EMEVÎCİLİK AKIMI
Selim GÜRSELGİL
Son zamanlarda bir Emevîcilik akımı çıktı ve internet ortamlarını fena sallıyor. Arap dünyasında başlayan, Suudî kökenli olduğunu sandığım bu akım, Türk gençlerini de çok derinden etkiliyor. O kadar ki, ben arasıra klâsik Ehl-i Sünnet görüşlerini yazacak oluyorum, hemen hiç ilgi görmüyor. Emevîleri savunan fikirler ise çok büyük ilgi uyandırıyor.
Ben daha önce bu fikirden az buçuk haberdardım, Arap milliyetçiliği çevresinde üstten üstten değinmiştim. Bu fikrin ilk örneklerini İbn-i Teymiyye ve İbn-i Hâldûn’da gördüm. Hatta İbn-i Hâldûn bunda o kadar ileri gidiyor ki, ortada din gayreti falan da kalmıyor, iş büsbütün Arap milliyetçiliğine dönüyor. Timur’un davetini özellikle bu duygu ile reddediyor İbn-i Hâldûn. Mısır’ın doğusunun Türkleştiğini ve oradan hayır gelmeyeceğini söylüyor. “Timur bir rüzgârdır geçer, asıl tehlike Osmanoğullarıdır” dediği rivayet ediliyor. İbn-i Teymiyye ise bilindiği gibi Hz. Ali etrafında şüphe uyandırıyor, hatta onun müşrikliğini ima etmeye kadar varıyor.
Emevîcilik ve Arap milliyetçiliği, bugün olduğu gibi başlangıçta da birbiriyle üst-üste gelen fikirlerdi. Emevîler, Arap olmayan müslümanlara mevali der ve onları ikinci sınıf müslüman kabûl eder, hatta kâfirler gibi haraç uygularlardı. Arap olmayan Müslümanlar doğal olarak Emevî karşıtı akımlar içinde yer alırlardı. Hatta Arap olmayanlar arasında kitleler halinde İslâmlaşma, Emevîlerin yıkılmasından sonra başladı.
Günümüzde de bunun böyle olduğu, kullanılan ifadelerden, takınılan tavırlardan anlaşılıyor. Selefîlik, Arap dünyasında, büyük ölçüde Arap milliyetçiliğiyle özdeş bir akımdır. Bu yüzden Hafız Esad rejimi bile şeriat okulları adı altında Selefî eğitimi veriyordu ve bu işin merkezlerinden biriydi.
Elbette Türkiye’de son zamanlarda ortaya çıkan Emevîcilik akımında bu çizgiler pek göze çarpmıyor. Tartışma daha çok “Muaviye’nin üstünlüğü ve Yezid’in haklılığı” etrafında şekilleniyor. Sünnî gelenekten gelen gençleri de derinden etkiliyor. Tek tük itiraz edenler varsa da çok ilgi görmüyor.
Biz tepkili değiliz, ilgiyle takip etmeye çalışıyoruz. İslâmî gençler arasında yeni fikirler ve tartışmalar ortaya çıkması kötü değildir. Yalniz endişe ettiğimiz şeyler de var. Sonuçta biz Türklerin Hanefîliği, Kürtlerin Şafiîliği elden gitmesin? Zira Emevîci çıkışlar bugün olmasa bile yarın ister istemez Hanefîlikle çatışacak, Şafiîliği de dışta bırakmaya doğru gidecektir.
Neyse durum bu minvalde…










