TÜRKİYE’NİN VE İSLÂM DÜNYASININ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ

TÜRKİYE’NİN VE İSLÂM DÜNYASININ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİİSRAİL’İ TANIYAN İKİ YÜZLÜLER HAKİMİYETİ GERÇEK MÜSLÜMANLARA KAYBEDECEK, İSLÂM YENİDEN HÂKİM OLACAK CARLOS (Salim MUHAMMED) Bu hafta dünyada neler olduğunu anlatmaya çalışacağım. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı … Read More

BARZANİSTAN KURULURKEN

BARZANİSTAN KURULURKEN A. Bâki AYTEMİZ Ortada Türkiye için beka sorunu olduğu söylenen bir gidişat var. Yani bu gidişat bizim için hayatî bir tehlike arzediyor. Kafamıza dayanmış bir tabanca bu. Kolumuzu, bacağımızı gövdemizden ayıracak bir işkence gergisi bu… Nedir bu? Güneyimizde bir Kürdistan devletinin inşaı. İkinci İsrail olacak, bölgeye hançer gibi saplanacak, İsrail’in Arz-ı Mevud politikasını gerçekleştirmense yardım edecek, Müslüman Türk’le Müslüman Arabın arasına sokulmak istenen, böylece Müslüman Türkle Müslüman Arabın fizikî olarak irtibatını koparacak olan bir ihanet yapılanması. Geçmişte nasıl ki Anadolu’nun Orta Asya ile irtibatını Ermenistan ile kestilerse bu defa Arablarla irtibatı Kürdistan ile kesecekler. Böylece 1919 şartlarındaki gibi Anadolu’ya bir Haçlı saldırısı vuku bulduğunda bu defa Anadolu’nun fizikî olarak destek alabileceği bir yer kalmamış olacak, çepeçevre kuşatılmış olacağız. Bundan sonraki adımlar malûm. Büyük İsrail için kurulması elzem olan Büyük Kürdistan gayesine ulaşmak maksadıyla, Türkiye’den toprak isteyecekler. Yani bu gerginin üzerinden kolumuzu, bacağımızı koparmak isteyecekler. Bu gergiden kurtulmak, çıkmak için, kolumuzu bacağımızı koparttırmamak için ne yapmalıyız? Bahçeli, referandumun savaş sebebi sayılmasını istedi ama AKP’den red cevabı alınca sustu. Bu tavır, kolu-bacağı parçalanmak üzere olan adamın tavrı mıdır? İki kol ve iki bacağından dört köşeden bir gergiye bağlanan ve kolu bacağı koparılmak üzere yavaş yavaş döndürülen makaralara ipler sarılırken, gerilen ve biraz sonra kopacağını bildiği vücut azalarının acısını duyan insan bu kadar vurdumduymaz davranabilir mi? İnsan can acısıyla olsun, can kaygısıyla olsun bağırıp çağırmaz, imdat çığlıkları atmaz, elinden ne geliyorsa yapmaz mı? Ne askerî müdahalede bulunabiliyoruz ne de ekonomik olarak ambargo koyabiliyoruz. Oysa Haçlı-Yahudi batı barbarlığı adına Etnik Kürtçülük yaparak “bağımsız” devlet kuracağım diyen Barzanî denilen adam, efendilerinin yardımıyla ve efendileri adına temsil hakkını ele geçirdiği bölgeyi yaşatabilmek için Türkiye’den gidecek yiyecek içeceğe, mallarını da Türkiye üzerinden satmaya muhtaç. Yani biz o Habur kapısını filân bir kapatalım, nasıl ki “FETÖ” ile iltisaklı şirketlere el konulduysa, aynı şekilde Barzanî ile