HORASAN ERLERİNİN HAK YOLU

Selim GÜRSELGİL

Ahmed bin Hanbel Hz muhteşem bir adamdır. Gerek fikirleriyle, gerek hayat hikâyesiyle… Tıpkı İmam-ı Azam gibi, o da içinde yaşadığı devlete kafa tutmuş, itaat etmemiş, fikrin hakkının verilmediği yerde kaba kuvvetin binbir işkencesine göğüs germiştir.

Ahmed bin Hanbel’in İslâm medeniyetine en önemli katkılarından biri, hadis külliyatının oluşmasına doğrudan etkisidir. Kütüb-ü Sitte müellifleri, İmam-ı Mâlik ile birlikte onu en emin iki rivayet kaynağı kabul etmişlerdir. Yine bu müellifler, İmam-ı Hanbel’den ders almış, özellikle Hanbelî fıkhını -kısmen de Şafiî- esas kabul etmişlerdir.

İmam-ı Hanbel’in bir başka önemli özelliği, zühd-ü-takvâda en ileri hadde ulaşması ve tasavvufa kaynaklık etmesidir. Gelmiş geçmiş en büyük evliyadan kabul edilen Abdülkadir-i Geylanî Hz, onun bu vasfını takdirle, Hanbelî idi.

Bir başka önemli Hanbelî eren de Barak Baba’dır. Barak Baba çok bilinmez, Hanbelîler onu hatırlamaz, bir kısmı kabul etmez de, sadece Dersim Alevîleri arasında ismi yâd edilir. Anadolu ülkesinin kurucu babalarından biridir: Tapduk Emre, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlânâ, Seyyid Mahmud Hayranî, Sarı Saltuk diğer kurucu babalardan (Horasan Erlerinden) bazılarıdır. Barak Baba hakkında Vakit’in kültür sanat sayfasında (2003-4) ve Ekşi Sözlük’te (2011-13) bazı şeyler yazmıştım. Bunları bir kitapta topladım da ne zaman sırası gelir bilmiyorum.

Biz, Türk’ün atası Ahmed-i Yesevî’nin ve bu milletin öz babalarının has evlâdıyız. Onlar kadar şeriatçı ve Kızıl Elmacıyız. Türkçülükse bulanık ve bulaşık bir akımdır. Sadece Zafer Partisi’ne bakmak bile bunu anlamaya yeter. Mesela Ümit Özdağ hiçbir zaman “ben İslâm karşıtıyım, Türk milleti İslâmdan ayrılmalıdır, yaşasın Siyonizm” demedi; ama gerek parti kadroları arasında, gerekse gençlik teşkilâtında tam olarak bu görüşleri savunan kesif bir kalabalık var. Diyebilirsiniz ki, Ümit Özdağ takıyye yapıyor, eğer kadroları arasındaki İslâm düşmanlığından rahatsız olsaydı, onlarla beraber yol almazdı, kendi söyleyemediklerini onlara söyletiyor.”

Bu doğru olabilir. Bunu zamanla daha net anlayacağız. O halde bir çağrı yapalım: Zafer Partisi eğer çevresindekilerin savunduğu gibi İslâm düşmanı, Müslüman görünce “Arapsın yani” diye konuşan embesil çizginin sözcüsü ve “Brüksel kadar emperyalist, Likud kadar Siyonist” bir oluşumsa, bunu açıkça ilan etsin, hiç kıvırmasın, Ahmed-i Yesevi, Yunus Emre gibi Müslümanları ağzına almasın, kendi fikrinin gereğini yapsın da herkes neyin ne olduğunu öğrensin. Değilse, çevresindeki İslâm düşmanı, Siyonist/NATO’cu yapılanmayla yolunu ayırsın. Bu millet artık takıyyeci parti görmek istemiyor; dürüst, samimi ve temiz siyaset görmek istiyor.

Biz Barak Baba’nın ve İmamı Ahmed bin Hanbel’in has evladı Müslüman Türkleriz. Bizi davamızdan ayırmaya ne Türkçülerin gücü yeter, ne onların efendilerinin.

Bir gün Türk’ün gökbayrağı İslâmın üç hilâlini kalbine râbtetmiş olarak yeniden yükselecek, o gün insanlığın Siyonizm’den kurtuluş günü olacaktır.

Yolumuz Horasan Erenlerinin hak yoludur.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin