OSMANLI’DA ENFLASYON
Selim GÜRSELGİL
Bir iktisat tarihçimiz, Osmanlı parasının 14. yy ortasından 18. yy ortasına kadar, yani 400 yıl içinde değer kaybının sadece binde 2 olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Bu demektir ki, enflasyonsuz bir ekonomi.”
Gerçekten de öyle. Bilindiği gibi, enflasyonun en yaygın sebebi olarak paranın değer kaybetmesi, yani hükümetlerin karşılıksız (altın veya gümüş karşıtlığı olmadan) para basması gösterilir. Üstad Necip Fazıl’a göre bu durum, “resmî hırsızlık”tır, “hırsızlıkların en hain şekli”dir, “milletin parasını onun cebine elini sürmeden çalma”dır.
Hükümetler ekonomi yonetimindeki başarısızlıklarını örtbas etmek için sürekli para basarlar, böylece paranın değeri düşer ve malların fiyatları yükselir; halkın alım gücü, emeğinin değeri kıymetsizleşir, faizciler ve stokçular daha palazlanır.
Osmanlılarda paranın değerini düşürmek sadece bir Yahudinin aklına gelmiştir. Bu Yozef Nassi’dir. Yeniçeri durumu farkeder ve “zuyûf akçe” isyanı başlar. Faiz ve tefecilik yasağından dolayı Yahudi bankerler Osmanlıyı pek sevmezdi. Ancak Kanunî ve oğlu Sarı Selim, bu Nassi denilen spekülatörle çirkin bir ortaklık kurdular. Bu tafsilatıyla araştırılması gereken bir tarihtir.
Osmanlı’da enflasyon olmamasının ilk sebebi, paranın değerinin korunması ise ikinci sebebi de narh sistemiydi. İslâm iktisadında fiyat dalgalanmalarına genellikle müdahale edilmez, ancak enflasyona sebep olan stokçuluk (ihtikâr) şiddetle cezalandırılırdı. Osmanlılar hem stokçuları cezalandırdı, hem de fiyatlara devlet müdahalesi anlamına gelen narh sistemini yüzyıllarca uyguladı. Tüccarın, % 10 ila 20’den fazla kâr koyaması yasaktı. Sistem aynı zamanda ürün ve ölçü kalitesini de çok sıkı denetliyor, hilekâra göz açtırmıyordu. Böylece yüzlerce yıl boyunca enflasyonsuz, Yahudi tefecilere ihtiyaç doğurmayan bir iktisat ayakta tutuldu.
Köprülü F. Ahmet Paşa, narh sisteminin Kur’an’da olmadığından bahisle bir ara narhı kaldırdı. Fiyatlar birden fırlayınca narh geri geldi. Bu sistemi Ebu Suud Efendi kurmuştu. Ancak Osmanlı devlet adamları sürekli “layiha” dedikleri durum degerlendirmeleri yazıp Sultana sunarak sistemi revize ediyorlardı. Asırlarca yazıldığı bilinen bu layihalardan çok azının günümüze ulaştığı söylenir
Tabiî ekonominin tek yönü enflasyon değildir, bunu kabul etmek gerekir. Fakat halkın emeğini ve parasını çalmanın haram olduğunun bilindiği bir düzenle hiçe sayıldığı bir düzen arasındaki ahlâk farkını bilmek için arif olmak da gerekmez. Halkın refahı iktisadın temel işlevidir
Bir şey daha aklıma geldi: Toptancı perakendecilik yapamaz (dükkân açamaz), perakendeci toptan ticarete giremez, ayakkabıcı aynı zamanda derici, aynı zamanda kasap, aynı zamanda manav vs olamaz, kısacası holding, group türü iktisadî yayılmacılığı izin verilmezdi.










