HAY BİN YAKZAN VE YABANÎ ÇOCUKLAR – 13
Levent AKINCI (*)
Kopmadan tekrar konuya dönelim, ilk İnsanın hem biyolojisi ve bedeni hem de psikolojisi ve lisanı ve de bununla ilintili olan aklı-zekâsı üzerinde olmak üzere; iki meselede de çıkmazdadır evrimciler. Ve elbette hukuk ve ahlâk konusunda da zora düşüyorlar. Bu yüzdendir ki sosyal medyada ahlâkı bilimsellikle temellendirme çabası yoğun bu aralar. Bir panik sözkonusu. Keza, şöyle diyorlar hep: ‘Evrim teorisi denince siz herhangi bir hipotez veya teori zannediyorsunuz, oysa evrim teorisinin artık yer çekimi kanunu gibi bir kanun olduğu ispatlandı, dünya nereye siz nereye’. Üst perdeden ve ısrarla aynı yalanı tekrar ediyorlar. Tam bir psikolojik harp sözkonusu yani. Ayrıca, bazı fizikçi arkadaşların dediğine göre yerçekimi yasası da sallantıda.
Evet, ister ateist-deist vs gürûh olsun ister içimizdeki gizli ateist ve anarşistler veya gizli deistler olan meâlciler olsun; tüm evrimcilerin iki çıkmazı var karşılarında; hem ilk insanın “bedeninin” ibda ve halk edilişi hem de ilk insana “lîsânın” talimi.
Biyoloji gibi psikoloji de onları yalanlamaktadır. Psikoloji belki biyolojiden de gür bir seda ile tekzib etmektedir Darvinizmi. Dikkat edin, psikologlar demiyorum, psikoloji diyorum.
Her iki cihetten de Hakk’ın kabûlü zorunludur. Halkediş keyfiyeti bizce meçhûl bir dileyicinin-halk edicinin ve keyfiyeti bize mechûl ve muciz sûrette bir talim-terbiye edicinin kabûlüne ihtiyaç var “insan” denen hakikati izâh için. O da Mübdî, Halık, Hâkim, ve Âlim olan Allah Subhanehu Ve Tealâ’dır.
İnsan “bedeni”nin yaradılışında izâhtan aciz kalan evrimciler lisân yani hâl ve kal lisânı olmak üzere iki tür konuşmayı-anlaşmayı da kastederek dersek; “beyan” hakkında da ve bunun sebebi ve meyvesi ve ayrılmaz parçası olan akıl veya zekâ hakkında da acizler. Sadece Hay hikayesinde değil, böylece onunla temsil ettirdikleri ilk insanda da iki cihetten de çuvalladılar vesselâm.
Eğitimde meşhur bir misâldir, derler ki, bir oda kadar ilmin olsa ancak duvardaki bir tabela kadarını talebene verebilirsin. Hülâsa, evvelki sonrakinden üstün, aşkın olmadan eğitim öğretim mümkün değildir. Faraza, elde bin tane primat, hominid vs ilkel insansı türler olsa, bir sözüm ona homo sapiens yetiştiremez! Kırk tane maymun arasında kalmış ve bakımı onlarca yapılmış bir insan yavrusu; bırakın onları geçmeyi, onlar kadar bile zekâ gelişimi gösteremiyor. Nitekim bu gün bile dünyada benzer hadiseler yaşanabiliyor, ve tüm vakalarda çocuk, değil normal insan, o büyütüp bakan maymunlar kadar bile gelişemiyor. Ki, nice hayvanlar var ki, şahsî veya içtimaı olarak icra ettikleri bazı davranışları insanı hayrete düşürecek derecede anlamlı ve zekice; ama hiç bir hayvan sürüsünün koruyup kolladığı büyüttüğü çocuk belki bazen onlar kadar bile zeki olamıyor.
Varsayalım dil ve zekâ hususunda kritik dönem diye bir şey olmasaydı bile, neticede insan her şeyi diğer insanlardan öğreniyor her halukârda. Kesbi ilim böyledir. Hay gibi bir vaka, faraza gerçekten de yaşanmış olsa, o ancak Vehbi ilim ile izâh edilebilir. Yani aklı, bilimi aciz bırakan mucizevî bir şekilde irşâd. Ve varsayalım yabanî çocukların aslında zekâ sorunu olmayıp, sadece dil ve kendini ifade sorunu olmuş ve bu durum zihinsel yetersizlik imajı oluşturuyor olsun; farketmez, sonuçta anadil edinimi kritik dönemde gerçekleşiyor.
Anadil edinimi için en geç 4 yaş sınırı, gelişimsel nöroplastisite, beyin gelişiminde 12 yaş gibi çeşitli dönemeçler vs gibi biyolojik gerçekler ortadadır. 40 yaşında bir yabanî Hay’ın, normalde Aveyron’un vahşî çocuğu gibi olması gerekirken, yüksek fikirlere sahip arif bir zat olması “bilimsel” olarak mümkün değildir. “Mucizevî” olarak mümkündür.
Ateizm olmaksızın bir evrime, yaratılışçı evrime inanan kafası karışıklarımıza az ve öz iki kelâm ederek bitirelim yavaş yavaş. Evvelâ belirteyim, elbette ki Allah’ın bu şekilde halk etmesi de mümkün, buna kadirdir. Ama nakli bir delil yoktur buna, bilakis tersi deliller vardır; ayetlerde balçıktan yaratılmış bir bedene ruhun nefh buyrulması vardır, ve yine, bahsettiğimiz, babasız Îsâ için ana babasız Âdem örneği zikredilen âyet ve sair âyetler ve hadisler vardır. Ve insanların ilk başta tek bir nefisten yaratıldığını, sonra ondan eşinin yaratıldığını zikreden ayetler vardır.
Ayrıca da bilim insanları, bu konuda tek bir fikirde değiller, bir görüşte ittifak halinde değiller. Bilim dünyasında evrime dair bir ağız birliği görülmemektedir. (14)
Ne yani şimdi çamurdan bir heykel, ruh üflendi, birdenbire Âdem mi oldu? Diyerek alay ediyorlar bazı ilâhiyatçılar. Bunu yaparken de haşa Yaratan’ı kalabalık ortasında bir insana benzetip, kollarıyla işaret edip, açılın bakayım, püff! Böyle mi yani? Diyorlar. Sanki biz bunu iddia ediyormuşuz gibi!
İlk bedenin halk edilişinin de, ona ruh nefhedilmesinin de keyfiyetini nasılını biz bilmeyiz ve Allah Subhanehu ve Teâlâyı mahlukata benzemekten tenzih ederiz. O hiç bir şeye benzemez ve hiç bir şey O’na benzemez.
Ayrıca da, topraktan halk edilen o bedene heykel denmesini de kabul etmiyoruz, bu yüzden eskiler daha çok kalıp sözcüğünü telaffûz ederlerdi. “Can kalıba girmeden” diyen Yunus Emre gibi. Kalıp sözü caizdir veya değildir, bu bir yana, ama heykel sözünü telaffûz etmiyoruz.
Bütün eski Müslüman Anadolu kocakarıları ve çobanları gibi imân ediyorum şahsen: Evet, ruh çamurdan halk edilen bedene nefh olundu.
“Allah nezdinde Îsâ’nın durumu Âdem’in durumu gibidir. Onu topraktan var etti; sonra ona ‘Ol!’ dedi ve oluverdi.” (Âl-i İmran, 59)
Bu âyete imân eden bir kul Âdem Aleyhisselâm hakkındaki evrim iddialarının ve yine Mesih Aleyhisselâm hakkında da batıl iddiaların her türünü reddeder. Îsâ Aleyhisselâm da anne ve babasız yaratılan Âdem Aleyhisselâm gibi “atasız” idi. Evrime göre ise canlılar çeşitli evrelerden formlardan geçe geçe hominid türler oluştu. Yani ilk bildik insan haşa bir anne babadan dünyaya geldi! Bu düşünce ise batıldır. Yoksa Allah, toprağa, çamura can vermeye kadir değil midir? Bilim -pardon İdeoloji- adamlarına mı soracağız bu suale cevap verirken!
Hatta kulu Mesih eliyle (ona ikram ettiği mucize ile, faili mutlak tabiî ki kendisi, yani Allah Teala olaraktan) bile bunu yapan, çamuru kuş yapan Allah, Âdem’i topraktan yaratamaz mı? Buna mı inanamıyor inançlıyım (!) diyenler? Lâiklerden, ateistlerden mi çekiniyorlar?
“Allah O’nu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: “Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah’ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm”. (Âl-i İmran 49).
“İşte o zaman Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu Îsâ! Sana ve annene lütfettiğim nimetleri hatırla! Seni Rûhulkudüs’le müeyyed kılmıştım da hem beşikte iken hem de yetişkin halinde insanlarla konuşuyordun. Sana yazmayı, Hikmet’i, Tevrat ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıp ona üflüyordun ve benim iznimle derhal kuş oluyordu. Benim iznimle körü ve cüzzamlıyı iyileştiriyordun. Yine benim iznimle ölüleri diriltiyordun. Onlara açık kanıtlar getirdiğin zaman buna karşı içlerinden inkâr edenler ‘Bu düpedüz bir sihir!’ dediklerinde İsrâiloğulları’nın sana zarar vermelerine izin vermemiştim.” (Maide-110)
(14) https://www.youtube.com/live/9p-pktQVgnU?si=HHbWbiEg5mLigpgk Evrimi reddeden bilim adamları hakkında, 8. Dakikadan itibaren. Hemen devamında da İslam dünyasındaki, türler arası geçişi savundu denilen bazı alim ve düşünürlerinin sözlerinin çarpıtılması hakkında.
(*) Psikolojik Danışman & Tarihçi










