DEPREMİN HATIRLATTIKLARI

Levent AKINCI

Âyette, “Halk da emir de O’nundur” diye buyrulmuş. Yani eşyâyı halkeden, âlemi de beni âdemi de başıboş bırakmamış ve kevnî ve şer’î yasalar koymuş. Her kim ki, “Allah -hâşâ- sadece göklerin ve ahiretin rabbidir, yerde ve şimdi hükümleri biz koyarız, helâli ve haramı, hüsnü ve kubhu, güzeli ve çirkini, iyiyi ve kötüyü biz tayin ederiz, şeriata karşıyım” derse veya “Şeriat bu devirde uygulanamaz” yalanını söylerse, o, göklerin ve yerin rabbine, dünyanın ve ahiretin malikine karşı kâfir olmuştur.

23 Nisan 2025 Çarşamba günü hakimiyetin/egemenliğin yegâne sahibi, yerin ve göğün rabbi, dünyanın ve ahiretin ve cümlemizin maliki olan Allah’ın takdiriyle sallandık.

“Sakının o belâdan ki, sadece zulmedenlere isabet etmekle kalmaz” buyruğu mucibince bir kez daha ve her daim gazabından rahmetine sığınıyoruz. Ve Mûsa Aleyhisselâm’ın “İçimizdeki birtakım beyinsizler yüzünden bizi de mi helâk edeceksin? Bu senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim velîmizsin, artık bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın” duâsını bu kez daha farklı bir ruh hâliyle zikrediyor ve amin diyoruz. Ve “İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesad zuhur etti; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- yaptıklarının bir kısmını onlara tattırıyor” hakikatini tefekkür etmek ve tevekkül ederek tedbir almak, ekini ve nesli, tabiatı, âlemi ve benî âdemi ifsad etmemek, dengeyi bozmamak gerektiğini bir kez daha hatırlıyor ve hatırlatıyoruz.

Deprem anında veya sonraki ilk dakikalarda oturduğumuz apartman komple boşalmış. Biz, elbette ki korku ve teyakkuz halinde olmakla birlikte, nasılsa sarsıntı geçti, dışarıda ne kadar kalacağımız da ne olacağımız da hiç belli değil, biiznillah öğlen namazını da kılalım ve kaplarını hazırlayıp kedileri de ve deprem çantasını da alalım vs derken yarım saat kadar sonra aşağı inebildik. İki elimde iki sepette evin kedileri, hanımda çantalar, komşuların şaşkın bakışları altında sallana sallana ancak çıkabildik apartmanın önüne. Meğer binada sadece biz kalmışız. Herkes sandalyelere, duvarlara ve kaldırımlara dizilmiş. Tüm sokaklar aynı şekilde.

Bahçede beslediğim sokak kedileri için “bu kedileri burada besleme, apartmana girerler” diyen ve hayra engel olmak isteyen bazı merhametsizlerin herkes gibi hatta en önde fırlayıp çıkmış olduklarını ve üç beş saat sonra da binaya herkesten sonra girdiklerini ibretle gördük! Yaa. Kimindir bu mülk? Kime kalmış dünya malı? Mülkün sahibi dilerse sen de giremezsin içeri, işte böyle sokaklarda ağlarsın! Hâlâ yıkılmadık ise sebebi vesilesi belki de kapımıza sığınan, duvarımızın dibine yavrulamış olan ve çemkirip durduğun, diş bilediğin şu masumlardır. Kim bilebilir.

Burası Maltepe’ye tâbi Küçükyalı. Bazı akrabalarımızın 1980’den beri bizimse 1990’dan beri ikâmet ettiğimiz sakin bir yer. Eskiden minibüs yolunun kenarındaki binalar hariç diğer her yerinde sadece bahçeli müstakil evler ve bağ bahçeler olan şirin bir semt imiş. Küçükyalı’da, iki tarafındaki yüksek binalarla dolu olan Maltepe ve Bostancı’dan farklı olarak kadimden beri bir beledî kaide vardır; dört kattan yüksek bina yasaktır. Önce 1990’larda beşinci altıncı katı çıktı bazı binalar. Ki, dediklerine göre bu, iltimas veya rüşvet olmadan mümkün değilmiş. Sonra 2000’lerden itibaren hemen D-100 yani namı diğer E-5 karayolunun üstündeki kısımda çeşitli firmalar, otel, avm gibi yüksek ve enli binalar ve karayolları mevkiindeki metro durağının hemen altında da onlarca kat yükseklikteki gökdelenlerden oluşan bir zenginler sitesi dikildi tepemize! Tüm bu yüksek binalar semtin hem silüetini kirletti hem de rüzgarını ve iklimini etkiledi! Üstelik, şimdiki metro durağının altındaki, Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü arazisi olan bu yer, bildiğim kadarıyla evvela “deprem toplanma alanı” olarak tanımlanmış idi! Aşağıda, Küçükyalı metro durağında çekilen fotoğrafta gördüğünüz devasa arazi. Şimdi gökdelenlerden oluşan bir site var orada! İnşaatı sırasında çeşitli protesto eylemlerine de sahne olmuştu. Nedense bu konuda internette fazla bir haber ve paylaşım görülmüyor. Bir ikisinin linkini sonda verdim.

