ÖZLEM ZENGİN’DEN SKANDAL SÖZLER
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Meclis’te İsrail’le olan ticaretin devam ettiriliyor oluşunun eleştirilmesi karşısında AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Netenyahu’nun değil de Erdoğan’ın eleştiriliyor oluşunu demagoji ile savuşturmaya ve hatta bir de zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalıştı.
Bu ne utanmazlık, bu ne yüzsüzlüktür?
Her şeyden önce, katledilen çocuklardan çok kendi koltuklarını düşündüklerinin göstergesidir.
O konuştuğu kürsü İsrail değil, Türkiye meclisi kürsüsü ve bu ülkeyi Netenyahu değil Erdoğan yönetiyor. İsrail katliamlar yaparken de bu katliamlara rağmen İsrail’le ticareti devam ettiren Erdoğan olduğuna göre, Erdoğan’ın eleştirilmesinden tabiî ne olabilir?
Rahatsızsanız, eleştirilmek istemiyorsanız, o yanlış işleri yapmayın!
Evet, katliamların faili Netenyahu ama bu failin işbirlikçileri de maalesef ki aramızda.
Özlem Zengin’in bu mide bulandırıcı tavrı karşısında ne söylenebilir ki?
Kendi mesuliyetini, sorumluğunun gereğini yapmak yerine, bunu yapmadığı için kendini eleştirenleri, “Biz destek veriyorsak, katliamı da Netenyahu yapıyor, niye onu eleştirmiyorsunuz!” diye zeytinyağı gibi üste çıkma çabası, esasında suçu itiraftır, samimi ikrardır.
Evet esasında tam da bu söyleniyor: Katil İsrail’se, işbirlikçisi de AKP’dir.
Ve AKP bu işbirlikçiliğe son vermek yerine, demagoji ile baskın çıkmaya çalışmaktadır.
Bu ülkenin yönetiminden Netenyahu sorumlu değil ki insanlar ondan hesap sorsun. Netenyahu’dan hesap sorma makamı, bu ülkenin yönetim makamıdır. Ama yönetim makamı hesap sormak yerine, işbirliği yapıyor, bir de niye işbirliği yapıyorsun diyenleri, “beni değil Netenyahu’yu eleştirin” diye suçlayıp baskın çıkmaya çalışıyorsa, yani siz o makamlara niye geldiniz ki? İsrail katliam yaparken işbirlikçilik yapmak için mi? Hani İstanbul’un savunması Gazze’den başlardı? Bu sözler, İsrail’e teslim oldukları, milletin değil de İsrail’in hizmetinde oldukları mânâsına da gelir ki bu durum, ne söylediklerini bilmemenin şaşkınlığıyla suç üstü yakalanmış olmanın paniği içinde olduklarını gösterir.
Esasında bu siyasetçi tayfasının ne olduğu malûm ve icraatları bizi şaşırtmıyor da, bunların hayat bulması, düne kadar mücahit görünenlerin, hakikat takipçiliğini bırakıp, ahlâksız, şerefsiz, haysiyetsiz trolleşme eğiliminden kaynaklanıyor.
Şimdi bir düşünün, AKP’nin yaptığı işbirlikçiliği CHP yapsa, sonra da CHP Grup Başkanvekili çıkıp Zengin’in sözlerini tekrarlasa, bu ahlâksız, şerefsiz, haysiyetsiz trol tayfası yeri göğü inleterek, bu sözleri sarfedenlere, bu işbirlikçiliğin altına imza atanlara küfür-kafir demediğini bırakmazdı ama, mevzubahis CHP değil de AKP olunca, tıss…
Mesela geçenlerde İsmail adındaki kılıçlı aslan, bu ticareti yapanlara bela okuyordu. Ama isim veremiyor. Bu bedduaya müstehâk olan AKP diyemiyor meselâ… Yani CHP olsa, demediğini bırakmaz ama… Bizim esas davamız siyasetçi esnafı değil, trolleşen entelejansiya. İlkeleri parti siyasetine feda etme yavşaklığı, ahlâksızlığı, haysiyetsizliği, şerefsizliği…
Yoksa ne Özlem Zengin’den ne de Erdoğan’dan bir kahraman ve dava adamı çıkmasını beklemedik, beklemiyoruz da ama bunları öyleymiş gibi sunanlara inanan, kanan çok. Bu yalakalar olmasa siyaset işbirlikçilikte bu kadar cesur olamayacak, ihanete bu kadar kolay dümen kıramayacak…
Biz kendimizi düzeltmeden Allah da bizim hâlimizi düzeltmez ya; bu trollüğe bu idare…
Aklıma Borges geldi, Alçaklığın Evrensel Tarihi ile bitirelim:
“Ömrümün görmekle geçtiği o şeylere göz alabildiğine uzanan gökyüzü, aşağıda kendi başına inatla akan dere, uyuklayan bir at, toprak dar sokak, tuğla fırınları – bakakaldım ve o kıyılarda, kurbağa çiçekleriyle kemiklerin arasında biten yabani otların birinden başka bir şey olmadığımı düşündüm. Bu çöplükten bizim gibi attı mı mangalda kül bırakmayan ama zoru görünce sinen, laftan ve çıngardan ibaret lavuklardan başka ne çıkacaktı ki zaten? Ama sonra hayır dedim, mahalle ne kadar bozuksa düzgün olma mecburiyetin o kadar büyüktür.“










