POLONYA’NIN UKRAYNA’YA HARARETLİ DESTEĞİNİN SEBEBİ

Not: Putin’in Güvenlik Konseyi daimi üyeleriyle konuşmasının çevirisi aşağıda.

Bu çok önemli bir konuşma; en çok dikkat çeken noktaları, Polonya ve hempalarının Rusya ile çatışmaya girmesi ihtimalini vurgulamasından başka:

(1) Ukrayna’nın batısının (ne kadar batısının?) Polonya ve hempaları tarafından ilhakına ses çıkartılmayacağının vurgulanması;

(2) Kiev rejiminin bu toprakları Polonya ve hempalarına fiilen hediye etme kararına müdahale edilmeyeceğinin vurgulanması.

Güvenlik Konseyi daimi üyeleri şunlar: Başbakan M. Mişustin, Senato Başkanı V. Matviyenko, Duma Başkanı V. Volodin, Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı D. Medvedev, Başkanlık İdaresi Yöneticisi A. Vayno, Güvenlik Konseyi Sekreteri N. Patruşev, İçişleri Bakanı V. Kolokoltsev, Dışişleri Bakanı S. Lavrov, Savunma Bakanı S. Şoygu, FSB Müdürü A. Bortnikov, Dış İstihbarat Hizmetleri Müdürü S. Narışkin. (Hazal YALIN)

Bugün, Kiev rejiminin küratörlerinin, önceki aylarda şimdiki Ukrayna yetkililerinin gürültüyle duyurduğu sözümona karşı taarruzun sonuçlarından hayal kırıklığı yaşadıkları açık. Sonuç da zaten henüz yok. Ne Kiev rejimine pompalanan muazzam kaynaklar ne tank, topçu, zırhlı, füze şeklinde batı silahları sevkiyatı, ne de ordumuzun cephe hattını yarma girişimlerinde aktif bir şekilde kullanılan binlerce yabancı paralı asker ve danışmanın yardımı oluyor. …

Elbette, daha da ilave olarak batı silahları sevk edilip muharebeye sokulabilir. Bu elbette bize belli bir zarar verir ve çatışmayı uzatır. Ama, birincisi, NATO cephanelikleri ve kimi devletlerdeki eski Sovyet silahları stokları önemli ölçüde boşalmış durumda. İkincisi de, batıdaki sınai potansiyelleri araç ve mühimmat rezervlerindeki harcamayı hızla tamamlamaya imkân vermiyor. Ek, üstelik büyük kaynaklar ve zaman gerekiyor.

En önemlisi, intihar kabilinden saldırılar sonucu Ukrayna silahlı kuvvetleri birimleri muazzam kayıplar verdiler. Onbinlerce insan, tam anlamıyla onbinlerce insan.

Ve, devamlı baskınlara, Ukrayna şehir ve köylerinde bitmeyen toplu seferberlik dalgalarına rağmen mevcut rejimin cepheye yeni yedekler sürmesi gitgide güçleşiyor. Ülkenin seferberlik kaynakları eriyor.

Ukrayna’daki insanlar giderek daha sık şu soruyu, şu meşru soruyu soruyorlar: Ne için, kimin bencil menfaatları için ölüyor akrabaları ve yakınları? Tedricen, ağır ağır da olsa ayıklık geliyor.

Avupa’da kamuoyunun da değişmekte olduğunu görüyoruz. Avrupalılar ve Avrupa elitlerinin temsilcileri, Ukrayna’ya destek denen şeyin esasen bir çıkmaz, sonu gelmez ve beyhude bir para ve kuvvet kaybı, özünde de Avrupa’nın menfaatlerine hizmet olmanın çok uzağında, başkalarının menfaatlerine hizmet olduğunu görüyorlar: Avrupa’nın zayıf düşmesinden avantaj kazanan, Okyanus ötesindeki küresel hegemonun menfaatlerine. Ukrayna çatışmasının sonsuzcasına uzatılması da onun avantajına.

Gerçek hayatta olanlara bakıldığında ABD’nin bugünkü yönetici elitleri tam da böyle yapıyorlar. Her halükârda bu mantıkla hareket ediyorlar. Bu siyaset Amerikan halkının hakiki, köklü menfaatlerine uygun mu? Bu büyük bir soru; elbette retorik bir soru; kendileri karar versinler.

Ama savaş ateşi artık iyice alevleniyor. Bunun için kimi doğu Avrupa devletlerinin, Rusya’ya nefreti, rusofobiyi çoktan başlıca ihraç malı ve iç siyasetlerinin vasıtası haline getirmiş olan liderlerinin ihtiraslarını da kullanıyorlar. Bunlar şimdi ellerini Ukrayna trajedisinde ısıtmak istiyorlar.

Bu bağlamda, demin [S. Narışkin tarafından – H.Y.] söylenmiş olanı yorumlamadan geçemeyeceğim: basında Polonya-Litvanya-Ukrayna birliği diye bir şey kurma planlarına dair haberler de var. Konu, paralı asker toplama meselesi değil (bunlar yeterince var orada, yok ediliyorlar), Ukrayna topraklarında eylemler için kullanılması planlanan düzenli, iyi örgütlü, iyi donatılmış bir askeri birlik. Güya günümüzdeki batı Ukrayna’nın güvenliğinin temini için; özündeyse, eğer şeyleri isimleriyle anacaksak, bu toprakların yeni bir işgali için. Perspektif aşikâr: Polonya birlikleri eğer mesela Lvov veya Ukrayna’nın başka topraklarına girerlerse orada kalacakklar. Üstelik ebediyen kalacaklar.

