HAFTAYA BAŞLARKEN
Alâaddin Bâkî AYTEMİZ
Geçtiğimiz hafta çok önemli gelişmeler yaşandı, dünyanın geleceğini belirleyecek kararlar alındı…
Bu gelişmeleri, kabaca, ana hatlarıyla özetlersek…
Gazze’den başlayalım…
Ateşkes süreci devam ediyor… Lâkin her ân son bulabilir. Zira ABD’yi arkasına alan İsrail, ateşkes şartlarını yerine getirmediği gibi ABD ile birlikte yeni şartlar da ileri sürebiliyor. Bu yeni şartın başında da rehinelerin tek seferde serbest bırakılması hususu geliyor. Hamas, tek seferde bütün rehineleri serbest bırakmalıymış? Niye? Siz verdiğiniz sözlerin hangisini tuttunuz, güven sağladınız da bunu isteyebiliyorsunuz? Çadırlar, yiyecek içecek, akaryakıt, konteynır evler, enkâzları kaldırmak için ağır iş makinaları; hangisinin verilen söz miktarınca Gazze’ye girişine izin verildi ki? Zaten güvene dayalı değil, tehditlerle istiyorlar. Netenyahu Trump’la bir olmuş, asarız keseriz, cehenneme çeviririz tehditleri savuruyor. Hamas son esir takasını durdurduğunu, İsrail söz verdiği hususlarda gerekli adımları atmazsa yeni esir takası olmayacağını ilân etmişti. Yine asıp kestiler, sonra engellenen yardım malzemelerinin Gazze’ye girdiği görüldü. Hafta sonu bunun üzerine esir takası yapılabildi. Yani HAMAS bunların tehditlerine pabuç bırakmıyor ve onlar da geri adım atmak zorunda kalıyor. Bakalım bu süreç nereye kadar devam edecek?
Gazze bağlantılı bir diğer mesele de Trump’ın Gazze’yi boşaltmak istemesi…
Yani insan şunu sormadan edemiyor: Trump’ın gerçek derdi İsrail’e yardım etmek değil de özellikle Netenyahu hükümetini boşa çıkarmak mı? Zira bu kadar uçuk bir şey, kendileri açısından fayda değil zarara yol açacaktır. Kaldı ki daha şimdiden Arap devletleri Trump karşısında cephe almaya başladı bile. Trump, kendi eliyle Arap birliğinin belki de gerçekten oluşumunun yolunu açıyor. Normalde bunlar işbirlikçi yönetimler ama Trump’ın istediği o kadar zor bir şey ki, Trump’a “hayır” demek ve bu konuda direnmek bile ondan daha kolay geliyor. Arap liderlerinin ağızlarından ilk defa savaş lafları duymaya başladık. Ürdün Kralı Trump’la görüşmeye gitti ama o kadar baskıya rağmen kesin evet diyemedi. Mısır ve Suud görüşmeyi reddediyor. Trump cephesi ise her geçen gün daha alttan almaya başladı bile. İlk günkü gibi keskin değiller… Erdoğan bile günlerce sustuktan sonra, baktı Trump’ın gazabını üzerine alma tehlikesi geçti, hani yine “aptal olma” falan diyeceği şartlar ortadan kalktı, “kabûl edilemez” diye yasak savma cinsinden de olsa birşeyler dedi…
Gazze’den Lübanan’a atlayalım…
Orada da bir ateşkes var ve İsrail o ateşkesi de delmeye çalışıyor; “söz verdik ama şurası şöyle olsun, böyle olsun” diye yeni şartlarla geliyor… İstediklerini alamasa da kılçıklık yapmaya devam etmekte. Lübnan’da ABD baskısı ile yeni hükümet kuruldu. ABD, yeni hükümete Hizbullah-Şiî kanattan kimsenin alınmaması talimatını verdiyse de, kendi adamlarına bile bunu dinletemedi ve kabinede Şiî bakanların yer almasına mani olamadı. Zaten Lübnan parlamentosunda Şiî bloğun rızası olmadan bir karar alınamayacakken ABD’nin bu dayatması kendi kalesine gol atmaktan başka işe yaramadı. ABD Lübnan ve Hizbullah’ı Suriye’deki HTŞ eliyle sıkıştırmak istiyor, sınırda çeşitli bahanelerle çatışmalar yaşanıyor. İsrail’e laf edemeyenler, Lübnan ve Hizbullah karşısında aslan kesiliyorlar… Lübnan hükümetindeki ABD işbirlikçileri ise pislik yapmak için fırsatları kaçırmıyor. Son olarak İran uçağının Beyrut havalimanına inişine müsaade edilmedi. Bunun üzerine de Lübananlı Şiîler havalimanı yolunu trafiğe kapayarak havalimanını fiilen kullanılamaz hale getirdi. Bir de baktık ki, İsrail karşısında varlık gösteremeyen Lübnan ordusu, göstericilerin karşısında müdahale ediyor. Lübnan da ne olacağı meçhûl, iç savaşa doğru gidiyor.
İsrail Batı Şeria’ya saldırıyor ve en büyük desteği de Mahmud Abbas’tan alıyor. Hani şu AKP’nin Filsitin’e destek adına TBMM’de konuşturduğu işbirlikçi…
Yemen tetikte, bekliyor… Ateşkesle birlikte saldırıları durdurdular ve “ateşkes biterse İsrail’i ve gemileri yine vururuz” diyorlar; vururlar… Sözünün eri adamlar; reelpolitikmiş, Trump’mış, NATO’ymuş, sallamıyorlar…
Paris’te Suriye toplantısı yapıldı. Fransa eski müstemlekesine el atıyor; Lazkiye limanını almışlardı, şimdi Suriye’de genel çerçeveyi çiziyorlar. Eh, parayı veren düdüğü çalar… Irak’a da İngilizler geldi, yerleşti, Kerkük petrollerini kontrolleri altına aldılar malûm… AKP çok çalıştı, Saddam ve Esad rejimleri devrilsin diye; şimdi Batılılarla birlikte meyvelerini topluyorlar. İngiltere Irak’ta, Fransa Suriye’de ipleri ele alırken, İsrail’ de Gazze ve Batı Şeria’da, Filistin’e destek olan rejimlerin yıkılmasıyla desteksiz kalan direniş karşısında daha pervasız davranma imkânı elde etmiş durumda. AKP de burada yeniden inşa sürecinde yandaş müteahhitlere ihale vererek pastadan pay almış olacak… Tabi bu pay kırıntı olacak ama, olsun… Diğer yanda Irak’ta devletleşme yoluna giren “iyi bölücü” Barzanî’nin izinde Suriye’de de bir Kürt devleti kuruluyor. Sahi, bölgede bizden habersiz kuş uçmazdı ya, Paris’teki Suriye toplantısında leş yiyici akbabalar, yırtıcılar podyuma çıktı, PYD-PKK o podyumda yer alırken, biz var mıydık? Şimdi diyecekler ki, “orada PYD-PKK varken biz gitsek, onları tanımış, muhatap almış olurduk!”… Mesele zaten burada, esasında kimse, “bölgede bizden habersiz kuş uçmaz” diyen bu zevatı takmıyor, yapmak istediklerini yapıyorlar. “Enver Sedat olmak istiyorum!” diyerek perspektifini ortaya koyan Şara’lar oradaydı elbette, onlar muhatap alıyor haliyle; neticede onlar bunları muhatap alsın diye Şara’ları iktidara kim getirdi… Zamanında Barzanî’yi de muhatap almıyorduk, ne oldu? “Kötü bölücü” PKK olurken, “iyi bölücü” Barzanî oldu ve Barzanî devlet protokolü ile karşılanır hale geldi… PKK da Barzanîleşmeyi kabul ederse, o da iyi bölücüler sınıfına dahil edilecek elbette; o da muhatap alınanlardan olacak… Bahçeli’nin işaret fişeğini, “Öcalan da gelsin TBMM’de konuşsun” diyerek açıkladığı yeni çözüm süreci bunun için. Zaten bu süreçle ilgili alınacak tüm kararlardan önce Barzanî ziyaret ediliyor ve ortaya çıkan her yeni gelişmeden de Barzanî haberdar edilmekte…
Trump, Avrupa’yı karıştırdı…
Putin’le telefonda görüştü, Suud’un evsahipliğinde karşılıklı görüşme kararı aldılar. Masada Ukrayna olacak ama görüşmede Avrupa ve Ukrayna olmayacakmış. Avrupa ve Ukrayna köpürüyor kapı dışında bırakıldıklarına. Hafta sonu Münih’te Güvenlik toplantısı vardı. ABD Dışişleri Bakanı bunları fırçaladı, Trump’ta, “aferin iyi yaptın” diyerek destek oldu. Avrupa ise ne yapacağını şaşırmış durumda, acele toplanma kararı aldılar. Fransa’da bir araya gelecekler, ne yapacaklarını karara bağlamaya çalışacaklar. Trump Zelenski’ye, “Değerli toprak elementlerinin yarısını ver, ben de bunları korumak ayağına Ukrayna’ya asker yığayım!” teklifinde bulunmuştu. Zelenski bile Trump’a kafa tutuyor havalarında. Emir vermiş, hükümette hiç kimse anlaşmaya imza atmayacakmış… Tabiî Avrupa’nın bir derdi de ABD’nin getirdiği yeni gümrük vergileri…
Hadi bakalım, gazaları mübarek olsun…










