REŞAHÂT VE MEKTUBÂTIN OKUNMASINDAKİ HİKMET
Esseyyid Abdülhakim Arvâsî
(“Birinci Keşkül”deki bu mektûb-i şerîf, Hicrî 12 Cemâzi’l-Ahir 1342 [19 Ocak 1924] târîhinde Akhisar’da hocalardan Hasen Efendi’ye yazılmıştır. “Mektûbât” ve “Reşahât” kitâblarının çok okunmasının ihlâsı ve muhabbeti artırdığını bildirmekte; kalbî zikrden, râbıtadan, çocuk terbiyesinden bahs etmektedir.)
Mektûb-i âlîleri geldi. Ahvâlinizden mesrûr oldum. Cenâb-ı Hakk, sizi ve evlâdınızı dünyâda ve âhiretde en yüce mertebelere ulaştırsın!
“Mektûbât” kitâbı ile ve “Reşahât” kitâbı ile çokça meşgûl olmak, ihlâsın ve muhabbetin artmasına bâ’is olur.
İhlâs ve muhabbet de dünyâ ve âhiret se’âdetinin sebebi olan nisbet huzûruna ya’nî kalbin Allâhü Te’âlâ’nın rızâsından ve muhabbetinden başka her şeyden temizlenmesiyle kavuşulan huzûra, kalbin uyanıklığına sebeb olur. Âlemin yaratılmasındaki ilâhî murâd işte bu nisbete ve kalbî uyanıklığına terettüb eden kulluğun devâmıdır. Hakk Te’âlâ, bizi ve sizi bunların ihlâsından ve muhabbetinden hissedâr buyursun!
Maksûd olan, ameldir ki, bizler bununla me’mûruz. Eserlerinin zuhûru, buna âiddir. Mu’âmele, lutf ve ihsân mu’âmelesidir; mukâbele mu’âmelesi değildir. Müteyekkız bulununuz! Dünyâ meşgûliyyetlerinizle berâber Allâhü Te’âlâ’ya kulluk vazîfelerinizi elden bırakmayınız! Bu devletin devâmı, kalbî zikrle meşgûliyyetin devâmına bağlıdır. Muhabbet ipinin ucu elinize geçmişdir. Zinhâr bu büyük devleti elden bırakmayınız!
Ma’lûm-i âlînizdir ki makâm, muhabbet makâmıdır. Muhabbet de zâtî bir karârda kalmayan avârızdandır. Bir karârda durmaz; yâ artar veyâ eksilir. Çok amel etmekle berâber bâtınî ya’nî kalbî amel olan zikr ve râbıta ile meşgûliyet ni’metleri nasîb olursa, muhabbet devâmlı artar ve terakkî eder; şevk ve zevk ziyâde olur. Şer’-i Şerîf’in yapılmasını emr ettiği amellerin ifâ edilmesinde büyük bir kolaylık müyesser ve akā’id müstahkem olur. Tâ’atlerde tatlılık duyulur; lezîz lezîz, tatlı tatlı rü’yâlar görülür; bunlara nâ’il olan kimseye karşı insânların kalblerinde muhabbet, meveddet ve meyl artar. Uyku tatlı olur. Dünyâvî istekler pek za’îf, zahmetsiz sebeblerle tahsîl edilir. Bu kimse, kalblerin sevgilisi olur.
Zikrde ve râbıtada tenbellik, gevşeklik olursa, yavaş yavaş azalır; ibâdetler ve tâ’atler, zevk ve şevk zâ’il olur. İpin ucu elde oldukça, günlük vazîfelere devâm etmelidir. Dünyâ meşgûliyyetleri buna mâni’ değildir. Kalbî vazîfeler için bir mikdâr zamân tahsîs buyurup o mukaddes vazîfeyi ifâ edersiniz. Kalan zamânda güzel niyyetle kendi ticâret vazîfenizle, hükûmetdeki vazîfelerinizle, ev işlerinizle meşgûl olmanız size ziyân vermez. Belki Şer’-i Şerîf’e mutâbık olduğundan, o işlerinizden de fâ’idelenirsiniz ve feyzlenirsiniz.
Refîka-i aliyyenizin kerîmeniz Nefîse ile meşgûl olmaları sebebiyle günlük derslerinden ve vazîfelerinden kalmasında be’s yoktur. Zîrâ çocukları terbiye etmek, ibâdetlerden ve tâ’atlerdendir. Bir kız çocuğunu gâyet iffetli büyütüp iyi bir kocaya veren bir kadının cennet ehli olduğunu Fahr-i Âlem “Sallallâhü Te’âlâ Aleyhi Ve Sellem” Hazretleri müjde buyurmuşlardır.
Mektûblarımın te’hîrine, gecikmesine râhatsız olmam sebebiyyet vermişti. Birgün Medrese’den terli olarak Fener’e geldim; on beş dakîka kadar bekledim; üşüdüm. Bu da râhatsızlığıma sebeb oldu. Bir hafta sonra gevşeklik kalmış idi. İşte bugünün sabâhı bu mektûbu zât-ı âlînize kemâl-i iştiyâkla yazıyorum. Size du’âlar ederek yazıyorum. Fu’âd’ın sıhhatine ve se’âdetine du’â ederim.
*Silsile-i Âliyyenin Son Halkası Esseyyid Abdülhakim Arvâsi, Yedinci Mektûb, syf. 732.










