GERÇEK SAVAŞ KİME KARŞI OLMALI?
Hüseyin Vodinalı
Rus siyaset bilimci ve filozof Alexandr Dugin yeni bir mesaj paylaştı:
“Yaklaşan savaş kaçınılmaz. Ama kimin arasında? Haklı savaş, gayrimeşru küreselci liberal elitler ile halklar arasında olmalı. Dünya çapında sessiz ve ezilen çoğunluğun isyanıyla. Yanlış savaş ise ülkeler veya uluslar arasında olacak.”
Maalesef 2008 sonrası patlayan küresel finans balonuyla birlikte o “yanlış” savaşa doğru dolu dizgin gidiyoruz.
Zaten savaş çoktan başladı bile.
Küreselci liberal elitler, Ukrayna’yı Rusya’nın önüne yem diye attılar, kiralık katilleri İsrail’i Filistin soykırımına sevk ettiler.
Şimdi Suriye’de PKK’yı kullanarak Türkiye ve İsrail arasında yeni bir savaş planlıyorlar.
Kıbrıs ve Ege üzerinden Akdeniz’de de tahrikler alabildiğine artıyor.
Bunlar ABD’yi, Avrupa’yı perde arkasından yöneten oligarşik yapıdır.
Bunlar Napolyon’dan beri her savaştan karlı çıkan bankerlerdir.
Adları kimi zaman Rotshchild, kimi zaman Warburg, kimi zaman Rockefeller, Black Rock, Goldman Sachs vs.’dir.
Pentagon ve FED bunların elindedir.
Parayı basarlar, silah satışlarını pompalarlar.
Bunların ikinci dünya savaşı sonrası asıl örgütü NATO oldu.
NATO, asla bir savunma örgütü olmadı. Savaş ve terör üreterek zenginlerin yoksullarca sorgulanmasını engelledi.
Üye aldığı ülkelerin siyasetini ve ekonomisini rehin aldı.
(…)
Fakat son dönemde öyle değişimler yaşanıyor ki, 500 yılda bir olan jeopolitik devasa depremler oluyor.
SSCB’nin çöküşünden sadece 35 yıl sonra, Çin ve Rusya küresel güneyi örgütleyerek kolektif Batı’ya karşı duruyor.
İsrail’in yarattığı bölgesel kaos nükleer güç Pakistan ile Suudi Arabistan’ı savunma ittifakına yöneltiyor ki buna diğer bölge ülkelerinin de girmesi olası.
NATO’ya tam bağımlılığı ile Türkiye’de Çin ve Rusya ile ittifakı en son önerecek kişi olan Devlet Bahçeli’nin herkesi şaşırtan sözleri gündeme bomba gibi düşüyor.
Bir zamanlar Batı ve NATO karşıtları Avrasyacıları “Avrusyacı” diyerek Rus ajanı ilan eden Bahçeli şimdi “ÇRT” ittifakı önerdi: Çin-Rusya ve Türkiye!
Buyurun buradan yakın. Hangi dağda kurt öldü!
Demek ki durum o kadar vahim.
Rusya ve Çin’le ittifak öyle kolay mı?
Sadece NATO’dan çıkmayı değil NATO’yu siyasi, ekonomik ve kültürel olarak devlet ve toplumdan tasfiye etmeyi gerektiriyor.
Tam bir kan değişimi şart tedavi için.
Ayrıca vücuttaki tümörleri de almak lazım.
NATO’nun basit bir savunma örgütü değil de kirli ve mafyatik vahşi kapitalist bir sömürü mekanizması olduğunu önce muhalefete anlatmak gerekiyor.
Bugün Türkiye’de gelinen nokta hiç kimsenin kuşkusu olmasın, ABD ve NATO’yu yöneten küreselci kapitalist elitler ve onların işbirlikçilerinin işidir.
Ülkemizi her bakımdan etkileri altına almışlar ve her istediklerini yaptırıyorlar.
(…)
Eğer insanlık bir barış ve refah dönemine ulaşacaksa haklı savaş bunların tasfiye edilmesi olacaktır.
Dugin’in sözünü ettiği haksız ve yanlış savaş ise bunların çıkarları için kan dökülmesidir.
Batı tarihinde hep saldırgan olmuştur, bugün de öyledir.
Küresel elitlerin kontrolündeki kolektif Batı, Venezuela, İran, Türkiye, Rusya, Çin, Hindistan, Yemen, tüm Afrika’ya karşı olmak üzere savaş konumuna geçti.
Beni umutlandıran en önemli şey ise batıdaki halkların artık durumun farkına varması ve küresel liberal elitlerin kuklalarına karşı kımıldanması.
ABD’de İsrail kölesi Epstein kankisi Trump, Fransa’da Rotshchild bankeri Macron, Almanya’da Blackrock temsilcisi Merz, İngiltere’de Chatham House kuklası Starmer, hepsi de kamu desteğinde diplerde dolaşıyor.
İronik olan şu ki, aşırı sağ denen partilerin hiç biri ise savaş yanlısı değil. Küreselcilerin elindeki sözde sol, liberal veya demokrat karşıtları ise sürekli savaş kışkırtıyor.
İnsanlık bunlara karşı bir kez başarılı oldu.
1917’de Birinci Dünya Savaşı sürerken Rusya’da yaşanan ihtilal ve İkinci Dünya savaşı sonrası 1949’daki Çin devrimi aslında bunun olabileceğinin örnekleridir.
İlla komünizm de şart değil, halkın gerçek iktidarı ve gerçek insanlık hukuku yeter de artar bile. (…)
Bugün bunun için ihtimaller artıyor.
Batı siyasi, ekonomik ve kültürel olarak çökerken Doğu ve güney gelişiyor ve yükseliyor. En önemlisi bir araya geliyor.
NATO ise köhne bir savaş ve sömürge örgütü olarak geçerliğini (teknik anlamda 1990’da yitirmişti zaten) her geçen gün yitiriyor.
Kaynak: Hüseyin’s Substack
Not: Yazarın, Adımlar’ın dünya görüşü ve yayın politikasıyla uyuşmayan görüşleri, Adımlar’ı bağlamaz.










