DİN GERÇEKÇİLERİ VE YALANA TESLİM OLANLAR…
Levent AKINCI
Nereden düştü ise, hiç de sevmem ama, kendisi batılın “cündü” olan bir yazarın yeni bir videosu düştü önüme YouTube’da. Gördüğüm kadarıyla o da tastamam bir Kemalist olmuş, ve belli ki diğer dönenler gibi o da yeni mahallesinden alkış almak için, istihza ve istikbar dolu bir üslûpla hem de, eski mahallesine saldırmış. İpe sapa gelmez eleştiriler hezeyanlar…
Çok var böyle. Senelerce İslâmî camialar arasında çevre, nam, şöhret yapıp sonra da artık size ihtiyacım kalmadı dercesine karşı mahalleye “kaçan”. Meselâ, hiç bir vasfı olmayan ve ciddiyet fakiri olan şahsın biri, üç beş yıl önce twitter’da, Kemalizm’i tenkit eden meşhur bir tarihçiye “fitneci” diyor ve Kemalistlere linç ettiriyordu. Oysa kendisi de yıllarca aynı cenah sayesinde şöhrete erişmişti. Vaktiyle bazı badireler atlatmış ve bir kısım dindar kesimin desteği ile ayakta kalabilmişti..
Keza, başındaki sarıktan da utanmadan çıkıp hızlı bir Kemalist olan malum muhbir “kâhin” çıfıt…
Veya, vaktiyle yakın tarihteki Anadolu “İslâm” kıyamlarını bilgi ve belgeler ışığında kitap olarak yazan malûm şahıs ki, bildiğim kadarıyla “oğlu” olduğu sünnî bir arif olan merhum dahi tekfir etmişti kendisini, şimdilerde yeni mahallesine yaranmak için yedi yirmi dört hadislere ve ulemaya ve ecdadımıza saldırıp duruyor ve özel günlerde, bilhassa Kemalizm’e rahmet okuyor. Artık o köhne (!) geleneksel (!) hutbe ve vaaz şeklini de bırakmış, ortaoyuncu, meddah veya standapçı gibi çıkıp sahneye, gelenin keyfi için geçmişe sövüp sayıp iniyor aşağı. Videoları lâik mahallede çok alkış alıyor…
Keza, bir dönemde Kafkas cihadına ve muhacirlere destek olmasıyla bilinen bir yazar, günümüzde tam bir Kemalist oluvermiş. Kısa sürede de ana akım medyada, tvlerde ve saray sofralarında yer verilmiş kendisine; “murad”ına ermiş yani…
Keza, geçen otuz yıl boyunca müslümanların kendisinin İslâmî ezgilerini inkılâbî parçalarını dinlediği bir müzikçi, şimdilerde, on kasım paylaşımlarında da görüldüğü üzere tastamam bir Kemalist olmuş, ama hâlâ daha sosyal medya hesabından vaktiyle İslâmî hareketler için seslendirdiği o ezgilerini paylaşmaya, yani hâlâ daha bu dinden, bu ümmetten nemalanmaya, bu davanın ekmeğini yemeye devam ediyor. Yahû “kuş” kadar beyni olan bile şu trajikomik haline taaccub eder…
Bu günlerde tarihte hiç yakmadığı kadar can yakan ve NATO’cu bir başbakan tarafından koydurulan bir kanunu savunan bir hidayete “erem”emiş zat ise bu yasa kalkarsa ortalık toz duman olur diyor. Atatürkçü Düşünce Derneği’nden bile hızlı Kemalist çıktı!
Yine, bütün dertleri dindar kadınları “kadem”e kademe feministleştirmek ve Kemalistleştirmek olan, ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Türkan Saylan’dan Nur Serter’den daha tehlikeli olan bir dernek ve türevleri yandaşları ise, 28 Şubat’ta copla tankla bile yaptırılamayan Kemalist ve feminist faaliyetleri muhafazakâr kadınlara gönüllü olarak yaptırıyor. Bu dernek, içinden bakan ve milletvekili çıkartmada çok da “zengin”.
Bir diğer ilâhiyatçı profesör, çıkmış, “dinin ahirete dair ikna edici bir şey ortaya koyamadığı” gibi hezeyanlar savuruyor. Ki, bu ilâhiyatçı, yakın zamanda bir videosunda Safevîlere yanaşmış ve Ehli Sünnet Anadolu irfanına hakaretler etmişti. Sorsan öz be “öztürk” olduğunu söyleyecektir belki de, ama Türk’ün bin küsur yıllık itikad ve ahlâkına saldırıyor. Ve sömürgeci Haçlı Avrupa düzenini övüyor videosunda. Gazze soykırımında o sırnaştığı Batı’yı bir kez daha aslî karakteriyle gördük. Srebrenica’da, Ebu Gureyb’de, Guantanamo’da gördüğümüz gibi. Evet, sömürgeci kuduzlar orada -Avrupa’da- kendi aralarında bir hukuk kurmuş ve birbirlerini ısırmıyor olabilirler, ama bu sözde hukukları, ahlâkları dünyanın geri kalanında yaptıkları ve yapmakta oldukları sömürü ve vahşeti gözümüzde perdelemez!
Evet, nice ünlü İslâmcı -veya o kisve ile tanınıp bilinen- şahsın, yakın yıllarda laikleştiğini görmekteyiz. Bunun türevleri olarak kimi feminist, kimi Kemalist, kimi sosyalist, kimi hümanist, kimi deist veya ateist de oluyor..
Ve her geçen yıl da yaprak dökümü gibi devam ediyor bu irtidatlar. Bunlardan bir çoğu zaten müslüman değildi de… Olanlar için demek gerekirse; belki de senelerce içlerinde taşıdıkları nifak, maraz günün birinde irtidat olarak intişar ediyor, ifşa oluyor; Allahuâlem… Lâyık değillermiş demek k; Allahuâlem… El-Mudill Teâlâ’nın hikmetinden sual olunmaz…
Yaprak demişken; dökülenler çürük yapraklardır, hâlâ daha aynı yerindedir çınarımız. El-Hadî Teâlâ’dan istikamet ve o istikamet üzere istikrar dileriz…
Hep demişimdir; devir öyle bir devir ki, meyhaneden Malcolm X’ler çıkabiliyorken, bir kısım müftülükten, tekkeden ilâhiyattan da Turan Dursun’lar çıkabiliyor…
Benim anladığım o ki, bu irtidat ve savrulmaların kişiden kişiye değişir çeşitli nedenleri var. Meselâ bu zevattan bazıları AKP iktidarının muhafazakâr Kemalist olmasına binaen ona göre rota belirliyor ve “revaçta olan bu, sırtımı sağlama alayım” diyerek uydum kalabalığa yapıyor. Bazısı da tam tersi, “AKP düşünce ortada kalmayayım, şimdiden öbür cenahta, CHP ve türevleri arasında kendime yer edineyim” mantığı ile.
Hülâsa, bir şekilde hepsi de -neticede yıllarca İslâmcı camiadan nemalandıktan sonra- karşı mahalleye, laikliğe ve Kemalizm’e iltica ediyor.
Başta bahsettiğim yazarın, youtubedeki kendi hesabından ‘İslâm Cumhuriyetinden Lâik Cumhuriyete’ adlı videosunu seyrettikten sonra daha bir acıdım kendisine. Ona sözüm şudur:
Sürekli devrimcilikten bahsetmişsin videoda, bilesin ki memlekette tek gerçek devrimci; Kemalizme Faşizm diyen İbrahim Kaypakkaya’dır. Tek gerçek Türkçü; Antikemalist Nihal Atsız’dır. Tek gerçek İslâmcı da Mustafa Sabri Efendi ve benzerleridir… Diğerleri sadece “Kemalist”tir. Ama yeşil Kemalist, ama kızıl Kemalist, ama morcu Kemalist, ama başka… Neticede sadece Kemalizm dinine tabidirler… İşte sen de o Kemalistlerden birisin, vakit kaybısın…
Dünyanın gerçekleri falan diyorsun ya hani; az sayıdaki omurgalı mütefekkirlerden merhum Salih Mirzabeyoğlu bak ne diyor: “büyük hayâlleri gerçeği yönlendiren ve eline geçen fırsatı yiğitçe değerlendiren din gerçekçileridir ki, -onlar yalnız Allah’ın emirlerini dinlerler-, senin gerçekçilik adına Amerika’nın helâ taşlarını yaladığın yerlerde, ikiz kuleleri zeminle bir edip “süper devlet” palavrasını yerle yeksan ederler.”
Not: Yazarın yayın politikamızla uyuşmayan görüşleri Adımlar’ı bağlamaz.










