ABD YENİLGİSİ VE İŞBİRLİKÇİLERİN RUH MAKTALARI

Alâaddin Bâkî AYTEMİZ

JD Vance, 23 Mayıs 2025’te Annapolis’teki Deniz Harp Okulu’nda yaptığı mezuniyet konuşmasında güneş ışığına doğru “ABD’nin tartışmasız egemenlik dönemi sona erdi” diyor ve bu cümle gökyüzünü yarıyor. Üniformalar parıldıyor, yeni bir takvime, yeni bir imparatorluk gramerine girmek üzere olan bedenlere sabitleniyor. Her hece egemen topraklara bir çizme gibi iniyor. Hava hafıza ve metalle kalınlaşıyor. Cumhuriyet bilmecelerle konuşmaz. Bildirgeleri haykırır. Konuşma sınırı işaretler. Öncesi: küresel pürüzsüzlük hayalleri, okyanuslar boyunca uzanan umutlar. Sonrası: çizgiler, kutuplar, ağırlık. Sahne şimdi tek bir eksene değil, birçok eksene doğru dönüyor. Rusya derinliğe bürünmüş bir şekilde öne çıkıyor. Çin yükseliyor, hassasiyetle zırhlanmış. Her uygarlık dik yürüyor. Her biri kendi ateşini taşıyor.

Vance, yeni muhafazakârların mirasını bir soyutlama anıtı olarak sunuyor: İngilizce oyulmuş, okyanusları aşmış, kumdan yükseltilmiş şehirlere damgalanmış planlar. Onların müjdesi -evrensel demokrasi, sonsuz dönüşüm- elçilikler ve düşünce kuruluşları arasında özgürleşme diline bürünmüş olarak dolaştı. Güç vaaza dönüştü. Egemenlik misyona dönüştü. Dünya bir tuvale dönüştü ve neoconlar her köşeyi kendi yansımalarıyla boyadılar. Vance perdeyi kaldırıyor. Bedeli kanla, hazineyle, rüzgârın ve zamanın yırttığı yanılsamalarla yükseliyor. Gerçek dünya direnişle cevap verir. Medeniyetler hafızayla, köklü formlarla, asimetri ile gelişir.”

Yukarıdaki satırlar, Constantin von Hoffmeister’ın “JD Vance Çok Kutupluluğu İlân Ediyor” başlıklı makalesinden. Gönüldaş Adnan Demir’in tercümesi ile geopolitica‘da yayınlanmış.

Vance’ın bu itirafı, esasında, artık fiilî olarak yaşanmakta olan durumun ABD tarafından da kabûlü…

ABD, muharebeyi kaybettiğini kabûl etti ama savaş devam etmekte. Ve, ABD hâlâ fizikî olarak dünyanın en güçlüsü görüntüsünü muhafaza ediyor.

Bu güç sadece askerî değil, ondan da daha fazla olarak iktisadî ve kültürel.

Ekonomileştirilmiş; ihraç edilebilir bir kültür.

Hem zihinlere, hem de piyasaya tesir eden bir kültür. Amerika’nın dokunulmazlık yönü esasen bundan kaynaklanıyor. Zihinler teslim alınmış ve karşı koymak istese bile, onun yerine ne koyacağını bilmemezlikten… ABD’ye son darbeyi vuracak hamleye tereddütler müsaade etmiyor.

ABD gücünün ekonomik cephesinde dünya ekonomi sisteminin ABD üzerine kurulu olması da büyük rol oynamakta. Dolarizasyon, swift, ticarî kontroller, ambargolar vs. ABD, ekonomik olarak da doğrudan tehdit üretebilyor…

Her geçen gün gittikçe çaptan düşüyor olsa da en azından şimdilik, bu sistemin en büyüğü olmayı sürdürüyor.

Bunu sürdürmesinde ana faktör, onun büyüklüğünden de öte, karşısında, kendisine karşı koyarak yaşayacağı kaybı göze alamayan korkak ve ödlek liderlerin oluşunda.

Yoksa…

İşte Yemen ve Ensarullah…

Bedel ödemeyi göze aldılar ve ABD’ye diz çöktürdüler…

Mesele, sonunu düşünmeden, ödeyeceği bedeli hesap etmeden yiğitçe, kahramanca öne atılabiliyor muusn yoksa korkak, ödlek ve hesaplı bir politik şahsiyetsizlik mi sergiliyorsun…

İşte, Ensarullah kahraman oluyor, diğerleri ödlekler olarak tarihe geçiyor. Hani şu, “elimizden geleni yapıyoruz, acayip çalışıyoruz” diye kendilerine toz kondurmayanlar, ama kınama yayınlamaktan başka iş yaptıklarına şahit olamadıklarımız, Gazze’ye tek bir buğday tanesi dahi sokmaktan aciz olanlar.

Senin İsrail izin vermedikten sonra Gazze’ye tek bir buğday tanesi sokamadığın yerde adam İsrail’e füzeleri sokuyor; ne haber!

Bunlar şunu hesap ediyor:

ABD nasıl olsa geriliyor. Bu gerilemeden dolayı da bize daha az karışabilecek. Dolayısıyla biz de daha fazla bağımsız hareket edebiliyor görüntüsü verme imkânı elde edeceğiz. Bu görüntüyü, içeride, gerçekten bağımsız hareket ediyoruz, zincirleri kırıyoruz diye satabilir, “Amerika’ya kafa tuttuk, başardık, kendi emeğimizin mahsûlü olarak bağımsızlığımıza kavuştuk. Yaşasın bizi bağımsızlığımıza kavuşturan liderimiz!” höykürüşleri ile milleti kandırmaya devam edebiliriz…

Başkasının verdiği mücadele neticesi gerileyen ABD… Ama olsun, yüzsüzce başkasının mücadelesine konabilirler… Fethedilen alanda fatihçilik oynayarak elde ettikleri sahte kahramanlıklarına halel mi gelecek, bundan utanacaklar mı zannediyorsunuz?

Emperyalizmin tasmalı köleleri, efendileri başka işlerle meşgûl olmak zorunda kalıp kendileri ile eskisi gibi ilgilenemediğinden tasmalarının zincirini biraz gevşetince, sanki tasmaları kırıp atmış havasındalar…

Oysa, tasmalarının gevşetilmesine de gerçek kahramanlar sebep, kendileri değil…

Ve, zincirler gevşetilmiş olsa da tasmaları hâlâ boyunlarında…

Savaş devam ediyor…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin