COCA COLA’NIN DERDİ OKAN’I GERDİ
ÇÜRÜK YUMURTA
İmânsız İslâmcılık rejiminden geçinen asalaklar… Hayır, bunlar tesadüf eseri değil, şuurlu bir tercih neticesi makamlar, köşeler uhdelerine tevdi ediliyor. Yalakalık, hakkı eğip bükebilmek, gerektiğinde milletin hissiyatına düşman kesilmek asıl vazifeleri. Bunun için de makam gerek, köşe gerek… Danışıklı dövüş canlı yayınlarda, seyahatlerde uçağa alındığında kılçıksız sualler yöneltecek omurgasızlar…
Türkiye malûm, 3000 aile rejimi hüküm sürüyor. Bu 3000 aile rejiminin üzerindeki örtü daha önce laik Kemalist bir motifle süslenmişti. Son 20 yıldan beridir ise İmânsız İslâmcılık şalı ile kaplanmış vaziyette.
Bu 3000 aileden biri de Tuncay Özilhan… Özilhan biracı, kolacı…
Filistin’de yaşanan katliamdan dolayı millet kola boykotu yapınca, Özilhan’ın satışları düştü.
İmânsız İslâmcılığın ihya ettiklerinden Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu adlı hak ve halk düşmanı tipe de düşen satışlar dert olmuş…
Okan efendi, Özilhan’la buluşmuş, derdini dinlemiş ve almış kalemi eline…
İşte Okan Müderrisoğlu’nun yazısından ilgili bölüm:
“Anadolu Grubu, “Anadolu’yu dünyaya, dünyayı Anadolu’ya bağlayan yıldız” olma vizyonuyla 19 ülkede, 80’e yakın şirketi, 86 üretim tesisi, 6 Ar-Ge merkezi ve 95 bin çalışanı ile faaliyetlerini 7 sektörde sürdüren büyük bir yapı. Global markalar ve çok uluslu şirketlerle ortaklık kültürü ise Anadolu Grubu’nun adeta uzmanlığı… Grubun bünyesinde ABD merkezli, çok ortaklı Coca Cola Company’nin Türkiye versiyonu Coca Cola İçecek de bulunuyor. Mesele şu ki bir yanda üst marka, diğer yanda o markanın altında üretim yapan Türk sermayeli şirket gerçeği karşımıza çıkıyor. Malûm, mesele sıcak! İsrail’in Gazze’de soykırıma varan kanlı operasyonları, kadın ve çocukların ağırlıkta olduğu sivilleri katletmesi canımız yakıyor. Hepimiz, “Elimizle, dilimizle, hiç olmadı kalbimizle” bu belâyı def etmek istiyoruz.
Önceki gün Bursa’da buluştuğumuz Anadolu Grubu Başkanı Tuncay Özilhan’ın da dediği gibi “Boykot demokratik bir hak!”
Hak, fakat… Bu olayın “fakatı” da var!
Bence, bu hak kullanılırken kime tavır alındığı, kimin zarar gördüğü iyi hesap edilmeli. Bilerek veya bilmeyerek, bir Türkiye şirketine fatura kesilir, bu yolla uluslararası aktörlere mesaj verilmesi amaçlanırken kantarın topuzu kaçırılmamalıdır!
Elbette, boykota maruz kalan taraf da iç kamuoyuna kendisini anlatmakta daha cesur olmalı, küresel sermayenin temsilcilerine de Türkiye’nin hassasiyetlerini izah etmeli, proaktif davranmalı, girişimini ve neticelerini de sık sık halka aktarmalıdır.”
Okan’ın söyledikleri aslında çok önemli şeyler. Sadece kendini değil, tâbi olduğu sözde yerli ve millî İmânsız İslamcılık rejimini de faş ediyor esasında.
Yani, yerli ve millî olacaksan, ekonomin de yerli ve millî olacak. Hem uluslararası ilişkiler, şirketler hem yerli ve millîlik olmaz. Olmadığı boykot neticesi bir kez daha ortaya çıktı.
Okan ne diyor?
Karnımızı Coca Cola doyururken, boykot edersek aç kalırız!
Peki, karnımızı niye mis gibi yerli ve millî içecekler üretip satarak değil de Coca Cola acentalığı, işçiliği yaparak doyuruyoruz ki?
İmânsız İslâmcılık rejiminin buna yerli ve millî bir cevabı yoktur.
“Paranın dini imânı olmaz; Yahudi sermayesiymiş, öpüp başıma koyarım!” diyerek, memleketi emperyalizmanın ekonomik sömürüsüne açmadılar mı? Daha doğrusu, zaten açık olanı kapatmak yerine, niye kapatmıyorsunuz diyenlere, bunu söylemediler mi? Sonra, “dolar yükseldi de, bize operasyon yapıyorlar da”… Serbest ekonomi diye piyasayı emperyalizmanın insafına terk eden ben miyim?
“Ama bu çağda oluuur muu?”
İşte Rusya, işte İran… Onca ambargoya rağmen her geçen gün zayıflamak yerine daha da güçlenmiyorlar mı?
Yepyeni bir dünya doğuyor efendiler, bu dünyada Batı-Amerikan işbirlikçilerine hayat hakkı olmayacak. Ekonomik olarak da öyle…
Okan, ekmeğini yediği kabın menfaatleri için sesler çıkartıyor. Tutarlıdır ama bir de, “yerli ve millî görünelim de şu milleti kekleyelim” diye bize salak muamelesi yapmaya kalkmasalar mesele yok da…
Yazıyı bitirirken aklıma Atilla Özdür Ağabey geldi… “Rahmetli olsa, şimdi o nefis üslûbuyla bunları itin şeyine sokar çıkarırdı” diye içimden geçti… Yolun öncülerinden, kalemini satmamış yiğitlerdendir. Rahmetle yadediyoruz.










