SAVAŞIN KIRMIZI ÇİZGİLERİ
Oğuz BEKDEŞ
Son zamanlarda NATO ile Rusya arasındaki gerilimden çokça bahsedildi. Dahası, Batı’nın kırmızı çizgileri aşması ve Rusya’nın taktik nükleer silâhlarla muhtemel bir karşı saldırısına uğrama korkusu da mevcut. Peki bu tehditler gerçek mi ve ne kadar muhtemel?
Ukrayna’nın Derin Saldırıları?..
Evvela, Ukrayna’nın Batı silâhlarıyla Rusya’nın çekirdek bölgesinin “derinlerine” saldırdığı iddiasından bahsetmek istiyorum. Bu konu uzun zamandır beni meşgûl ediyor; şimdi birkaç konuyu açıklığa kavuşturmaya çalışacağım.
Rusya’nın cephe gerisinin derinliklerine Ukrayna saldırısı yok. Bu olmadı. Belki savaşın başında, cephe gerisine, eski Sovyet silâhları ve insansız hava araçlarıyla Ukrayna’nın saldırılarını gördüğümüz durumlar oldu. Ama şimdi hiçbiri yok.
Yine de Rusya’nın gerisinde ve Rusya topraklarında ateş var. Peki bu nasıl mümkün olabiliyor?
Rusya topraklarına yapılan saldırıların tamamı olmasa da çoğu Batı silâhlarıyla gerçekleştiriliyor. Ve sadece kullanımı kolay şeyler değil, aynı zamanda daha gelişmiş ekipmanlar da var. Peki bu kadar sofistike olan ne?..
Ekipmanın kendisinin işlenmesi zordur. Özellikle ideal olmayan savaş şartlarında çok fazla eğitim ve tecrübe gereklidir. Ekipmanın bakımı zordur. Eğer sahada problem yaşıyorsanız, bunu yalnızca tecrübeli saha teknikerleri savaş şartlarında çözebilir. Bu silâhlar, Ukrayna’da hiç kimsenin toplayamayacağı, analiz edemeyeceği ve programlayamayacağı karmaşık hedefleme verilerine dayanıyor. Ukrayna şu anda bu faaliyetleri gerçekleştiremiyor ve gelecekte de bu becerileri geliştiremeyecek. Ukraynalıların bunu anlayamamalarından değil, onları eğitmenin uzun zaman alacağından ve her şeyden önce bu gizli bilgi olduğundan, Batı, bilgilerin Rusların eline geçmesi korkusuyla bu tür bilgileri Ukraynalılarla asla paylaşmayacak. Toplanan ham verilerin, Batılı personel tarafından, Ukrayna’daki Batılı silâhların kullanabileceği hedef verilere dönüştürülmesi gerekiyor. Ukrayna ham verileri işleyemediği gibi verileri de toplayamamaktadır.
Ukraynalıların kendileri tarafından atılması muhtemel tek adım, bir uçağı serbest bırakma noktasına uçurmak ve Storm Shadow veya SCALP’i veya herhangi bir füzeyi önceden tanımlanmış bir saldırı rotası ile önceden tanımlanmış bir hedefe fırlatmak için önceden programlanmış bir düğmeye basmaktır. Yani Ukrayna hiçbir zaman Rusya topraklarında şunu veya bunu yapmıyor. Ukraynalılardan bazıları bunu yapmayı gerçekten çok ister. Ama yapamazlar…
Muhakkak bazı istisnalar vardır. Belki Rusya’nın içlerinde bulunan bazı Ukraynalı sabotajcılar, uzun uçuş mesafelerini en aza indirmek için hedeflerin yakınına insansız hava araçları bırakıyordur. Ama bu durumda bile kullanılan hiçbir veri, hedef kimliği, silâh seçimi veya ekipman Ukrayna’ya ait değil. Ukraynalılar önceden belirlenmiş bir noktaya gidiyor, ekipmanı kuruyor ve insansız hava aracını serbest bırakmak için önceden programlanmış bir düğmeye basıyor.
Neticede, Ukrayna Rusya’nın derinliklerine saldırmıyor. Saldırgan tamamen, doğrudan ve yalnızca NATO’dur. NATO personeli hedefleme verilerini toplar ve işler, bunları silâhlara aktarır ve silâhları yönetip tetiğe basar. Bazı Ukraynalılar bu işin içinde olabilir, ama eğer varsa sadece birkaçı ve bunlar gizlilik nedeniyle özenle seçilmiştir. Ukraynalılar Slav oldukları için güvenilir değiller. Onlar Batı’nın düşmanıdır.
Şimdi elimizde ne var? NATO, Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerine saldırmasına izin verip vermeyeceğini kamuoyu önünde tartışıyor. Ukrayna’nın bunu zaten yapamayacağı belli olduğuna göre, bu halkın tüketimi için güzel bir hikâye.
Batı’nın şu ânda Rusya’nın operasyonel varlıklarına ve hatta belki de Rusya’nın derinliklerindeki stratejik varlıklara doğrudan saldıran bir sonraki aşamaya geçmesi, yavaş yavaş halkla iletişim ve hazırlıktır. NATO, Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerine saldırmasına izin verirse, Ukraynalılar en fazla, ellerine taş alıp Rusya’ya doğru mümkün olduğu kadar uzağa atmaya çalışabilirler. Belki birkaç metre…
Yani Batı, Rusya’ya, doğrudan Ukrayna topraklarından mı saldırıyor? Evet, epey zamandır öyle. Sonuçta bu bir savaş. Şok olan herkes hayal kurmayı bırakmalı ve Rusya’nın kendi devleti için savaştığını ve Batı’nın (Avrupa’nın), Amerikan İmparatorluğu için savaştığını anlamalıdır. Kaybeden kendini kaybedecek.
Ukrayna ve Rusya… Doğrudan ve dolaylı olarak birbirlerine çok fazla zararları var. Açık ve gizli. Ve çok az kırmızı çizgi var. Ve sizi temin ederim ki gerçek kırmızı çizgilerden çok uzaktayız. Uzun vadeli bir savaş bu. Gerçek kırmızı çizgiler geçilir mi geçilmez mi, zaman bakalım ne gösterecek?
Rusya’daki saldırılar konusuna bir şey eklemek istiyorum: Rus cephe gerisinde çok daha fazla hasara tanık olacağız. Lojistik, ekipman, mühimmat ve eğitimli personel kısıtlamaları, geniş Rus topraklarıyla birleşince, cephe gerisini savunmayı neredeyse imkânsız hale getiriyor. Rusya’nın, en azından hâlâ inanılmaz bir kara kütlesi olan Batı Rusya’da, her yere hava savunması ve elektronik harp ekipmanı ve geniş bir bölgenin her yerine önceden mühimmat yerleştirmesi gerekecek. Bunu gerçekleştirmek çok zor. Rusya, Batı Rusya’daki varlılarının yüzde 5’ini bile koruyamayacak. En kritik tesisleri ve altyapıyı haklı olarak koruyor ve geri kalanlar büyük ihtimalle Ukrayna “var olduğu sürece” hedef alınacak ve vurulacak. (Çok uzun zaman değil).
Batı Rusya’nın nükleer santralleri veya nükleer silâh depoları gibi büyük misillemeye neden olacak kadar kritik varlıkları hedef alabilecek mi?
Rusya’nın, NATO ülkelerine taktik nükleer silahlarla ve hatta konvansiyonel olarak saldırması, Putin’in Chasov Yar’daki zavallı Azak Nazilerinin üzerine klor atması gibi olacaktır.
2022’de Ankara’da Sergei Naryshkin (SVR) ve William Burnes (CIA) toplantısında belirlenen kırmızı çizgiler geçilecek mi veya ne zaman geçilecek? Veya, böyle bir kırmızı çizgi var mı?










