiye’yi de bu beraberliğe ortak etmek için geldiler… Beraberinde aba altından, “Bizimle koordinasyon ve işbirliği içinde bulunmazsanız bölgedeki güvenliğiniz tehlikeye girer” sopasını gösterdiler!..

Bir kez daha vurguladıkları “IŞİD’le mücadeleye odaklanmamız” için neler yapabileceklerini ise düşünmek dahi istemiyorum!..

https://www.facebook.com/notes/m%C3%BCyesser-y%C4%B1ld%C4%B1z/iki-abdli-general-niye-mi-geldi/3145199942187655/?__tn__=HH-R

Müyesser YILDIZ

Not: Bu iktibastaki fikirler yazara ait olup, Adımlar’ın ideolojik ve siyasi anlayışına zıt görüşler sitemizi bağlamaz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: