İMANSIZ İSLAMCILIK REJİMİNİN ÜRETTİĞİ SAPIKLAR YAKALAMAKLA BİTER Mİ?
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Medyaya yansıyan bir haber:
Çocuk müstehcenliğiyle mücadeleye yönelik “Sibergöz-22” operasyonunda yakalanan 18 zanlıdan 14’ü tutuklandı
Bu rejim bir bataklık ve bataklık dediğin sivrisinek üretir. Dolayısıyla sivrisineklerle, onları tek tek avlamaya çalışarak mücadele etmek, mücadele ettiğini zannetmek olur. Yani esasında mücadele etmek demek değildir.
Sivrisinekle mücadele bataklığı kurutmak için mücadele edildiğinde gerçek ve sahici bir mücadele olur.
Bataklık kurutulur ve bundan sonra sivrisineğin varlığı esas değil araz olur ve artık polisiye tedbirlerle kaçak sinekleri avlamak doğru bir strateji olur.
Sistem sivrisinek üreten bir bataklık ve bu sistemin bir unsuru olan İçişleri Bakanlığı da gün geçmiyor ki yeni bir operasyon haberi duyurmasın.
Her seferinde onlar, hatta yüzlerce kişi gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.
Böyle giderse memlekette adam kalmayacak dedirtiyorlar adeta.
Ortalık bu kadar suç ve suçluya boğulmuşken, bunları teker teker avlamakla bitirebilir miyiz?
Bu suçluyu, pisliği üreten sisteme baksak, İmânsız İslâmcılığa bir göz atsak?
Yanaşırlar mı?
Yanaşmazlar!
Yani esasında bu yapılan işler göstermelik şeyler. Bataklığa el atmayın, sivrisineklerle mücadele ile tesellî bulun. Bunlar yarım oluşlar cümlesinden işlerdir ve yarım oluşlar, tüm oluşlara engeldir.
Her müsbet oluşun başı samimiyet ve pazarlıksızlık ya…
Gerçek oluş için iş İmânsız İslâmcılık rejimine el atmayı gerektirdiği yerde, “ama buna dokunmayalım” demek, kendi şahsi menfaati için milleti fesada vermeye razı olmak, samimiyetsizlik ve pazarlıklı bir oluş tecrübesine delalet eder.
Yani olamayış ve ölüşe…
Evet, pazarlıksızlık…
Bu işleri çözmek için ne yapmak gerek?
Samimiyet, pazarlıksız tavır “şunu” işaret eder…
Onu yaparsak bunun koltuğu sallanır, iş bilmezliği ortaya çıkar, menfaatine halel gelir vs…
Yani mücadele edelim ama menfaatimize halel gelmeyecek yere kadar ve şöyle olsun…
Samimiyetsizin her işi böyle pazarlıklıdır. İşin gerektirdiği şekilde sonuna kadar gitmek yerine, menfaatine dokunmayacak yere kadar…
Pazarlığın olduğu yerde samimiyet yoktur, samimiyetin olmadığı yerde de hiçbir gerçek müsbet oluşa yer yoktur.
Hayatın her sahasında gerçek bir müsbet oluş istiyorsak, önce samimiyete bakacağız ve işleri, işi bilen, işin sonuna kadar gidecek ve kendi şahsi menfaatini düşünmeyeceklere teslim edeceğiz. Sahte kahramanlara, sahibi olmadığı mânânın maliki görünmeye kalkanlara değil.
Her şeyin başı bağımsızlıktan geçer.
Bu mevzuda da öncelikle çözüm adımı, bağımsızlık… Yozlaşmanın temel sebeplerinden olan kültür emperyalizminin zehirli tesirinden milleti koruyacak tedbirleri alırken, diğer yandan da üstün kültür ürünleri ile milleti cezbedecek ürünler ortaya koyarak… Bunlar üretilinceye kadar da gerekirse her türlü yasakla toplumu zehirden muhafaza ederek… AB’cilik, NATO’culuk yaparak olmaz. Bugün Batı’nın her türlü kurum ve kuruluşu yozlaştırıcı kültür emperyalizmasını icra etmek üzere ülkemizde faaliyet gösterebiliyor. Niye? Çünkü AB’cilik var, NATO’culuk var ve AB-NATO ile yapılmış anlaşmalar çerçevesinde onların kurumlarının, derneklerinin, vakıflarının, sivil toplum kuruluşlarının ülkemizdeki yozlaştırıcı faaliyetlerine müsaade eden iktidarımız, İmânsız İslâmcı rejimimiz var.










