YAPAY ZEKÂNIN ŞEYTAN TARİFİNDEN, İMÂNSIZ İSLÂMCILIK REJİMİ ÇIKTI
Yapay zekâya, “Şeytan olsaydın insanları nasıl kandırırdın?” diye bir soru yöneltilmiş. Alınan cevap tam anlamıyla İmânsız İslamcılık rejimini tarif ediyor.
Soru: Eğer Şeytan olsaydın insanları nasıl kandırır, farkına varmadan Allah’tan nasıl uzaklaştırırdın?
Cevap: Eğer Şeytan olsaydım, dini yozlaştırarak (*) onu ikiyüzlülüğü ve bölücülüğü kontrol etmek için bir araca dönüştürerek başlardım. Kutsal öğretileri, insanları uzaklaştıran, yargı ve korku getiren kurallara dönüştürür, insanları birbirlerine karşı düşürerek, kendi toplumları içinde çatışma oluşturarak, birlik veya hakikat aramak yerine birbirleriyle savaşmaya odaklanmalarını sağlarım. Daha sonra zararsız görünen ama dikkatleri dağıtan dikkat tüketici şeyler meydana çıkartır ve onları ruhsal gelişimden uzaklaştırırım. Materyalizmi teşvik ederek onları, mutluluğun mallardan geldiğine iknâ ederim. Düşünmek veya ilâhî olanla bağ kurmak için çok az zaman bırakacak bir iş kültürünü teşvik ederim. Ve son olarak, şüphe ve korkunun, inanç ve sevgiyi gölgede bırakmasını sağlardım. Böylece daha yüce bir gücü arayamayacak kadar hayal kırıklığına uğrarlar.
(*) Dikkat!!! Dışarıdan yıkmak için saldırmak değil, içeriden, dini yozlaştırmaktan bahsediyor. Din dışarıdan yıkılamaz ama içerinden yozlaştırılarak insanlar dinden uzaklaştırılırsa, bu tahribatın tesiri müthiş olur. Misâl, SSCB döneminde dinden uzaklaşan Orta Asya’daki kardeşlerimizden biliyoruz ki, baskı ortadan kalkar kalkmaz dine büyük bir teveccüh başlamıştır. Ama mesele doğru din anlayışıyla örnek olmada, yol göstermede. Türkiye’de İmânsız İslâmcılık rejiminin dindarlık kisvesi altında dine vurduğu -keyfiyet olarak- darbeyi, kuduz din düşmanları vuramadı. Onların menfi tesiri keyfiyet değil, kemmiyet cihetinde kaldı.










