KAFALAR KARIŞTIKÇA

Nihan Öztürk

Adımlar Almanya

Batı kültürü etrafında idare veya iktidar ile alâkalı hangi anlatıma rast gelseniz işin ucu tamamen çıkara dayanıyor. Aralarında bir kaç vatan veya halk sever tiplerin olması meseleyi maalesef kurtarmıyor.

Doğu ise biraz daha efendi görünüyor.

Bunu nerden anlıyoruz?

Yüzyıllara varan ve geniş bir bölgelere varan huzur ortamından.

Tabiî öyle kolay değil bu işler!

Meseleyi anladığım kadarıyla ve kafaları karıştırmadan izah etmeye gayret ediyorum.

İdare veya iktidar, ister parti olsun isterse de şahıs etrafında, tamamen demir bir yumrukla kendi sosyetesini koruyup kollamak istiyorsa, dışarda kalan tüm idare edilenlerin, buna tepki vermemesi için daima başka şeylerle meşgûl edilmesini sağlamak zorunda.

Kafalar karışmalı ve kafaları karışanların sayısı çoğalmalı ki işler tıkırında olsun!

Her dönem, bazen saat başı değişen gündem bunun en büyük ispatı!

Gün boyu manyak gibi çalışmak zorunda kalıp evine ekmek götürebildiği için mutlu olan insanların yanında, iktidara yakın olanların şatafat hayatı yaşadığı bir ortamda başka ne olması beklenebilir?

Keyfi yerinde olanlar, kölesi oldukları gücü pohpohlasın dursun, her gün yeni bir absürtlükle işi tapma noktasına kadar vardırsın ki “Ulan böyle yaptı ama şöyle de demişti!” diye insanları bunca sıkıntıları içinde tersinden düşünmeye, enerjisini harcamaya, diğerlerini kötülemeye, düşman görmeye, kavgalar ve küfürler etmeye zorlasın. Yapay bir kitle oluşmaya başlayınca “Çalıyor ama çalışıyor!” sözüne inandırsın, kabul ettirsin, kaale aldırmasın..

Komedyen miş, engelli bir kızcağız mış, bir cemaat lideriymiş, hiç farketmez, en aşağılayıcı benzetişler ve suçlamalarla şeytanlaştırmak en güzeli.

Yani tarihte, Ortadoğu İslâm Coğfrafyası’nın sömürülmesini ve bombalanmasını izlemekle kalmayıp bir de düşmana her türlü desteği veren ve istiflerini bile hiç bozmadan “Ne olmuş, en iyisi biziz!” diyen idareler görmedi değil.

Varın siz düşünün bugünün manipülatif düşmanıyla bu idarelerin benzerliğini!

Ne tuhaf değil mi?

Kandır, böl ve her ne olursa olsun rahatça hükmetmeye devam et.

Yani güç ele geçtikten sonra bundan kolayı ne var ki?

Versinler bana iktidarı, aynı şeyi deneme amaçlı ama daha sağlam ve uçuk yapmazsam, Ayasofya ve Sultan Ahmet arasındaki meydanda asılmaya razıyım!

Bu ne arkadaş?

Batı’nın tam işbirlikçi kötü bir kopyası ve Doğu’nun sömürülmedik değerini bırakmamış bir idareden ne zaman kurtulacağız?

Öyle ya; kafalar karıştıkça, bu her an ters tepebilir bir vaziyete açık bir durumdur!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin