DOLUNAYIN FISILTISI

Yavuz USTA

Dün gece, kamer, dolunaydı ve gökyüzünü buluttan ordular kaplamıştı… Kamer, dün gece bir başka lâtif ve ihtişamlı, gökyüzünden dünyaya görünmüştü…

Bir kaç defa başımı kaldırıp uzun uzun ona bakmaktan kendimi alamadım…

-“Sen neden bu gece bir başka güzelsin?” diye sordum sessizce…

Sanki iki sevgilinin yıllarca ayrı kalmışlık hasretinin bir lâhzada göz göze gelmesi ile vuslatlığa ermişlik vehmi ile küllenen aşkın alevlenme halleri gibi şeyler ilhâm olundu…

Kamer dolunayı ile hikâyem beş yaşlarımda başlamıştı; o, yayla çocuğunu peşinden koşturmak için tarlaya inen sır, gençlik yıllarında gecenin bir vakti gök yüzünde zıt istikametlerde hem iki katlı ev yüksekliğinde durabilen dolunay, hem de fersah uzaklıkta hilâl olarak kendini göstermek için seslenen… Aklımı, mantığımı küstüren hârika ötesi hatıram ile dün gece uzun uzun bakıştık…

İlhâm bu ya; sanki, “yanıma geleceksin” diyordu…

Kadir-i Mutlak olandan vahiyler kesilmiş olsa da ilhamları hiçbir zaman bitmedi…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin