İSLÂM İKTİSADI VE LİTERATÜRÜNE DAİR

Selim Gürselgil

Ebu Yusuf’un El Harac’ından ve onun iktisada dair yazılmış -bilinen- ilk müstakil eser olduğundan bahsetmiştik. Hemen ardından İmam Muhammed’in Kesb (Kazanç), Muhasibî’nin Mekasib (Kazanç araçları), Câhız’ın Et-tebassur bi’t-Ticâre (Ticarete Dikkat Etme), Ebu Bekir Abdullah’ın Islâh’ul-Mâl (Malın Arındırılması), Hallal’in Ale’t-Ticare (Ticaret Üstüne), Dımaşkî’nin Mehâsin’it-Ticâre (Ticaretin Güzellikleri), Hubeyşî’nin El Bereke fî Fadl’us-sa’y gibi eserleri gelir. Bunlar tümü de günümüze kalmış eserler olup, Adam Smith’ten 900 ilâ 800 yıl önce yazılmıştır. Sonuncusu 700; “fadl’us-sa’y, “emeğin fazileti” diye okunabileceği gibi, “emeğin değeri” diye de okunabilir. (Ve daha bunlar gibi niceleri.)

Belki bunu söylemek bana düşmez, bir iktisatçı ve iktisat tarihçisi söylese daha şık olur ama şu bir vakıa ki eğer iktisat tarihi ilk müstakil iktisat kitabıyla başlatılacaksa, onu Müslümanlar Batılılar’dan 1000 yıl önce yapmışlardır. Eğer iktisadın kuruluşunundan bu anlaşılıyorsa, evet Müslümanlar kurmuştur.

Tabiî biz tam öyle düşünmüyoruz. İktisat ilmini kuran ve ona “oikonomia-ev idaresi” adını veren eski Yunanlılar’dır. Müslümanlar her ne kadar başta bu ilmi Kur’an ve sünnetten çıkardılarsa da sonra eski Yunan eserleriyle karşılaşınca ona “tedbir-i menzil” adını verdiler; o da “ev idaresi” ve aynı zamanda “dünya idaresi” demektir. Bugün kullandığımız “iktisat” kelimesi Osmanlılar’ın son dönemlerinde ortaya çıkmış, Osmanlıca bir kelimedir.

İslâm iktisadı, mülkiyet ve teşebbüs hürriyetini tanır. Mülkiyet kapsamı çok geniş tutulmuştur. Temel ihtiyaçlar belirlenmiştir. Bir aile için ev, binek (araba) ve daha bir çok -hepsini unuttum- geçinme ve yaşama malzemesi temel -ve zarurî ihtiyaç- sayılmıştır. Bunlara sahip olmayanlara devlet onları sağlamış, işi olmayana iş bulmak, bulamıyorsa bakmak devletin görevleri arasında sayılmıştır.

İslâm iktisat düzeninde mülkiyet eşitliğinden söz edilemez; ancak fırsat eşitliğinden söz edilebilir. Kişilerin zengin olma yolları açıktır. Zengin olmanın ilk ve en emin yolu cihad’tır. İslâm ekonomisi, temelde ganimet ekonomisidir. Hiçbir fert gazâ ehlinden daha çok zengin olma hakkı ve imkânına sahip olamamıştır. Bunun yanında ticaret de zengin olmanın bir yoluydu; halkın ihtiyaçlarını uzak ülkelerden getiren ve çeşitli riskler alan tüccarlar korunurdu. Ancak hiçbir tüccar, siyasetten daha üstün bir konuma erişememiştir. Hattâ ticaret çoğu zaman savaşçılar arasında hor görülmüştür. Hazret-i Ömer ticaretin tümden köle ve azatlıların eline geçtiğini görünce Müslümanları, eğer ticareti hor görmeye devam ederseniz yakında çoluk çocuğunuz bu yabancılara muhtaç hale gelecek diye uyarmıştır. Yine de Osmanılar, savaşı becerdiği kolaylıkla ticareti becerememiş, Batılı tâcirlere muhtaç kalmışlardır.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin