HARVARD DERSİ

Trump’ın Filistin baskısına direnen Harvard’a devlet desteği kesildi

Harvard Üniversitesi, Beyaz Saray’dan ‘antisemitizmle mücadele’ gerekçesiyle iletilen talepleri, “Üniversite, bağımsızlığını ya da anayasal haklarını teslim etmeyecek” diyerek reddetti.

Karar, Harvard Üniversitesi’nin Amerikan değerlerine “düşmanca yaklaşan” öğrencilerin ihbar edilmesini de içeren bir dizi talebi reddetmesinin hemen ardından açıklandı.  

Haber uzayıp gitmekte…

Temel meselemiz, üniversitelerin özerkliği.

Devlet kontrolü… Şayet bu kontrol, hakkın tesisi içinse iyi de, değilse diktatörlüğe alet olmak demek. Hakkı tesis için de hakkı temsil edecek bir şuur ve anlayış gerekli öncelikle.

İşin esasını bırakıp şekil yönünden akalım…

Amerika’da Harvard özerkmiş ama Amerika’nın Türkiye’ye dayattığı ve 80 ihtilâli sonrası kurulan YÖK sayesinde Türkiye’de üniversite özerkliği diye bir şey söz konusu bile değil.

1976’da Arjantin’de yapılan darbe sonrası ABD’nin işbirlikçi Arjantin cuntasına üniversiteleri kontrol altında tutmak için dayattığı YÖK yasası… Tercüme kanunlar serisi Cumhuriyet’in kuruluşu esnasında olan biten bir mesele değil, devam etmekte. 76 Arjantin darbesi sonrası, ABD’nin isteği ile Arjantin cuntasının hayata geçirdiği düzenleme, Türkçeye tercüme edilerek 80 ihtilâli sonrası aynen Türkiye’de uygulanmaya devam etmekte. AKP de bundan en çok nemalanan iktidar oldu. Güya darbelere karşılar…

Kısacası Türkiye’de üniversiteler özerk değil, bu zihniyet elinde özerk de olamaz.

Kendi kültürünü üretemeyen bir iktidar zaten üniversiteleri özerk de kılamaz.

Kültürün doğrusu yanlışı bir tarafa, kendi kültürünü üretemeyen bir iktidar, işte böyle, sözde karşı çıktığı yabancının dayattığı cunta yasalarına sarılmakta bulur çareyi.

Üstad Necip Fazıl, vakti zamanında, “komik üniversite, hokkabaz profesör” diyerek yükseköğrenimi tanımlamıştı. Komik üniversite, güya üniversite taklidi yapan mekân; hokkabaz profesör, o mekânda yetiştiricileri yetiştirecek hoca taklidi yapan eşhas… Bugün artık böyle bir komiklik seviyesi bile sözkonusu değil… Bugünkü hâl karşısında o günün komedisi bile bile bir seviye arzeder olmuş…

Bizim üniversiteler, İsrail’in Gazze’de katliam yaparken kullandığı tankların petrolünü sağlayan SOCAR’a kürsüde söz verirken, protesto edenlerin tutuklandığı, çıplak aramaya maruz kaldığı platformlar haline getirilmiş durumda. Zira İsrail’in yaptığı katliamda tankların kullandığı petrolü sağlama suçunda SOCAR AKP ile birlikte çalışıyor. AKP istemese SOCAR bizim topraklarımızı kullanamaz, İsrail’e petrol akıtılamaz! Katliamlar bu kadar rahat gerçekleştirilemez.

Komedi falan yok, büyük suç ortaklıklarına müzahir yapılar var artık…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin