ŞAHSİYET LÂZIM
Alâaddin Bâki AYTEMİZ
Uzun zaman oldu, aklımdaydı yazamadım. Geçenlerde gördüğüm bir haber, belediye seçimleri yaklaşırken, “artık yaz” dedirtti.
Haber şu:
“Riga’da şehir meclisi Rusya’yı hatırlatan sokak isimlerinin değiştirilmesi kararı aldı. Şunların yerine “Letonya kimliğini şekillendiren” “seçkin Letonyalıların isimleri” verilecekmiş: Puşkin, Lermontov, Turgenyev, Gogol ve Lomonosov’un adını taşıyan caddeler, ayrıca Moskova caddesi.”
Malûm, Avrupa’da büyük bir savaş rüzgârı esiyor. Doğu’yu temsil eden Rusya’ya karşılık Batı cephesi içinde yer alanlar da bu yeni duruma göre çeşitli tedbirler alıyor. İşte bunlardan biri de Letonya… Daha önce Rus adları verdikleri yerlerden bunları kaldıracaklarmış…
Cezaevinden çıkıp, uzun yıllar ayrı kaldığım memleketime dönünce cadde ve sokak isimlerinin kaldırılıp yerine numara verildiğini görünce iyi bir küfrettiğimi hatırlıyorum.
En çok üzüldüklerimden biri de Çakmakçı Sait Sokağı’nın yerinde anlamsız bir numaranın olmuş olmasıydı.
Kimdi Çakmakçı Sait?
Çakmakçı, yani zamanında silâh, tabanca, tüfek işleriyle uğraşanlara verilen meslek adı…
Fransızlar Uzunoluk’ta, “Burası artık Fransız memleketidir. Burada çarşafla gezemezsiniz!” diyerek müslüman kadınların çarşafına el uzatınca, Sütçü İmam’dan önce atılarak Fransız eşkiyalara saldırmış, onların attığı kurşunla vurulup şehid olmuş bir yiğit. Sütçü İmam, Çakmakçı Sait’in vurulması üzerine silâhına davranıyor…
Uzunoluktan yukarı çıkınca, Çocuk Bahçesi’ne doğru sağa değil de Bayezidli Camiî’ne doğru sola kıvrılır kıvrılmaz, hemen sağda, yolun karşısından bir ara sokak çıkar Akbaşına yukarı… Ancak bir aracın geçebileceği genişlikteki bu sokağın başında Çakmakçıların evi vardı. Sokağın adı da Çakmakçı Sait Sokağı… Evimiz de bu sokağın içindeydi, çocukluk anılarıyla dolu sokak…
Maraş’ı sanki Fransızlar işgâl etmiş de, yaşadıkları hezimeti unutturmak, Maraşlıları hafızasızlaştırmak için sokağın adını silmiş ve bir numara vermişler…
(Sonradan Çakmakçı Sait’in adını alâkasız bir yerde, bir parka verdiler.)
İşte, Letonyalıların “düşmanlık edeceğiz” diye Rus adlarını silmeleri gibi silmişler her bir sokağın adını.
Ridaniye, Malazgirt, Esteragon…
Hangi birini sayayım ki?
Hadi Letonlar Rus’a düşman, sizin düşmanlığınız nereden geliyor?
Elin adamı kendine sahte kültür ögeleri uydurur ve onların adların parlatırken, bizimkilerin yaptığına ne demeli?
Şahsiyetsizlik!
Aynı şahsiyetsiz eller, sokaklarlardaki granit kara taşların üzerine de asfalt da dökmüşler… Marifetmiş gibi… Rant her şeyi yiyip bitiriyor…
15 Temmuz’dan sonra, şehir meydanına da “demokrasi” adını verip tüy diktiler…
Şehir demek, kültür demektir, medeniyet demektir, hani Medine’den gelir ya…
İstanbul’u gökdelenlerle hançerleyenler, Maraş’ı afazik bir saldırı ile idrakleri iğdiş etme, mankurtlaştırma işkencesine maruz bırakanlar…
Aklıma, zamanında Sultan Ahmet Meydanı’na (At Meydanı) kondurulan Alman Çeşmesi’ni görünce, “Bu çirkin şeyi burada istemeyiz!” diye protesto eylemi yapan Osmanlı’nın selim zevk sahibi mimarları geldi. Şimdi o çeşmeyi gören, “Aman ne güzelmiş!” diyor…
Rahmetli Cevat Ülger “Aman ne güzel!” diyenleri duysa hemen yapıştırırdı:
-Senin ruhunu şey etmişler yavrum!
Ümidim yok ama bakalım, Maraş’ın ve diğer illerin yeni şehreminileri veya yeniden göreve gelecek olanlar ne yapacak?
(Çakmakçı Sait Sokağı’nı haritada kırmızı ile işaretledim.)











One thought on “ŞAHSİYET LÂZIM”