Bunda da yeni bir şey yok. Hatırlatırım: Almanya ve müttefiklerinin Birinci Dünya Savaşı’nda yenilgisinden sonra Polonya birlikleri o sırada Avusturya-Macaristan’a ait olan Lvov ve çevresindeki toprakları işgal etmişlerdi.

Batının kışkırttığı Polonya Rusya’daki iç savaşın trajedisinden yararlanmış, bazı tarihi olarak Rus vilayetlerini ilhak etmişti. O sırada çok ağır bir durumda bulunan ülkemiz 1921’de Riga anlaşmasını imzalamak ve fiilen topraklarının koparıldığını kabul etmek zorunda kalmıştı.

Polonya daha öncesinde, 1920’de de Litvanya’nın bir bölümünü, bugünkü Vilnius’un etrafındaki toprakları, Vilen krayını istila etmişti. Güya Litvanyalılarla birlikte sözümona “Rus emperyalizmine” karşı mücadele ediyorlardı ama fırsatını bulur bulmaz hemen komşularından toprak kapmışlardı.

Polonya bilindiği gibi 1938’de Hitler’le yapılan Münih komplosu sonucunda Çekoslovakya’nın bölüşülmesine de katılmıştı. Těšínské Slezsko’yu tamamen işgal etmişti.

Geçtiğimiz yüzyılın 20’li-30’lu yıllarında Polonya’nın doğu kresleri denilen yerlerde (bu, batı Ukrayna, batı Belarus ve kısmen Litvanya toprağıdır) sert bir Polonyalılaştırma ve yerel halkın asimilasyonu yürütülmüş, milli kültürler, ortodoksluk baskı altına alınmıştı.

Bu saldırgan siyasetin Polonya için nasıl bittiğini de hatırlatmak isterim. Polonya’nın batılı müttefikleri tarafından Alman savaş makinesinin avı olmak için atıldığı ve fiilen bağımsızlığını ve devletliliğini kaybettiği 1939 milli trajedisiyle bitti. Bağımsızlık ve devletlilik, çok büyük ölçüde Sovyetler Birliği tarafından yeniden tesis edildi. Ve Polonya gene Sovyetler Birliği sayesinde, Stalin’in tutumu sayesinde batıda büyük topraklar, Almanya’nın topraklarını aldı. Aynen öyledir: bugünkü Polonya’nın batı toprakları Stalin’in Polonyalılara hediyesidir.

Varşova’daki dostlarımız bunu unutmuşlar mı? Hatırlatalım.

Bugün, Kiev’deki rejimin satılık postunu kurtarmak ve varlığını uzatmak için her şeyi yapmaya hazır olduğunu görüyoruz. Ukrayna halkı, Ukrayna’nın egemenliği ve milli menfaatleri umurlarında dğill.

Her şeyin ticaretini yaparlar, insanların da toprakların da. Tıpkı ideolojik selefleri Petlyuracılar gibi. Onlar da 1920’de Polonya ile gizli konvansiyonlar imzalamışlardı; bunlara göre Polonya’ya askeri yardım karşılığında Galiçya ve batı Volınya topraklarını veriyorlardı. Bu tür hainler bugün de yabancı efendiler için kapıları açmaya ve Ukrayna’yı bir kez daha satmaya hazırlar.

Polonya liderlerine gelince, herhalde NATO şemsiyesi altında bir koalisyon oluşturmayı ve sonrasında oradan kendilerine yağlı bir parça koparmak, kendi tarihi toprakları saydıkları bugünkü batı Ukrayna’yı geri almak için Ukrayna çatışmasına doğrudan müdahale etmeyi hesaplıyorlar. Belarus topraklarının hayalini kurdukları da iyi biliniyor.

Ukrayna rejiminin siyasetine gelince, bu onların meselesi. Hainlerin genellikle yaptığı gibi vermek, satmak, efendileriyle hesap görmek istiyorlar. Bu, tekrar ediyorum, nihayetinde onların meselesi. Buna karışmayacağız.

Belarus’a gelince, Birlik Devleti’nin parçasıdır; Belarus’a karşı girişilecek saldırganlık Rusya Federasyonu’na karşı saldırganlık anlamına gelecektir. Buna elimizdeki bütün vasıtalarla cevap veririz.

Rövanşist planlar kuran Polonyalı yetkililer halklarına doğruyu söylemiyorlar. Doğru şudur: Ukrayna’nın insan etinden top mermisi batıya yetmiyor, yetersiz. Bu yüzden yeni sarfiyat malzemesi sürmeyi planlıyorlar: Polonyalıları, Litvanyalıları ve listenin devamında acınmayacak herkesi.

Tek bir şey söyleyeceğim: bu çok tehlikeli bir oyun ve bu tür planları yazanların sonuçlarını da düşünmesi gerekir.

Sergey Yevgenyeviç [Narışkin – H.Y.], umarım teşkilatınız diğer istihbarat örgütlerimiz gibi hadiselerin gelişmesini dikkatle izleyecektir.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: