MUHAKEME ÇAĞI
Burak CANDAN
Başlamadan Önce Geçmişe Dair Bir Not
Bundan bir süre önce 15 Kasım 2023’te “Ulus Devlet Öldü!” başlıklı bir yazı yazmıştım. Genel anlamda Ulus Devlet anlayışının imanî misyonumuzu taşıyamadığına değinmiştim. Geliştirilen ve algılanan Ulus Devlet yapısının batıla çok fazla kapı açtığına değinmiştim özet olarak. Bu yazıma başta Sayın Ali Osman Zor ve Adımlar dergisindeki gönüldaşlar teveccüh gösterip çok kıymetli yapıcı eleştirilerini ve önerilerini tarafıma izah ettiler. Önerilerini ciddiyetle değerlendirdikten sonra bu söz konusu yazımda temel olarak ulus devlet modelinin yetersizliği ve batıla payanda olması noktasında yönelttiğim eleştirilerin doğru olduğunu düşünsem de dönemin şartlarını tüm zamanlara hâkim kılma hatasına düşüp, süreç içerisindeki ulus devlet kavramını doğrudan hedef yapmak çok doğru olmayabilir.
Güncel politikle ilgilenmek, üzerine yazı yazmak pek istemem çünkü hata payı yüksek ve manipülasyon yoğundur bu konularda. Ancak başta Sayın Ali Osman Zor’un önerisi üzerine düşüncelerimde ve araştırmalarımda geldiğim noktada ulus devletin kavramsal olarak hedef alınması doğru olmayabilir. Zira “Beynelmilel Yahudi” noktasından başlayıp sanayi devrimi, televizyon, internet ve mobil devrimi ve kapıdaki yapay zekâ, artırılmış gerçeklik devrimleri de göz önüne alırsak; imânî ve siyasî noktada Canavar Küreselci Siyasetin karşısında geçiş döneminde, iyi değerler üzerine inşa edilmiş ulus devlet modelleri, önemli direnç noktaları oluşturabilir. Elbette bu sadece bir perspektif. Mevcut devlet rejimimiz için acil değişiklikler gerekse de, sokaktaki gerçek bize gösteriyor ki, en önemli şey hepimizin muhakeme yeteneklerini ve kültürünü geliştirmesi gerektiği gerçeği.
MUHAKEME SANATI
Viktor Emil Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı” adlı eseri, yukarıdaki “Ulus Devlet” konusunu değerlendirmemde oldukça yardımcı oldu. Özet olarak Frankl, Nazilerin esir kamplarında kalmış bir psikiyatrist. Sağ kurtulmayı başardıktan sonra tecrübelerini uzmanlık alanına aktarıyor. Frankl, ortaya koyduğu değerlerle Freud’dan çok uzak bir noktada ve Freud’a karşı bir yaklaşım sergiliyor.
Frankl diyor ki; “kamplarda en çok zorluğu çekenler, geçmişte saplanıp kalanlar veya sadece kampla ilgili konuşup düşünenlerdi”… Bu “zor koşullar”da zihinsel ve psikolojik sağlığını koruyanlar ise geçmişi, şu anı ve geleceği bir süreç olarak okuyabilenler olarak tespit ediyor. Yani geçmişi unutmayan, günün şartlarının farkında ve ne olursa olsun geleceğe dair hayalleri olanlar.
Ulus devlet bizim bugünümüz olabilir ama dünümüz değildi. Yarınımızın ise, bugünkü mânâda ulus devletten çok daha değerli bir şey olacağına inanıyorum.










