ÖZELLEŞTİRMEYE KARŞI YOLA ÇIKTILAR
AKP rejiminin çalışanlara yönelik haksızlıkları ve saldırıları arttıkça, son dönemlerde işçi eylemlerinde bir artış yaşanmakla birlikte, en önemlisi de bu eylemlerin birçoğunun hak alımı ile neticelendiğine şahit olmaktayız.
Özellikle dikkat çekici bir eylem süreci çelik sektöründe yaşanmıştı. İşçilerin grev kararı alınması üzerine, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bu grevlerin ertelendiği açıklanmıştı. Ama çalışanlar bu kararı dikkate almadan greve devam etmeleri neticesi haklarını da alışlardı ki böylece Cumhurbaşkanı’nın kararı boşa düşmüştü.
Son bir gelişme de Çayırhan Termik Santrali’nin satış ve özelleştirilmesi hususunda yaşanıyor. İşçiler haklarını korumak için yine eylemde ve seslerini duyurabilmek için yine yollara koyuldular. Özelleştirmenin birilerine peşkeş çekmek demek olduğunu gayet iyi bildiğimizden, işçilerimiz kendi haklarını aramakla aynı zamanda millî menfaatleri de korumak için harekete geçmiş oldular.
Çayırhan Termik Santrali ile maden sahalarının satışı ve özelleşmesine karşı, aylardır mücadele eden maden işçileri, Beypazarı’ndan Ankara’ya doğru yürüyüşe başladı. Yürüyüşe başlamadan önce “müzakere süreci başlasın diye eyleme ara verdiklerini ama aylardır işçilerle görüşülmediğini” belirten Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul, “Biz artık erteleme değil, bu karardan vazgeçilmesini istiyoruz” dedi.
HATADAN DÖNÜLSÜN DİYE AYLARDIR ÇIRPINIYORUZ
“Aylardır çırpınıyoruz, bu büyük hatadan dönülsün diye. Görünen o ki Türkiye sesimizi duydu ama Bakanlık duymadı. Kasım ayında Ankara’ya başladığımız yürüyüşümüze Aralık ayında yapılacak özelleştirmenin Mart ayına ertelenmesiyle tüm iyi niyetimiz ve samimiyetimizle ara verdik. Ama o gün de söyledik bizler bu özelleştirme adı altındaki varlık satışı iptal edilene kadar mücadelemize devam edeceğiz diye. Bu sürede Bakanlık bizlerle gerekli müzakereleri yapacak, tüm verileri hakkaniyetle değerlendirip özelleştirme ve satış kararından tamamen vazgeçecektir dedik . Yüce gönüllülükle bağlı olduğumuz Devletimiz, işçisinden yana tavır alır, işçiye ve yöreye zarar verecek bu uygulamadan vazgeçer diye ümit ettik. Çünkü bizim Devletimiz işçisini korur, emekçiyi gözetir, haklıdan mağdur yaratmaz, yöre insanının aleyhine bir şey yapmaz inancıyla doluyduk. Ortada bir yanlış var ve ‘yanlış hesap, Bağdat’tan döner’ demiştik. Ama maalesef aylardır işçinin kapısını çalan yok, müzakere yok, sonuç yok.”

BAL DİYE AĞZIMIZA ZEHİR ÇALDILAR
Şartnamede bir kaç maddede değişikliğe gidildiğini söyleyen Akçul, değişen maddeleri de şöyle açıkladı: “Duyduğumuz kadarıyla şartnamede iki üç madde değişmiş. Müjde gibi açıklanan bu maddelerde işçi sayısı 2050 olarak belirtilip, sözüm ona güvence verilmiş. Ama kazanılmış haklarla ilgili hiçbir düzenleme yapılmamış. Lojmanları boşaltma süresi olarak belirledikleri 4 ayı, 12 aya çıkararak lojman sakinlerine lütufta bulunmuşlar. Bu nasıl bir iyileştirme, nasıl bir düzenleme? Bizim aklımızı mı hafife alıyorlar, yoksa ağzımıza bir parmak bal mı çalıyorlar? Bu, bir parmak bal bile değil. Bu olsa olsa bir parmak daha zehir. Biz bu zehri yutmayacağız. Göz göre göre kendimizi ateşe attırmayacağız.”
VAZGEÇERSEK ÇOCUKLARIMIZ HESAP SORAR
Çayırhan’ın çığlığını bütün Türkiye’nin duyduğuna vurgu yapan Akçul “Çayırhan’ın çığlığını bütün Türkiye duydu. Burası bizim işimiz, alın terimiz, geleceğimiz, ekmek teknemiz. Bugün vazgeçersek, yarın çocuklarımız hesap sorar” dedi.
“Varlık satışı ve özelleştirmeye karşı yürüyüşümüzü yeniden başlatıyoruz” diyen Akçul, “Arkadaşlarımızla ortak aldığı karar, Özelleştirme İdaresi Başkanlığına kadar yürüyüp, sesimizi oradan bir kez daha duyurmak. Biz artık erteleme ve oyalama değil, bu karardan tamamen vazgeçilmesini istiyoruz. Gelin bu milli servetimize hep birlikte sahip çıkalım” şeklinde konuştu.
DEPREMİ UNUTMADILAR
Maden işçileri, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde can veren yurttaşları da unutmadı. Yürüyüş sırasında “Sesimi duyan var mı?” diyerek bağıran işçiler, depremler yaşamını yitirenleri andı.











