SIRRI SIRLAYAMAYAN ÇIRAK (1)
Yavuz USTA
BOYACI
“Kim Allah’tan daha güzel renk verebilir?”
“Yine şöyle deyin: Biz Allah’ın boyadığı renge boyandık. Kimin boyası Allah’ın boyadığı renkten daha güzeldir? Biz, yalnızca O’na kulluk ederiz.” (Bakara 138) Bu âyet meâlini ilk okuduğumdaki hissim…
— Vay be! Tanrı ile meslektaşmışız! Oysa insanların üzerime yapıştırdığı BOYACI etiketini silebilmem için…
Sıvacılığından, seramikciliğinden, iç dış duvar montalama, hatta nakkaşlık ve marangozluğa varan ustalığa kadar, kaç meslek türünü öğrenip repertuarıma eklesem de beyhude çabalardı… Evine balkon, tavanına alçıpan, mutfağına seramik, duvarlarına ısı yalıtım kaplattıran tüm müşterilerim adres defterlerine ismimi BOYACI olarak kaydederlerdi… Bu İlâhî cilvedir ki, Tanrı ile konuşup “USTA-çırak” iletişimimize başlamıştık…
Tabela Eyüpsultan Camiî şadırvanını gösteriyor, aylardan Ramazan; “MİR”i uğurlama günü telefonun şarj olmasını beklerken, gözlerim şadırvanın çatı altı boyalarındaki dökülmelerine takılıyor ve bir usta bulup yenilettirmedikleri için kendimce sitem ediyorken:
— BOYACI! Bu insanlar kışın kahverengi-mor, yazın beyaz-mavi renkli elbiseler giyilmez diyorlar!? Bunlara doğrusunu anlatsana!..
Ne irrite edici uslûp! Fakat kimdi bu? Yüzlerce insan selinin içinden beni tanıdığını, bana dair fazlaca bilgiye sahip olduğunu vehmettiren ve samimiyete dayalı hitap eden, seyrek, siyah sakalları ile sarığından şalvarına kadar beyazlara bürülü genç adam?.. Fakat aylardan Ramazan, çay ve sigara baya noksan, şuurum hafif meşrep sarhoştu; velhasıl soramamıştım “kimsin!?” diye… Sadece:
— Tamam! demekle geçiştirmeyi tercih etmiştim fakat o ısrarcıydı:
— BOYACI! Bu insanlar kışın kahverengi-mor, yazın beyaz-mavi renkli elbiseler giyilmez diyorlar!? Bunlara doğrusunu anlatsana!..
— Tamam anlatırım! demem ile o tekrar benzer cümlelerine devam ederken telefonuma çağrı gelmişti…
Caminin ardında iftar yapılacaktı ve evine misafir olacağım arkadaş orada bekliyordu… Giderken dönüp insanlar arasından O’na baktığımda hâlâ gözleri ile beni takip ediyordu…
Artık başlamıştım yazıp çizmelere, bu bir tercih değil zorunluluk hissi, bu “USTA” ile iletişimimin hikâyesi…










