HZ. ÂDEM DÜNYAYA NASIL GELDİ?

Selim Gürselgil

Yaratılmışların Tekâmülü çıktığında Adımlar dergisinde bir konferans vermiştim. Orada ortaya çıkan bir mesele:

  • Hz. Âdem’in nasıl yaratıldığını biliyoruz, ama nasıl dünyaya geldiğini bilmiyoruz.

Evet, işte can alıcı mesele bu. Biz yaratılışa inanıyoruz. Sadece inanmakla da kalmıyoruz, yaratılış olmadan tekâmül olmayacağını ve olamayacağını bir fikir hâlinde savunuyoruz.

Daha fazlasını söyleyelim: Bütün bir hayatın tekâmül eseri olduğu inkâr edilemeyecek delillerle ispatlanacak olsa bile, biz bu tekâmülün mahiyetine yine itiraz eder, onun bâtınının yaratılış olduğu, sadece türlerin değil, tek tek bütün bireylerin de yaratılmış olduğu, aksinin sözkonusu olamayacağı iddiasından vazgeçmeyiz.

Bununla beraber, “yaratılış” demekle her şeyin hallolmadığının da nazikçe farkındayız. Henüz cevabını bilmediğimiz o kadar çok soru var ki! En başta da şu;

  • Hz. Âdem dünyaya nasıl geldi? Bir canlıdan mı doğdu, yoksa yerden ot gibi bitti mi? Yoksa yoksa, dinler tarihinde hep farzedildiği gibi, erişkin haliyle gökten yere mi indi?

Hz. Adem’in yeryüzüne inişi hakkında en eski kabul, gökten erişkin halde yeryüzüne indirildiği, gençlik, çocukluk ve embriyon safhalarını geçirmediğidir. Bu İsrailiyat kaynaklı bir kabûldür. İslâm tarihinde genel olarak buna itiraz edilmemiş, öyle farzedilerek devam edilmiştir. Kur’ân ve Sünnette öyle olup olmadığına ilişkin açık bir delil yoktur. Bu kabûlün Sünnetullaha aykırı olduğu iddia edilirse bile bunun mümkün olduğu inkâr edilemez.

Bazı İslâm âlimleri buna itiraz ile, bir âyete dayanarak, Hz. Âdem’in, embriyon safhasını, tıpkı yerin altında oluşan bitkiler gibi toprakta geçirdiğini ve daha sonra bir anadan doğar gibi topraktan doğduğunu öne sürmüşlerdir. İslâm tarihinde bu görüşe ilişkin bir reddiyeye ben rastlamadım. Tabiî bunun da Sünnetullaha aykırı ve bir “tevil hatası” olduğu düşünülebilir. Mümkün olmasına gelince, öncekinden daha az mümkün olduğu da söylenebilir.

Son olarak evrimciler ve onları takip eden teistik evrimciler, Hz. Âdem’in bir anadan ve babadan olduğunu söylüyorlar. Tabiî ki biz bu düşüncenin mahiyetine itiraz ediyoruz. Hz. Âdem’den önce bir insan olması, İlâhî tebliğe aykırıdır. Hz. Âdem’in insan olmayan ana-babadan olduğu söylenecek olursa, onun da eski evrimcilerin düşündüğü gibi azar azar değişmeler yoluyla (tabiî ayıklanma) meydana gelmesi hem ilme, hem akla aykırıdır.

Bu düşünce sadece bir şekilde mümkün olabilir: İnsan olmayan rahimden mahiyetçe farklı (insan) bir nutfenin teşekkül etmesi. Yani modern ilmin “mutasyon”, bizimse “İlahî nefes” diyeceğimiz, tıpkı Hz. İsa’nın bir annenin karnında İlahî bir nefesten husule gelmesi gibi, farklı bir doğum; genetik şifrenin görünmeyen bir el tarafından değiştirilmesi…

Böyle bir şey mümkün olmasına mümkündür. Akla, ilme, Sünnetullaha aykırı değildir. Hattâ Kur’ân’a ve Sünnete aykırı düşmeden savunulabilir de… Yalnız küçük bir sorun var: Gerçekte öyle olup olmadığını gösterecek hiçbir alâmet yok. Ne olduğunu bilmiyoruz.

Onun için sanırım ben çalışmamda bu konunun üzerinden adımlayacağım.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin