İMANSIZ İSLÂMCILIK REJİMİNDEN TABLOLAR
İnsanlar açlıkla boğuşuyor, çöplükleri karıştırıyor, pazarlardan artıkları topluyor, üç kuruş cebimde kalsın diye saatlerce halk ekmek kuyruklarında bekliyorken, imânsız İslâmcılık rejiminde kimileri de lüks ve şatafat içinde yaşamaya devam ediyor…
Uludağ Kayak merkezlerindeki yiyecek içecek fiyatları şöyleymiş:
— Pizza: 1.250 TL
— Pide: 700 TL
— Sucuk: 500 TL
— 1 Bardak Çay: 100 TL
— Çorba: 500 TL
— Fındık Lahmacun: 250 TL
Bu tablo nedir?
Bu tablo kendi öz vatanımızın dağına, taşına, karına, kışına bile yabancı kılındığımızın resmidir. Kemalist işbirlikçilerin yerini alan imânsız İslâmcı işbirlikçiler eliyle öz vatanımızda paryalığımızın devam edişinin tescilidir.
Batıcı hayat tarzının, İmânsız İslâmcılık rejiminde devam ediyor oluşudur. İmânsız İslâmcılık rejiminin, beşli çeteleriyle milletin şeyine koyma düzeniyle, esasında Batıcı hayat tarzı ile bir alıp veremediği olmadığının göstergesidir. Tek dertleri, kendilerinin değil öbürlerinin başta olmasıymış. Kendileri başa geçti ve eski tas eski hamam soysuz rejimi sürdürüyorlar. Batıcılığa karşıyız derken, onlar eliyle Batıcılığa karşı olmakmış…
Sorsan ya bu ne? Diyecekleri şu:
-Bizim haspaya yakışıyor!
Yanlış bir şeye sırf karşı olmak demek, doğrudan taraf olmak demek olmadığı gibi, yanlışın kendi ellerinde devamı ve eskisinden çok daha büyük rezilliklerin daniskası da demek olabilirmiş.
ANKA’nın dün servis ettiği aşağıdaki haber:
65 YAŞINDAKİ KADİRLİLİ VATANDAŞ: “TORUNUMA BAZEN MAMA YAPAMIYORUZ, ŞEKERLİ SU VERİYORUZ”

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yaşayan 65 yaşındaki Iraz Doğan maddi imkansızlıklardan dolayı oğlunun evinde yaşadığını burada da odun, kömür olmadığı için ailecek üşüdüklerini söyledi. Doğan, “Üşüyorum, para olmazsa ne yapayım yok. Evde işte bir oğlum var, iki çocuğu var, bir de ben, bir de gelin var. Süt alamıyorum, mama da alamıyorum. Bir torunum burada kalıyor. Torunum var bazen mama yapamıyor şekerli su veriyoruz maması yok, bezi yok. Donuyoruz, soğuktan ölüyoruz” dedi.
Seyredin soğuktan ciğeri delinenleri, açları, çıplakları…
Yeter ki sizlerin malı azalmasın, teniniz incinmesin…
Sizin çoluk çocuğunuza, torununuza, akrabalarınıza, yakınlarınıza birşey olmasın.
Bu millet sizi sırtında taşıyor nasıl olsa…
Bir çocuğa yemek ya da mama yerine, şekerli su vermek demek ne demektir bilir misiniz?
O çocuğun beyin fonksiyonlarının gelişmemesi, aklının eksik kalmasına yol açmak demektir.
Fizyolojisinin gelişmemesi, zayıf, çelimsiz ve hastalıklı bir görüntüye mahkum etmektir.
Bağışıklık sisteminin gelişmemesi, her ân her hastalığa karşı korumasız kalması demektir.
Peki, bir ana-babanın çocuğuna yedirecek bir lokma bulamamasının o ana-babanın yüreğinde açtığı yara ne demektir, bilir misiniz?
Kısacası, imânsız İslâmcılık rejimim, insanlık düşmanıdır.
İMÂNSIZ İSLÂMCILIK REJİMİNİN YOL AÇTIKLARI
İmânsız İslâmcılık sadece maddemizden çalmıyor… Gençlik, bunlara bakarak, “müslümanlık buysa, ben müslüman değilim!” diyerek ateistliğe yöneliyor. Hiçbir küfür rejiminin yapamayacağı kadar büyük bir mânevî tahribat altındayız. Uluslararası küfür şebekesi, imansız islamcılık rejiminden önce iktidarı teslim etmiş olduğu işbirlikçisi küfür kadrolarına bu güne kadar yaptıramadığını, işbirlikçisi imânsız islâmcılara yaptırıyor kolaylıkla.