Bizim dairenin olduğu apartmana geleyim. Dört katlı ve kırk yaşına yaklaşıyor. Yivsiz demirleri paslı, bodrumda duvarlardan dökülen betonların içinde deniz kabuklularından çakıl taşlarına ne ararsan var. 17 Ağustos 1999 depremini ve diğer birkaç depremi daha yaşadı. 6 Şubat 2023 Doğu Anadolu depreminden sonra bina sakinleri olarak yıktırıp yeni bina yaptırmayı düşündük. Başka da çeşitli sorunlar çıkmakla birlikte, en az bir kat daha fazla yüksek yapılırsa ancak müteahhitlerin bir miktar daire alması karşılığında bedavaya yapabileceği gibi sebeplerle yıkım iptal oldu. Şimdi herkes adeta pisi pisine ölümü bekliyor. Kat izni verilmediği için! Zenginlere verilen izin ahaliye verilmiyor vesselam. Durumu böyle olan çok bina var. İnsanların sıfırdan ev yaptıracak parası yok! Ancak daire karşılığı bedava yapılırsa kurtarıyor. O da kat yasağına takılmış durumda.

Normalde yüksek binalara da metropol hayatına da karşıyım, hatta nefret ederim. “Çiftçilerin kibarlaşıp şehirlere dolması” ve “baldırı çıplak çobanların yüksek bina yarıştırması” ahir zaman alâmeti olarak haber verilmiş. Bana göre evler dip dibe de olmamalı, “makarr-ı nisvân”dan “ışık hakkı”na kadar her bir hakka riayet edilmeli ve mümkün mertebe iki kattan yüksek de olmamalı, ve Anadolu’ya göç ve ifsad edilmiş olan tarım ve hayvancılığın ıslahı ve yaygınlaşması şart. İmkânım olsa ilk yapacağım şeydir ana ve ata yurdum olan Yozgat’a veya Bayburt’a dönmek. Her ne kadar da payitaht aşığı olsam da. Hatırlayın, bu konulara “Bütün bir insanlık yalana teslim” adlı makalemde de biraz değinmiştim. Fakat can tehlikesi gibi bir zaruret varken ve Anadolu’da halihazırda gidecek bir yeri yurdu veya işi gücü olmayanlar için böyle durumlarda evvelemirde evleri yeniden yapıp nalet katı da çıkmak maalesef ki bir zaruret gibi görünüyor. Bilemiyorum. Her neyse. Bunu başka zaman tartışırız. Burada asıl itirazıma geleyim; dörtten fazla kat çıkmak; üstelik bu şartlar altında, bize yasak ise zenginlere neden ve nasıl hak oluyor? Bu ikircikliğin faillerini lânetliyorum. Umarım iki dünyada da bedelini öderler.

İstanbul Boğazı başta olmak üzere bütün şehirlerin tarihî silüetini ve tabiatını mahvedip Nemrud kulesi veya Firavun piramidi gibi gökdelenlere boğanları, tarımı ve hayvancılığı mahvedenleri, dereleri çayları kurutanları, denizleri kirletenleri, otel dikmek için zeytin ağacı kıyımı yapanları, ekini ve nesli ifsad eden bütün zalimleri, bütün yerli ve yabancı sömürgecileri lânetliyorum!

Batı’da, dahil ihya edilip, hariç, yani dünyanın geri kalanı sömürülüp talan edilirken, Doğu’da ise hariç ihya edilirken dahil sömürülüp talan ediliyor, ettiriliyor. Hepsi de tuğyanî sistemler. İnsanlığa dünyada huzur veremezler! Ehli küfrün ahireti ise zaten ateş.

Tağut Roma’daki, sömürülenleri uyutan ve uyuşturan Maviler ve Yeşiller’in birer modern vârisi olarak gördüğüm partiler ve futbol kulüplerini, evet partileri de takımları da, tamamını tekfir ettiğimi ve hepsinden de berî olduğumu tekrardan hatırlatayım. Bahsettiğim firmalar hangi firmalar, hangi avm ve hangi gökdelen sitesi ve hangi dönemde hangi iktidar ve hangi büyükşehir ve ilçe belediyeleri marifetiyle oldu bunlar, hepsini internette bulabilirsiniz. Partiler ve takımlar demişken, aynı mantıkla hareket ediyorlar gibi. Ve hepsi aslında aynı takımın oyuncusu. İlişikte sondaki haberlerde de görüldüğü gibi, bir parti sağdan paslıyor öbürü soldan çakıyor, halka attıkları golü zaferi böylece paylaşıyorlar.

Ve “Muhalifsiniz ama yaşıyorsunuz burada” başlıklı tarihî yazımızda da dediğimiz gibi:

“Sayıları toplam nüfusun binde biri kadar bile etmeyen ‘nüfusu az ama nüfuzu fazla’ bir elit zümrenin tüm gelirin binde dokuz yüz doksan dokuzuna çöküp; tüm gelirin geriye kalan binde birinin de nüfusun binde dokuz yüz doksan dokuzundan fazlasını teşkil eden halka paycık edildiği bir sömürü ve gasp düzenindeyiz.”

https://www.odatv.com/yazarlar/yusuf-yavuz/istanbulun-gobeginde-akil-almaz-yagma-109135

One thought on “DEPREMİN HATIRLATTIKLARI

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin