İMANSIZ İSLAMCILIK REJİMİNDEN, MÜSLÜMAN ANADOLU’YA İŞSİZLİK ZULMÜ
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Önce, “nas var!” dediler ve güya naslara uygun, ama pratikte yine buz gibi liberal kapitalist ama retorikte nas dedikleri, nasla liberal kapitalizmi mezcetmeye çalışıcı ekonomi modeli uyguladılar. Nassı doğru anlamadıklarından, nas adına nassın ruhuna düşmanlık yaptılar. Onların yanlış anlayışından doğan yanlış ekonomi ile ülke krize sürüklenince, bu defa nasla liberal kapitalizmi mezcetmeye çalışmaktan vazgeçip, salt liberal kapitalizme avdet ettiler.
İslâm’ın öngördüğü faizsiz ekonomi modeli, bütün bir sistemin parçası olarak alt bir sistem keyfiyeti arzeder. Kapitalizm ise ayrı bir sistem. Kapitalizmin kendi işleyişi içerisinde faizler yüksek veya düşük olabilir. Faizlerin düşük ya da yüksek oluşu, sistemin kendi dinamiklerine bağlıdır. Bu dinamikleri gözetmeden, “biz müslümanız, İslâm’da faiz yoktur, nas bunu emreder” diyerek, güya İslâmî görünme şovu yapayım diye, kapitalist sistemin kendi dinamiklerine aykırı olarak faizleri düşürmeye kalkarsan, o ne İslâmî olur ne de faizlerin düşürülmesiyle beklenen fayda elde edilebilir, bilâkis krize yol açar. Açtı da… (Not: İlgili süreçte faizlerin düşürülmesinin esas gayesinin nassın gözetilmesi değil de yandaşlara ucuz kredi vererek bir çeşit hortumlama olduğu, nasssın buna perde yapıldığı da ifade edilmişti.)
Nihayetinde ekonominin başına, kovdukları, yolsuzlukla suçladıkları İngiliz Mehmet’i getirmek zorunda kaldılar. Zira, ekonomi sadece ekonomi demek değil. İktidarın ayakta kalabilmesi, emperyalist sistem tarafından desteklenmesine bağlı ve emperyalist mahfillerden bu desteği de İngiliz Mehmet’in sağlayabileceğini umdular. Daha doğrusu, emperyalizma, Türkiye’ye İngiliz Mehmet’i sömürgeyi kontrol edecek müfettiş olarak atamış oldu.
Gelinen nokta:
İktidarda kalabilmek uğruna, çeşitli kalemlerdeki on milyar, yüz milyarlarca dolarlık satın almalarla emperyalist efendilere ödenen haraçlar karşılığında elde edilmeye çalışılan meşruiyet…
Bedelini de her zaman olduğu gibi müslüman Anadolu ahalisi ödeyecek…
Daha önce olsa çalışarak, borçlanarak öderdik derdik ama artık İmânsız İslâmcılık Rejimi istihdam üretemez noktaya getirdi ülkeyi.
TÜİK’in mevsim etkisinden arındırılmış aralık ayı verileri karşılaştırıldığında, 2020’de 1 milyon 115 bin kişi azalan istihdam, 2021’de 2 milyon 929 bin, 2022’de 1 milyon 461 bin, 2023’te 824 bin, 2024’te 394 bin kişi artmışken Eylül 2025 itibarıyla ise istihdam, geçen yılın aralık ayına göre 206 bin, geçen yılın eylül ayına göre ise 237 bin kişi azaldı.
Yani geçtik sefalet şartlarındaki ücretleri, geçtik her sene istihdam piyasasına yeni katılanlara yeni işler bulmayı, mevcut çalışanlar dahi işlerini kaybetmeye başlamışlar…
Borçlarımızı ödeyemeyince alacaklılar ne yapacak, ne isteyecekler?
Zaten istiyorlar, yeni kapitülasyonlar devreye sokuluyor.
En son Amerika gezisinden önce biz kısım ABD mallarının ithalatından alınan gümrüklerin kaldırılması kapitülasyondur. ABD’nin, “Rusya’dan ucuz gaz almayacak, benden pahalı sıvılaştırılmış gaz alacaksın!” dayatmasını kabûl etmek, kapitülasyondur, haraçtır…
PKK ile masaya oturulması da bu çerçevede değerlendirilebilir. AKP kendisi iktidarda kalabilmek adına ülkeye ekonomik, siyasî her alanda bedel ödetmeye evet diyor. Böylece, ülkenin önce federasyona sonra da büsbütün parçalanmaya gidişinin yolu açılıyor.










