AİLEYİ KORUMAK
Burak MERİH
İktidara gelmeden hemen önce, “eşcinsellere yasal güvence şart” açıklamasında bulunup, iktidara gelince hazırlattığı ve zaman içinde yürürlülüğe koyulan, İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanma kanunu olarak bilinen 6251 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi esas alınarak hazırlanan 6284 sayılı kanun ile sapkın hareketlerin hukûkî dayanağını oluşturan, bu sapkınların uluslararası fon destekleri ile çeşitli çatılar altında örgütlenerek ülkemizde cirit atmasına zemin hazırlayan, erkeği önce hukûk önünde felç eden, sonrasında medya yoluyla ötekileştirici algı operasyonları yürüten, KADEM çatısı altında ne kadar radikal feminist varsa bir araya getirip, ülkenin aile ve ahlâk yapısını çökertici propagandalar ve etkinlikler üretici mekanizmalar kurulmasına izin veren, yönetemediği ekonomi politikaları ve liyakat sisteminin çökertilmesiyle ülkemiz gençlerinin hareket kabiliyetini yok eden Erdoğan, KADEM’in kurucusu AKP Kadın Kolları’nın İstanbul teşkilâtında LGBT sapkınlık hareketi ve çöken aile düzeni ile ilgili, hiç sorumluluğu yokmuşcasına, beylik cümleler kurarak bir takım açıklamalarda bulundu. Konuşma medyaya şöyle aksetti:
Türkiye Sapkın Akımlarla Mücadelesini Sürdürecek
Küresel kültürün baronları tarafından LGBT sapkınlığı birçok alanda teşvik edilmekte ve özendirilmektedir. Türkiye, günden güne iyice zıvanadan çıkan bu sapkınlıkla mücadelenin bayraktarlarından biri olmaya devam edecektir. Gençlerimizin çocuk sahibi olma iştiyakı öylesine azaldı ki artık nüfusumuzun 2035’ten itibaren düşüşe geçmeye başlayacağı, 2100’de de 65 milyona gerileyeceği simülasyonlarla karşılaşıyoruz. Tehlikeyi görmek için bundan daha çarpıcı örnek aramaya gerek var mı? Bunun için Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun odağına; güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ilkesini yerleştirdik. 2025 senesini yine bu anlayışla aile yılı olarak ilan ettik. Kadın, aile ve nüfus politikalarımızın toplumla, hayatın gerçekleriyle, milletin değerleriyle bağı kopmuş, sesi çok çıkan ama halkta hiçbir karşılığı olmayan marjinal yapılar tarafından sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. Tıpkı muhalefetin tepkilerine rağmen en az 3 çocuk çağrımızda olduğu gibi burada da ülkemiz ve milletimiz için en doğrusunu yapmaktan geri durmayacağız.
Türk halkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın esen rüzgara göre şekil almasına, sanki iktidar değil de muhalefetmiş tavırlarına alışmış olsa da, madem böyle bir çıkış yaptı, biz de ikâzımızı yapalım:
LGBT sapkınlıklarını bitirmek, ülkenin aile ve ahlâk yapısını düzeltmek, genç nüfusun aile kurmasını ve çocuk sahibi olmasını istiyorsanız, işe, konuşma yaptığınız teşkilâtta yuvalanmış KADEM organizasyonunu dağıtmakla başlayabilirsiniz. Özlem ZENGİN gibi tüm ülkenin nefretini kazanmış radikal feministleri, tüm görev ve makamlarından azletmeniz bir ilk adım olacaktır. İstanbul Sözleşmesi’nden sözde çıkıldı ama İstanbul Sözleşmesi’ni yürülükte tutan 6251 ve 6284 sayılı kanunlar ivedilikle ilga edilmeli, yerine toplumun adalet talebine uygun, erkeği ve kadınıyla aileyi ve ahlâkı muhafaza edecek yeni kanunlar yürürlüğe girmeli. Türkiye Vizyonu başlığıyla sıraladığınız güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye ilkelerinizde, erkek nerede? Bu iktidarın erkek düşmanlığı nereden geliyor? Alev ALATLI’nın dediği gibi, “Türkiye’de kadın meselesi yok, erkek meselesi var!”… Eğer bir vizyon koyacaksanız, Türk milletinin ahlâk ve aile yapısını düzeltmek istiyorsanız erkek ile olan probleminizi çözmeniz gerekiyor.
Obama ve Biden dönemlerinde, sırf Amerika ile ters düşmemek için yol verilen LGBT ahlâksızlığına, bugün Trump ile esen ters rüzgârla, karşı çıkıyormuş gibi yapılıyor olması bir şey ifade etmiyor. Cuma’da hutbe okutmakla, boş bir aile yılı ilânıyla, kürsülerden yapılan beylik salvolarla, sapkınlıklarla mücadele edilmiş olunmuyor. Eğer gerçek bir mücadele verecekseniz, bir an önce yasalarla bu sapkınları engellemek, derneklerini kapatmak, yabancı fonlarını kesmek ve ülkenin kalbinden söküp atmak zorundasınız. Gençlerin aile kurmasını istiyorsanız, ülkede liyakat sistemini canlandırmak, ekonomik kayırmaların önüne geçmek, kazançların adil dağılmasını sağlamak ve bozulan ekonomi olmak üzere her şeyi bilirkişilere teslim ederek bir nebze rahatlamayı sağlamanız gerekiyor. AKP’lilerin sık tekrarladığı Ziya Paşa beyti malûm; “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”
Laf değil, icraat görelim!










