İMÂNSIZ İSLÂMCILIK

Oğuz BEKDEŞ

” (…) Kralların “şanlı” hâkimiyeti altında, “adalet” dediğimiz ya metelik etmeyen, aşağılık bir şeydir, veya iki çeşit adalet vardır yeryüzünde: Biri yayan giden, yerlerde sürünen, sağa sola sapmasın diye birçok bağlarla yoksul halka uygun zavallı bir adalet; öteki de, canının istediğini yapanlara, kanunlarla sınırlanmayanlara; yüksek mevkide olanlara uygun pek şahane bir adalet…” (Kumandan Salih Mirzabeyoğlu)

Özünde işgâlci bir güçten başka bir şey olmayan bir yönetici çete, yönettiği çeşitli halkların belirli yerel ahlâkî kurallarını da, bir zamanlar kendi atalarının da paylaştığı genel insanî doğru ve yanlış anlayışını da paylaşmıyor.

Çünkü o, sadece kendi servetini ve gücünü artırmak isteyen, ahlâka hiç önem vermeyen bir haydut unsur, bir suç örgütüdür.

Gerçekten de, çoğunluk nüfusunun değerlerini, adalet duygusunu, vatan sevgisini veya insan sevgisini, kendi satılık programını ilerletmek için kullanmaktan, manipüle etmekten ve tersine çevirmekten sadistçe bir zevk alıyor.

Böyle bir toplumdaki fertler kendi ahlâkî pusulalarını takip edemez, kendi içgüdülerine göre hareket edemez, hayallerinin peşinden gidemez, bilinçaltındaki arketipal şablona saygı gösteremez hale gelirler.
Bu, yalnızca otorite tarafından fizikî olarak kısıtlanmalarından, doğru olduğunu düşündükleri şekilde hareket etmelerinden ve yaşamalarından değil, aynı zamanda içlerindeki sesi dinlememeleri için zihinî olarak da şartlandırılmalarından kaynaklanmaktadır.

Uyanık oldukları tüm saatlerde, onlara yönetici çetenin belirlediği şekilde yaşamaları, düşünmeleri ve davranmaları gerektiğini söyleyen mesajlarla, propagandayla kuşatılmış durumdalar.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin