İSTANBUL ADI NEREDEN GELİYOR?
Levent AKINCI
Bizantion, Antoninia, Secunda Roma, Nova Roma, Constantinopolis, Rûmiyyetülkübrâ, İstanbul, İslâmbol, Dârulhilâfe.
Tarih boyunca çeşitli isim ve vasıflar ile anılmış olan İstanbul hakkında sosyal medyada zaman zaman “Osmanlı Devleti İstanbul’a Kostantiniyye derdi, Cumhuriyet zamanında şehir Türkleştirildi ve adı Türkçe yani İstanbul yapıldı” veya “Cumhuriyet’den önce Türkçe olan İstanbul ismi halkımız arasında yaygındı ama devlet buna itibar etmezdi, Osmanlı Kostantiniyye demeyi tercih ederdi” gibi saçma sapan yazılar görüyoruz. Bu iddialarını isbat için de üzerinde “Duribe fî Kostantiniyye” yazılı olan bazı paraların resmini mal bulmuş mağribî gibi paylaşıp duruyorlar. Bu modern paganlar hiç mi kendini geliştirmez yâ hu!
Bir kere, “Osmanlılar hep Kostantin’li ismi tercih ederdi” gibi iddialar tamamen yanlış. Birçok vesikada ve parada Kostantiniyye denildiği gibi, yine birçok vesikada ve parada da İslâmbol ve İstanbul yazar. Keza birçok şiirde bütün bu isimler geçer ve bazısında Sitanbul da göze çarpar. Meselâ bu şiirlere dâir “TDV İslâm Ansiklopedisi”nde “İstanbul” maddesinde yeterince örnek görülmektedir.
İlgili maddenin “Türk Devri” başlıklı uzunca bir kısmı Halil İnalcık’a ait, ve orada “Şehrin Adı” başlığı altında ismin hikâyesini kaynaklarla yazmaktadır. İstanbul maddesinin Halil İnalcık’a ait olan kısmı ansiklopedinin 2001’de İstanbul’da basılan 23. cildinde, 220-239 numaralı sayfalarda yer almaktadır. Zaten internette bulmak mümkün. “Dia İstanbul” yazıp taramak yeterlidir.
Osmanlı’da Kostantiniyye adının tamamen terk edilmeme sebebi; aşikârdır ki; sahîh kaynaklarda geçen ve Molla Güranî’nin de “fetihten murad şehrin fethi ise, o ordu biziz” dediği meşhur Hadîs’de bu isim geçer ve o Hadîs-i Şerîf’e ve tahakkuku hatırasına hürmeten ismin orijinali tümden terk edilmemiş ve değiştirilmemiştir.
Mezkûr cühelânın bas bas Türkçe diye bağırdığı İstanbul ismi de Türkçe falan değildir! “Constantinopolis”den Rumca “İstin Bolin”e oradan da “İstanbul”a dönüşmüş. Bahsettiğimiz kaynakta “Türkçe şekillerin Rumca ‘İstin Bolin’den türediği kesindir” diyor Halil İnalcık.
Görülen o ki, şehre dair telâffuz edilen isimler arasında Türkçe olan varsa şayet, o da Fatih’den itibaren telâffuz edilmeye başlandığı rivayet edilen ve “İslâmı Bol”un kısaltılmış hali olan “İslâmbol”dur, onu da bu paganlar sevmez, çünkü içinde İslâm var!
İstanbul’un isminde de, sûretinde de, sîretinde de İslâm’ın varlığına ve hâkimiyetine tahammülleri yoktur.
Osmanlı’da sapına kadar bir Türk şehri olan İstanbul’un, seküler devirde gerçek hayatta da matbuatta da görüldüğü üzere, yeniden Romalılaştırılmaya çalışıldığı açıktır. Bir örneği en sondaki görsellerde apaçık görülmektedir. Seksen doksan yıl önce Türk’e Roma kıyafetleri giydiren böyle birçok görsel bulmak mümkün.
Yeri gelmişken ekleyeyim; hazreti Fatih’in hocası Molla Güranî (Goranî) Hazretleri bildiğim kadarıyla aslen Kürdistanlı bir âlimimiz, modern bir firavun olan Enver Sedat’ı geberten hazret, Şehid Teğmen Halid el-İslâmbuli de İslâmbollu Türk asıllı bir Mısırlıdır. Bir taraftan da Seyyid Arab asıllıdır.
Gelelim bahsi geçen cühelânın Osmanlı Devleti İstanbul adını sevmezdi iddialarına. Görelim Kadı Sicilleri ve Ahkâm Defterleri ne demiş, ilişikteki görselleri dikkatle inceleyelim.

















