NATO, ABD’NİN VİETNAM’DAKİ HATASINI TEKRARLAYABİLİR
Takdim: Harici’de yayınlanan, Eski Alman Silahlı Kuvvetleri Genel Müfettişi ve eski NATO Askeri Komitesi Başkanı Harald Kujat’la, NachDenkSeiten adına Eva Peli’nin yapmış olduğu röportajı Gülçin Akkoç çevirmiş. Röportajın bir bölümü aşağıda:
***
NachDenkSeiten, Eva Peli
23 Temmuz 2024
NachDenkSeiten: Ukrayna savaşında güncel durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bazı uzmanlar savaşın yılın başında yakında sona ereceğini düşünüyordu. Ancak şu ana kadar durum bu şekilde görünmüyor. Aksine, Batı’dan gelen yeni silahların yardımıyla savaş daha da uzayacak gibi görünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Harald Kujat: Merakla beklenen 2023 Ukrayna saldırısının başarısızlıkla sonuçlanmasıyla Ukrayna’nın askeri durumu kritikleşti ve her geçen gün de kötüye gidiyor. Ukrayna silahlı kuvvetleri, kara saldırısı yürütme olanağını büyük ölçüde kaybetmiş durumda. Bu sebeple ABD’nin tavsiyesine uyarak çok sayıda kayıp vermeye devam etmemek ve hala kontrol ettikleri topraklarda tutunabilmek için stratejik savunmaya geçtiler. Bu sayede Rus silahlı kuvvetlerinin ilerleyişini yavaşlatabildiler.
Ancak Ukrayna; hava savunması, topçu mühimmatı eksiği ve eğitimli asker eksiği gibi başarılı bir savunma için önemli olan üç alanda son derece zayıftır. Bu çok kritik bir durum, çünkü 1300 km uzunluğundaki cephede Ukrayna’nın savunma hatları son derece zorlanıyor. Ayrıca Ukraynalı askerler yorgunlar ve gitgide demoralize oluyorlar. Ukrayna halkı savaştan bıkmış halde, barış istiyorlar ve diplomatik bir çözüm talep ediyorlar.
Rus silahlı kuvvetleri inisiyatifi ele alıp Ukrayna topraklarındaki çeşitli saldırı merkezlerini ele geçirdiler. 10 Mayıs’tan beri Ruslar, Kharkiv bölgesinde önemli topraklar kazandılar. Görünüşe bakılırsa ilk amaç, Rusya sınırına olan mesafelerini artırmak ve sınıra yakın olan Rus şehri Belgorod’un bombalanmasını durdurmak için Kharkiv bölgesindeki Ukrayna güçlerini geri püskürtmekti. Belgorod’un sivil nüfusu ABD’nin misket bombaları da dahil olmak üzere birçok kez saldırıya uğradı.
Rusya’nın Avdiyivka’nın ele geçirilmesi sırasındaki taktiksel becerisi ve Ukrayna kuvvetlerinin kaotik geri çekilişi, savaşın bundan sonra nasıl ilerleyeceğine dair bir örnek olarak görülebilir. Rusya görünüşe göre büyük bir atılım yapma niyetinde değil, ancak cephenin çeşitli saldırı merkezlerinde durmadan ilerleyebileceğini ve toprak kazanımlarını genişletebileceğini göstermek istemektedir.
Batı’nın silah sevkiyatları Ukrayna’nın savunma gücünü sadece sınırlı bir süre için güçlendiriyor. Savunmanın daha fazla toprak kaybetmeden ne kadar devam ettirilebileceği, ABD’nin seçim kampanyası sırasında gereken desteği vermeye devam edip edemeyeceğine bağlıdır. Ancak silahlar, en önemli güç olan askerlerin eksiğini telafi edemezler. Dolayısıyla belirleyici olan faktör, Ukrayna’nın gereken miktarda askeri seferber edip edemeyeceği ve Rus silahlı kuvvetlerinin çatışmaları hangi yoğunlukta sürdüreceğidir.
NachDenkSeiten: Şu anda Batılı askerlerin eğitmenlik ve danışmanlık yapmak için doğrudan cephedeki Ukrayna birliklerine gönderilmesi tartışılıyor ve duyuruluyor. Macaristan Başbakanı Victor Orban da geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda Batılı birliklerin zaten orada olduğunu söylemişti. NATO da Ukrayna birliklerinin silah tedariki ve eğitim koordinasyonunu üstlenmek istiyor. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Harald Kujat: Batılı askeri danışmanların şu anda Ukrayna’da olduğu muhtemelen herkes tarafından biliniyordur. Daha az bilinen bir gerçek ise geçen yılın aralık ayından beri ABD’li General Antonio Aguto ve bir danışman ekibinin Ukrayna askeri yönetimini yönlendirdiğidir. Aguto, ABD Ordusu’nun Wiesbaden’de konuşlanmış “Ukrayna Güvenlik Destek Grubu’’nun başında yer alıyor. Bu grup silah sevkiyatlarını ve Ukraynalı askerlerin eğitimini koordine ediyorlar, Ukrayna silahlı kuvvetlerine operasyonların planlanmasında destek oluyorlar ve onlara bilgi sağlıyorlar. Eğer NATO ülkelerinden düzenli olarak askeri birlikler Ukrayna askeri kuvvetleriyle yan yana konuşlanacaksa, bunu gizli tutmak mümkün değildir. Ukrayna’nın askeri bir yenilgiye uğraması durumda, Batılı askerlerin batılı silahları takip etmesi yönünde çağrılar yapılacaktır.
Bu tartışma Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından başlatılmıştı. Macron, defalarca Fransız kara kuvvetlerinin Ukrayna’da konuşlandırılmasını söz konusu etmişti. Bunun için bazı NATO ülkelerinden onay aldı fakat Macron, Batılı birliklerin müdahalesinin gerekçesini birkaç kez değiştirdi. Son olarak şöyle söyledi: “Eğer Ruslar cephe hattını kırıp geçerse ve Ukrayna’dan talep gelirse (ki bugün hala böyle bir durum söz konusu değil), o zaman kendimize meşru olarak sormalıyız.’’
Bu arada Ukrayna, cephe hattının hemen yakınında eğitmek üzere 150.000 acemi asker talep etti. Eminim ki Ukrayna hükümeti, belli ki bunu yapmaya hazır olan bazı NATO ülkelerinin aksine, sonuçlarını farkındadır. NATO eğitmenlerinin alacağı büyük riski göz önünde bulundurursak, koruyucu önlemler alınması gerekecektir, örneğin kara konuşlu hava savunması gibi. Bu durum bugüne kadar aşılmayan kırmızı çizgiyi aşacaktır, zira askerler doğrudan Rusya ile çatışma operasyonlarına dahil olabilirler.
ABD bugüne kadar Ukrayna’ya askeri birlik göndermeyi kategorik olarak reddetmiş ve müttefiklerine de bunu yapmamaları konusunda çağrıda bulunmuştu. Ancak ABD Genelkurmay Başkanı General Charles Q. Brown, ”zamanla oraya varacağız’’ diyerek NATO eğitmenlerinin konuşlandırılmasının kaçınılmaz olduğunu açıkladı. Yalnızca Almanya Şansölyesi değil, onun yanı sıra İtalya ve Macaristan Dışişleri Bakanları da silahlı kuvvetlerinin Ukrayna’daki savaşa askeri müdahalede bulunmasını reddetti. Müttefiklerin içinde de mevcut gidişatı kabul etmeyen devletler giderek artış gösteriyor.
Mevcut gelişmelere bakıldığında bu pozisyonların geçerli olup olmayacağı şüphelidir. NATO’nun ABD tarafından yapılan ve Vietnam Savaşı’na yol açan hatalara benzer hatalar yapması daha olası görünüyor. Konuşlandırılacak ülkede bir danışman ekiple işe başlamak, ardından ekiplerin çatışma operasyonlarına katılması ve kayıplar vermesi, bunun üzerine de savaşa daha büyük askeri birliklerle müdahale etme ihtiyacının doğması. Bu, ittifak için önceden programlanmış kopma noktasına sürükleyen bir gelişme olacaktır. Eğer bu gerçekten gerçekleşirse NATO, eski NATO olmayacaktır.










