İTHAL HUKUKUN İHRACI
Av. Mehmet TIĞLI
İçe his halinde doğan “inanç” üzerine aklî faaliyetlerle gidildiğinde “düşünce” doğar. Düşüncenin harekete geçmesi, pratiğe gelmesi ve tavır, duruş hâlinde kendini göstermesiyle de “ahlâk” oluşur. Ahlâkın pıhtılaşmasıyla yani belli bir formda düzenlenmesiyle de “hukuk” meydana gelir.
Dünyadaki bütün hukuk sistemlerinin temeli bir inançtan neşet eder.
Misâl olarak söylüyorum, iki kadın tanığın istendiği bir iklimden “kadının beyanı esastır” iklimine nasıl geçiş yaptık? Hiç üzerinde düşünüldü mü? Bu geçişle neyin tercih edildiğine şahitlik etmiş olmuyor muyuz? Neyi yalanlayıp neyi doğruladığımıza tanıklık etmiyor muyuz?
Hukukumuz hangi ahlâkın pıhtılaşmış halidir? Temelinde Hıristiyan ahlâkın olduğu Berlin kriterlerine Ankara kriterleri etiketini yapıştırarak şekillendirdik, tohumdan gıdaya, inşaattan sağlığa, eğitimden ticarete, iklim krizi mevzuatından aile mevzuatına kadar.. Toplumu, toplumun yaşadığı kentleri hangi inanç temeline dayandırarak dönüştürdüğümüz ortada değil mi? Bu dönüştürmeyle oluşan toplum ve şehirlerden kim memnun?
Konuşuluyor, Libya’ya Gazze’ye, İdlib’e, Türkî cumhuriyetlere ihraç edecekmişiz, inşaatımızı, iktisatımızı, hukukumuzu eğitimimizi…
Başka bir örf ve inançtan ithal ettiğimiz bu hukuku şimdi ihraç mı edeceğiz? Hangi hukukumuzu, bilmek için soruyorum.










