İBDA’NIN GEREKLİLİĞİ

Selim GÜRSELGİL

Bizim meselelerimiz küçük değildir. O yüzden saçma sapan tiplerin küçük cevvallikleriyle bu meselelerden kurtulamayız. Sözgelimi klâsik İslâm iktisadının kavramlarıyla bugünün iktisadî ilişkilerini tam kavrayamayız. Bugünün pek çok kavramı bizim eski kitaplarımızda yoktur.

En basitinden enflasyonu tanımlayacak ve onun sebeplerini anlamamıza yarayacak yeterli fıkhî terim yoktur. Bu durum fıkhı terketmeyi mi gerektirir? Yoksa enflasyonu ancak modern anlamıyla öğrenerek kendi köklerimize götürebilme usûlünü bulmayı mı? Kuşkusuz ikinci yol doğrudur.

Öyleyse iki yanılgıdan sakınmalıdır. Bir, fetvacılar gibi klâsik fıkhın hükümleriyle modern dünyanın görüntülerini kavrayabileceğimiz yanılgısı. İki, teologlar gibi klâsik hükümleri terkedip modern teorileri olanca İslâm’a aykırılıklarıyla alma yanılgısı.

Halk fetvacıya bir iş hakkında sorar. O işin klâsik fıkıhta yeri yoktur, modern iktisadı bilmeyi gerektirir. Fetvacı iktisadın i’sini bilmez. Ama fetvacı ya, “bilmiyorum” diyemez; yalan yanlış basar hükmü. Basmadı mı, “sıkıntılı” der, yine hükmü galip. Teolog ise tam tersine kapitalizmi bir paradigma olarak alır; onu tartışmaz, tartışmayı da bilmez; İslâmî hükümleri bu şeytanî asl’a uydurmaya çalışır. Hakkı putun hizmetçisi derekesine düşürür.

İktisadî alandan verdiğimiz bu misali her alana uygulayabilirsiniz. Hukukta da bu böyledir. Bir yanda kadı-dâvâlı-dâvâcı düzenine dayalı eski hukuk, diğer yanda hâkim-savcı-avukat-bilirkişi-arabulucu-adlî tıp vs olanca karmaşıklığı ve uzmanlığıyla günümüz hukuku. Fezleke düzenlemenin fıkha uygunluğu üzerine fetva verecek fetvacı var mıdır?

Burada İslâm’a inanmayanları saded dışı tutuyoruz. Biz İslâm’ın geçmişte olduğu gibi, bugünde ve gelecekte de bütün hayata şâmil temel hükümler ihtivâ ettiğine inananlar olarak konuşuyoruz. İyi ama nasıl? Bunun fetvacılık işi olmadığı belli. Teoloji dâvâsı olmadığı da bir o kadar belli. Teolog mevcut dünya düzenine inanarak işe başlar; sonra dini, modern dünyanın dogmalarına göre eğip büker. Ve bize der ki, “İslâm akla uygundur, bilime uygundur.” Allah, Allah? İftitah tekbirinde kulak memesine dokunup dokunmamak hangi ilmin konusu acaba? Hangi akıl kıyamda elleri göbekte kavuşturmayı bulmuş? Saçmalığa bak!

Büyük Doğu-İBDA’nın farkı, benzersizliği burada görünür: Kitab ve Sünnet yoluyla aldığımız Mutlak Fikrin modern hayata tatbiki, bir “vasıta sistem” ihtiyacı doğurur: İslâma Muhatap Anlayışın dünya görüşü! Bu dünya görüşünün sağladığı bütünlük idrakı ve diyalektikle sarkılan meselelerin halli ise her meselede, o meselenin gerektirdiği uzmanlık kadardır. Nitekim bunu Diyalektik kitabında şöyle ifade etmiştik: İbda Diyalektiği ile el atılan hangi ilim ve sanat sözkonusu olursa olsun, özünde din idrakıdır.

İşte İslâmî dünya görüşü, bu tür sihirli bir etkiye sahiptir. O, modern dünyanın putlarına boyun eğen teolojinin de, onları değnekle devirmeye çalışan fetvacılığın da zıddıdır. Fetvacı ve teolog, elini şeriata değdirse küfür doğar; İbda Diyalektiği ile mevzuuna yönelen kimse ise elini küfre değdirse şeriat doğar.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: