EFLATUN’DAN MİRZABEYOĞLU’NA DİYALEKTİK DÜŞÜNCE, 3. BASKIYA HAZIRLANIYOR
Selim GÜRSELGİL
Pek çok talep geliyor ve ilk iki baskısı sayı ile basıldığı için piyasada bulunamıyor. (Bende bile yok!) Üçüncü baskı, ufak tefek düzenlemeleriyle birlikte, 30 yıllık bir fikir macerasının yeni sürümü olarak ortaya çıkıyor. Pek yakında!
….
İktibas:
1992 başında Taraf dergisinde, “Demokrasi Gerçeği yahut Diyalektik Kavga” başlıklı makalede şöyle demişim:
“Diyalog ve diyalektik, fikirlerin karşılaşmasında birbirinden ayrı iki metodtur. Diyalog, -karşıt- fikirlerin karşılaşması ve kaynaşmasıdır. Diyalektik ise, bir fikrin kendi karşıtını mağlub etmesi ve daha üstün bir fikre çıkmasıdır. Şu hâlde diyalog bir muhabbet biçimi ve diyalektik bizzat kavgadır.”
Yani buradan şu anlaşılmalı: Bizim “dinler arası diyalog”çular gibi, dinimizi muhabbet tellalı misali pazarlayıcı bir usûlümüz yoktur; biz diyalektikçiyiz, antitezlerimizi muhasebe eder, onlarla hesablaşırız. İşte İbda Diyalektiği budur: İslâm’ın, karşıtlarıyla mücadelesi ve üstünlüğü dâvâsı!
Tekrar edelim: İbda Diyalektiği, İslam tasavvufu karşısında Batı tefekkürünü muhasebe ve birinciye nüfuz ederken ikinciyi aslî prensibine döndürme dâvâsı.
….
Bir başka iktibas:
Böylece İbda Diyalektiği üç temel unsura dayanır:
Birincisi, İslâma Muhatab Anlayış’tır. Yani Ehl-i Sünnet esaslarına, şeriat ve tasavvuf görüşüne bağlı, sapık kolların kirlerine bulaşmadan, dosdoğru İslâm imânı ve idrakıdır.
İkincisi, Büyük Doğu Tarih Muhasebesi’dir. Nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz, âlemde ne arıyoruz, biz kimiz? Bu tarihî-zamanî şuur, onun tekibî dâvâ şeması, bize siyasetin ve aksiyonun da prensiplerini verir.
Üçüncüsü, Hikemiyat’tır. Yani tecrid ölçüleridir. Yani muhakeme usûlü prensipleridir. Bu prensiplerle İslâm Tasavvufu önünde Batı Tefekkürünü muhasebe etmek; bütün düşünce tarihi içinde Fikir Çağı senfonisini bestelemek, onun mevzu ve ilimlerini, saha ve açılımlarını tesbit etmek ve bunun da özünde daima İslâm idrakı olduğunu, hikmet kitabının suhufu olduğunu bilmektir.