alâkalı şirketlere el koyalım, bu şirketlerle Barzanî’ye yardım ve yataklık eden işbirlikçileri de hesaba çekelim… Olmaz mı? Ben de biliyorum olmaz! Çünkü bu dediklerimiz yapılacak olursa, işin ucu doğrudan doğruya en baş tepedekilere ve etrafındaki şürekâlara kadar dokunur da ondan. O zaman kimler ortaklık adı altında Barzanî tarafından maaşa bağlanmış ortaya çıkar. Yani bundan dolayıdır ki Barzanî’nin Türk milletini gergiye yatırıp işkence ile kolunu bacağını koparmasına tepki veremezler, çünkü hepsi Barzanî tarafından satın alındı çoktan. Hepsinin Barzanî ile akçeli işleri var. Ne diyor iktisat ilmi: Parayı takip et, hakikati bulursun! Barzanî’den gelecek üç kuruş uğruna vatanı Barzanî’ye çoktan peşkeş çektikleri içindir ki, sadece ve sadece kınıyorlar da gerçekten bir şey yapmıyor, yapamıyorlar. Bunun içindir ki Barzanî’yi Devlet Başkanı gibi ağırlayıp, altına kırmızı halılar sererek en baş tepede ağırlamadılar mı? İkinci İsrail olacak sözde bağımsız Kürdistan bayrağını Türk bayrağının yanına asarak taraflarını zaten belli etmişlerdi. Ve Barzanî bundan dolayı bu kadar rahat konuşabiliyor, Türkiye’ye meydan okuyup Türkiye’ye karşı savaş lâfını ağzına alabilecek kadar küstahlaşabiliyor, Kerkük’e bile göz dikiyor da bizimkiler Barzanî’ye karşı savaş lâfını ağızlarına alamıyor. İsrail’e muhtaç olan adamların, İkinci İsrail’e nasıl karşı çıkması beklenebilir ki? Muhtaç olan, acz içinde önünde diz çöktüğü ve ihtiyacını gidermesini beklediği üstün tarafın kendisine dikte ettiklerini yapmak zorunda değil midir? Muhtaç olan, muhtaçlığının gereği olarak, ihtiyacını gidermek üzere gelmesini beklediği şeyin karşılığını da vermek zorundadır elbette. Biz İbda erleri olarak bu oyuna en başından bu yana karşı çıktık ve düşmanlarla işbirlikçilerini apaçık ortaya koymaya çalıştık. Allah’a ve millete karşı, vicdanımız ve dinimize karşı olan borcumuzu ödemek adına kalemimizi bu ihanet şebekesinin emrine verip, bu yapılanları ne hoş göstermeye çalıştık ne de hainlerin hainliklerini perdeleme gayretine girdik… Bundan dolayı da saldırılara uğrayıp ve şehid ve gazilerle mücadelemizi taçlandırma şerefine de nail olmadık mı? Mücadelemiz ve kararlılığımızdan taviz yok. Vatan, Allah, din ve yaratılmışlar, “seviyorum” denilerek sevilmiş olunmaz, sahip çıkılmış olunmaz. “Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek”, yaratılan üzerine yaratanın hükmüyle hükmetmekle olur. Allah’a, vatana ve dine ihanet edene hain diyemeyenler, yani Allah’ın hükmünü söylemeye dili varmayanlar, Allah’ın haine bastığı hain damgasını unutturmaya çalışan şeytanın kulları ne kadar vatanseverlik ağıtları yakarsa yaksın, hepsinin maskesi bir bir düşüyor ve düşecek. İyi ve kötünün savaşında kazanan elbette iyiler olacak!

NAKŞÎ BAAS’TAN ADIMLAR’A AÇIKLAMA: İKİ TÂNE ÇAPULCU MU ÖLDÜRECEK?!!

Geçtiğimiz günlerde Amerika merkezli bir “haber” servis edildi… Irak Millî Direnişi’nin liderliğini yürüten ve 2003’ten beri organize ettiği Irak İstiklâl Savaşı’yla efsâneleşen Saddam Hüseyin’in vekîli, Komutan İzzet İbrahim Ed-Duri’nin “öldürüldüğü” yönündeki “haber”, medyada geniş yankı buldu. “Haber”, başta Fars/Şiî şövenist siteleri, Etnik Kürtçü bozguncu yayınlar olmak üzere kendilerini “Türk Medyası” olarak tanımlayan bazı gazete ve televizyonlarda da yayınlandı. Geçmişten beri Amerikan, İsrail ve Alman istihbaratlarına binlerce Kurtuluş Savaşçısını teslim etmek, bunun yanında Irak ve Afganistan başta olmak üzere milyonlarca Ehl-i Sünnet Arab’ı katliam ve soykırıma tabi tutmak suçunun hesabını henüz almadığımız İran; 30 yıldır Hıristiyan-Yahudi Batı emperyalizmini, “mağduriyet” edebiyatıyla bölgemize davet ederek, Irak işgâlinde, işgâlci Batı Gücü’ne içeriden kapıyı açarak destek veren ve milyonlarca Arab’ın katledilmesinden sorumlu olan; Batı’nın yaptığı katliamların ardından Arab köylerini yağmalayan (hırsızlık yapan), kadınların ırzına musallat olmak suçlarının hesabını almadığımız; CIA-MOSSAD eğitimli Barzani-Talabani ve işbirlikçi Etnik Kürtçü çetelerinin bu “haber”i büyük sevinçle yaymaya çalışmaları anlaşılır bir şey… Başta “haber”i üfleyen ABD olmak üzere, akıbetinden korkan İsrail’le birlikte Şiî Şövenizmi ve Etnik Kürtçülüğün, her gördükleri kızıl sakallıyı Komutan İzzet İbrahim Ed-Duri’ye benzetmeleri anlaşılır da, kendilerini “İstiklâl Savaşı vermiş kahramanların torunları” olarak gören sözde Türk Medyasının bu servis “haberi”ni, dönüp Türk Milleti’ne servis etme gayretleri anlaşılır şey değil. Sayın Ali Osman Zor’un her fırsatta söylediği üzere; Türk Medyası’nın köşe başlarını tutmuş olan Şiî Şövenist ve Etnik Kürtçüler, zehirlerini yalanlarıyla halâ “içeriden” kusmaya devam ediyorlar. Bu “haber”in Türk medyasında yer almasının tek sebebi budur. 7 Düvele Karşı 7 Cephede Savaşmış bir Millet, yanıbaşında aynı süreci –gelişen teknoloji ve yalan propagandalar karşısında- çok daha zor şartlarda yürüten kardeşi, komşusu hakkında bu propagandaları inanarak sürdürmesi ihânete eştir… Hele hele bu propagandaların, bizim İstiklâl Mücâdelemizde kahramanlaşan bütün liderler hakkında da yapıldığının bilinmesine rağmen. Bilindiği gibi, son 25 yıldır dünyanın her tarafında yürütülen İstiklâl Savaşlarının kahraman liderleri hakkında uydurulan bu yalanlar, işgâlci ve işbirlikçilerinin dağılan motivasyonlarını toparlamak; kahramanlar yatağı Anadolu Coğrafyası’nın büyük bir sempatiyle baktığı ve takib ettiği bu lider şahsiyetlerin katliyle hüsrana düşeceğini zannetmek gayesiyle servis edilerek, işgâlci ve işbirlikçilerinin ruh hâlini yansıtmaktadır. NAKŞÎ BAAS’TAN ADIMLAR’A AÇIKLAMA Katlettikleri her vatanseverin cesetlerini yağmalayan, parçalayan ve çoğu zaman da yakan korkaklar, kızıl sakallı ve yüzü kemikli 50 yaşlarındaki bir şehidi, Komutan İzzet İbrahim’e benzeterek kendilerini avutadursun, Irak Milli Cephesi’nden Komutan İzzet İbrahim Ed-Dûri’nin önderlik ettiği NAKŞÎ BAAS (Nakşıbendî Ordusu), çeşitli kanallarla yalanladığı bu “haber” ile ilgili, ADIMLAR Dergisi üzerinden ABD, İsrail, Şiî Şövenist ve Etnik Kürtçüleri bu defâ tafsilâtlı bir açıklama ile yalanlıyor. Araştırmalarımıza göre geçmişte 11 kere öldürülen(!) İzzet İbrahim Ed-Dûri hakkındaki bu “haber”e karşılık, korkak bozguncuların heveslerini kursaklarında bırakacak nitelikteki bu açıklama, bizzat Irak’ın İzzetli Kumandan’ı Ed-Dûri’nin kurmayları tarafından ve Türkçe olarak ADIMLAR’a ulaştırılmıştır… Besmeleyle başlayan açıklama şu şekilde: Irak’ın meşrû Cumhurbaşkanı, Irak Orduları’nın Baş Kumandanı ve BAAS Partisi’nin Genel Başkanı İzzet İbrahim Ed-Dûri (Allah onu korusun) büyük bir titizlikle korunmaktadır. Onun bulunduğu bölgede yaklaşık 30 km alan içinde ciddi güvenlik önlemleri alınmaktadır. Ayrıca bu bölge içerisinde en az 1000 Cumhuriyet Muhafızı ve fedâiler her dâim hazır bulunmaktadır. Ayrıca olası hava saldırılarına karşı bütün güvenlik önlemleri ve istihbarat çalışmaları saniyesi saniyesine yapılmaktadır. Dolayısıyla büyük komutanın bulunduğu bölgeler Bağdat’ta bulunan “yeşil bölge”den daha güvenlidir. İşgâlcilerin 12 senede yapamadığını kendini bilmez iki tâne çapulcu mu yapacak? Her aldıkları büyük darbeden sonra bu tür haberler yapmaları sadece ne kadar aciz ve güçsüz olduklarını gösterir. Düşman da olsa, insan karşısındakinin erkekçe savunmasını bekler. Açıklamadaki verilen bilgiler şaşırtıcı derecede açık olup, Nakşıbendî Ordusu’nun Irak’taki alan hâkimiyetini ve savaşçılarının yüzleşmek için cephe cephe düşman aradıklarını gözler önüne sermekte. Açıklamada esprili bir dille bahsedilen “iki tâne çapulcu” vurgusu da, herhâlde Şiî Şövenistler ile Etnik Kürtçülerin sembolik ifâdesi… ADIMLAR Dergisi