DİNDEN SOĞUMANIN BAŞ SEBEBİ SÖZDE DİNDARLAR
Selim GÜRSELGİL
İslami kesimin hiç düşünmediği bir mesele daha var: Tarihî süreç içinde insanları dinden soğutan ve uzaklaştıran sebepler…
Zannediyorlar ki, böyle sebepler yoktur ve herkes onların inanıverdiği kolaylıkla inanıvermelidir. Tabii bu zan inancı nereye götürüyor veya indiriyor ben söylersem kırıcı olur.
Oysa herkesin bir sebebi vardır. Bu sebep ortadan kalktığında o kimsenin inanması için bir yol kalmaz. Burada hemen kader deyip işin içinden çıkmayın; amenna kader; yalnız kader lafzı, istidadın gerçekleştiği ve gerçekleşmediği bütün durumlar için geçerli. Kader, sebebi inkâr etmek demek değil; eğer öyle olsaydı, hayat donardı. Sebep de kaderdendir, kaderdir; nasıl ki senin dünyaya gelmen, anne ve babanın bir araya gelmesi sebebine bağlanmıştır ve kader işte budur.
O halde düşünmek gerekir: İnsanları dinden soğutan ve uzaklaştıran sebepler var mıdır, yok mudur? Bu sebepler varsa, onların varlığından Müslümanlar sorumlu mudur, değil midir? (Bunu düşünen Müslüman, İslâmî dünya görüşü/Büyük Doğu-İbda idrakına ulaşır!)
Misâl, İslâmcıların en çok tepki gösterdiği isimlerin başında gelen M. Kemal, çocukluğunda annesinin telkiniyle İslâm mektebine gider. Burada hocadan öyle feci bir dayak yer ki, yüzü gözü kan revan içinde kalır. Tabii olarak bir daha o mektebe gitmez.
Sonra üvey babasının tesiriyle Yahudi mektebine gider. Burada çok iyi karşılanır ve çok iyi bir eğitim alır. Bu mektebin onun hayat görüşünün şekillenmesinde ne mühim bir yere sahip olduğunu sonradan hatırlayacaktır.
Şimdi bu örneğe bakalım: Sözkonusu hadiseler zinciri, o kişiyi dinden soğutan ve uzaklaştıran bir sebep midir? Eğer bu hadiseler bu şekilde ittisal etmeseydi, M. Kemal İslâmî bir dünya görüşüne erebilir miydi? Ve bunun böyle olmamasında, o hocaya veya onun içinde bulunduğu çevreye düşen bir sorumluluk var mıdır?
Bir başka örnek: Filân ilde deprem konutları kurası çekiliyor. 13 daire deprem mağdurlarına dağıtılacak. Ama araya o bölgede etkili olan tarikat şeyhleri giriyor. Bunlar deprem mağduru olmadıkları gibi, şirketleri ve servetleri var. Ama artık deprem konutlarına nasıl bir iştahla sarılıyorlarsa şeyhlerin tamamına piyango (kura) aynı anda vuruyor, 13 dairenin 7’si tarikata gidiyor. Şimdi bunu duyan insanlar tarikattan ve bilvesile dinden soğumaz mı? Diyeceksiniz, kuradır, çıkmıştır, ne yapabilirsin? Ben kurada hile vardır diye iddia etmiyorum; böyle bir kuraya, muhtaç insanlar varken muhtaç olmayan tarikat şeyhleri nasıl girerler? Almak istemeyi bırak, bir tarikat ehli, verilince bile almamalı değil midir? Bu mudur tarikat edebi?
Ben iddia ediyorum ki, insanları dinden soğutan ve uzaklaştıran sebepler vardır ve bu sebepler, kendilerine dindar diyenlerin “müsebbip” sıfatıyla yargılanmasını gerektirecek kadar ciddidir.
Not: Deprem konutları ile ilgili haberin yanlış olduğu ortaya çıkmış olsa da bu spesifik hadiseden bağımsız olarak yazılanlardaki haklılık payına istinaden yazıyı yayından kaldırmıyoruz. Yazarın notu şöyle: “Deprem konutlarıyla ilgili haber asılsız çıktı. Bir arkadaş, eksik olmasın, bu konudaki açıklamayı göndermiş. Ben isim zikretmediğim için olduğu gibi buraya almayacağım. Yalnız yanlış bilgiye alet olduğum için Müslüman kamuoyundan özür dilerim.”










