GÜNÜMÜZ İSLÂMCILIĞININ SANAT ANLAYIŞINA DAİR

Selim Gürselgil

Reklâmdan ziyade yoklama amacıyla arasıra yayınlamayı düşündüğümüz romandan söz ediyorum da göründüğü kadarıyla pek tutmayacak. İslâmcılar mevzuyu ilgiye değer bulmuyor, İslâmî bir mesele olarak görmüyor, diğerlerine onlardan olmadığın sürece zaten hitap edemiyorsun, dolayısı ile muhatabını bulamayacak ve ortada kalacak gibi duruyor.

Sadece roman için değil diğer çalışmalar için de aynı sıkıntı var ve sadece benim için yok, burada faaliyet gösteren tüm arkadaşlar için var. Bizim meseleleri ele alış tarzımız da camiaya yabancı geliyor. Eğer idealize edilmiyorsa, kötülüğün tasvirinden iyilik doğar; ama bu, camianın fikir ve sanat ortalaması yönünden anlaşılabilir bir düşünce değildir.

Geçmişte bir tiyatro hadisesinin içinde bulunmuştum, hatırlayanlar olabilir. Benim yazdığım ve başkalarının sahnelediği… Bir sahnede, bir köşede boş içki şişeleri olması gerekiyordu. Organizatör geldi, “o şişeleri oradan kaldırmamız lâzım hocam” dedi. Ben de “sen içme” dedim. Espriyi anlamadı. Seyircinin bunu anlamayacağını, muhafazakâr müşterinin dinî bir mesaj beklediğini falan söyledi ve istediğini yaptı.

Oysa dinî mesaj sadece dua okuyarak verilmez. Orada başıboşluğun, serkeşliğin küçük bir görüntüsü tam da beklendiği türden bir mesaj verebilir. Ama o sembolü kaldırdığın zaman, artık dinî mesaj vermek için seccade koymalısın.

Düşündüm: Eski Müslümanlarla günümüz müslümanları arasında ne kadar büyük bir fark var. Herhalde o Fuzulî Beng u Bade’yi bugün yazacak olsa tekfir edilir. Eski müslüman sanatkâr, toplumun en aşağı tabakasının sûretlerine en büyük mânâları yüklerdi. Onların şiirlerinde şaraplar, afyonlar, mecusî tapınakları, hıristiyan kızları gibi en düşük sûretler görünür ve tasavvufun incelikleriyle sanatın yücelikleri bu sûretlere tutunurdu. Bu müslüman şairler ve dervişler, Batı’daki emsalleriyle olduğundan çok daha fazla günümüzdeki İslâmcı ve muhafazakâr unsurlarla kıyas kabul etmez pek yüce insanlardı.

Neticede problem değil. Bizim çalışmalarımızı talep piyasamız belirlemiyor. Biz yapacağımızı yine yaparız, piyasa kabul etmiyorsa, ona yönelik yapmayız; az sayıda basarız, isteğe göre basarız, büyük yükler altına girmeyiz, ama yine de olması gereken olur.

Şimdilik bu kadar.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin