AHLÂK VE İNSANLIK’TA DA DİRENİŞİN ZAFERİ

Ayhan SÖNMEZ

Esaret, tutsak için acı vericidir. Ancak esaret şartları ahlâk ve insanlıkla dolunca, esir, esaret sırasında kendisini koruyanlara teşekkür etme ihtiyacı hisseder.

Siyonistler esir değişimi süreciyle ilgili tüm haberleri yasaklarken, kaçınmak istedikleri şey tam olarak buydu. Kadın ve genç Filistinli mahkûmların işgâl hapishanelerinden hangi şartlar altında serbest bırakıldığı biliniyor. Özellikle 7 Ekim’den sonra karşılaştıkları vahşete ilişkin şikâyetler üzerine şikâyetler yağıyor ve Siyonist vahşete rağmen Filistin davasına ve direnişine olan inanç azalmak şöyle dursun, artıyor.

Siyonistler, Filistin direnişinin elindeki kendi tutsak yurttaşlarının serbest bırakılmasını bile kamufle etti. Nedeni; öyle ki, bir yanda vahşet, diğer yanda ahlâk, insanlık ve savaş kurallarına uyma konusunda tezat ortaya çıkacaktı. Velâkin süreci Direniş adına yürüten El Kassam Tugayları’nın video çekip bu vaziyeti kamuoyuna duyurmasıyla aradaki büyük fark tüm dünyanın gözü önüne serildi.

Mesela, esir Mia Regev, El Kassam savaşçısına gülümsüyor ve yaralı bacağını tedavi ederken gösterdiği iyi muamele için “güle güle, teşekkür ederim” diyor. Başka bir kadın ve kızı, kendilerine eşlik eden iki savaşçıyla birlikte hatıra fotoğrafı çektiriyor. Araba yola çıktığında da onların selâmları devam ediyor.



Aşırı sağcı Siyonist Yediot haber, bacağı bandajlı ve ortopedik retraktör takan genç esirin görüntüsüne yorum yapıyor. Görünüşe göre hastanede tedavi gördüğünü söylüyor.

Hâlbuki, Siyonist hükümet, daha birkaç gün önce Direniş’i, hastaneleri mahkûmları saklamak için kullanmakla suçladığını unuttu. Halen meşhur Şin Bet’in (onu da serbest bırakmak zorunda kalacaklar) pençesinde olan Gazze hastanesinin cesur müdürü Dr. Muhammed Ebu Selamiyye’yi de aynı nedenle tutukladılar.

Gerçekten Direniş’in ne yapması gerekiyordu? Yaralı esirin bacağının çürüyüp ölmesine mi göz yumacaktınız? Yoksa bir savaşçının onu ameliyat etmesi mi gerekiyordu? Onu hastaneye götürdüler, doktorlar görevlerini yaptı, taburcu olduktan sonra Direniş onu bir gözaltı merkezine götürdü ve sonunda değişim anlaşmasının metnine sadık kalarak sağlıklı ve iyileşmiş bir şekilde teslim etti. Savaşçıların gözlerine dikkat edin, esirin tökezlememesi için yere sabitlenmiş, kendi gözetimleri altındayken onun en ufak bir acı çekmesini istemiyorlar.


Pembe tulumlu küçük kız da Siyonist propagandanın acı dolu bir hikâyesi.

Siyonistler, “Hamas tarafından katledilen ve kafaları kesilen” çocuklara yönelik kirli propagandalarını desteklemek amacıyla Beeri kibutz kışlasında Emily Hunt’ın öldüğünü duyurmuştu. Babası Thomas Hunt, CNN’e çıkıp kızının ölümünden dolayı rahatladığını çünkü en kötüsünden kurtulduğunu söylemişti: “İsrailli yetkililer bize Emily’yi bulduklarını ve onun öldüğünü söylediler. Ben de onlara “evet” cevabını verdim ve gülümsedim çünkü bu onun sahip olduğu en iyi şanstı. Ya ölmüş olacaktı yahut da Gazze’de olacaktı. Eğer Gazze’deki insanlara ne yaptıklarını biliyorsanız bu ölümden beterdir.”

Bu küstah adam, Kasım ayının başında kızının hayatta olduğu kendisine söylendiğinde, kustuğu pislikler için özür dilemeye bile cesareti yahut da nezaketi yoktu. Görünüşe göre bir nevi pişmanlık duyuyordu, ama pişman değil. Son açıklamasına bakın. Ona tükürmeye bile değmez: “Biraz pişmanım, sırf söylediğim bazı şeyler yüzünden, onu tehlikeye atabilecek bazı şeyler. Savaşa devam ediyoruz.”

Söylediği çirkin sözlerden pişmanlık duymuyordu ama belki de bu sözlerle kızına da zarar veriyordu. Ancak Direniş, kızını sağ salim ve zarar görmeden teslim etti. Direniş, Siyonist pislikler gibi, ellerine asla bir çocuğun kanını bulaştırmaz.

Direniş akşam saatlerinde mükemmel bir koordinasyonla ve soğunkkanlı bir hassasiyetiyle hareket etti. Arabulucular, Siyonistlerin anlaşmanın şartlarına uymayı kabul ettiklerini duyurur duyurmaz, Mısır, insansız hava araçlarının güney Gazze Şeridi üzerinden uçmamasını sağlamak için çalışacağını ve gece yarısına kadar 100 kamyon dolusu malzemenin de bölgeye ulaşacağını duyurdu. Gazze şehrinde ve kuzeyde, Direnişin Gölge Birimi Savaşçıları, kararlaştırılan zamanda, belirlenen noktada tutsaklarla birlikte ortaya çıktı.

Netanyahu hükümetinden bir kaynak daha önce “Yahya Sinvar İsraillilerin duygularıyla oynuyor” demişti. Yediot Ahronot, “Hamas, Tel Aviv’de gösteri yapan ve serbest bırakılmayı bekleyen 10 binden fazla kişiye psikolojik terör uyguladı” diye yazdı. Siyonist çetenin propagandasına mutabık. Ancak, Direniş kimsenin duygularıyla oynamadı ve psikolojik şiddet uygulamadı. Anlaşmanın sadık bir şekilde uygulanmasını talep etti. Anlaşmanın Siyonistler tarafından ihlâl edilmesi, üçüncü taraf arabulucular tarafından da fark edildi. Bu nedenle Siyonist kalabalığa psikolojik şiddet uygulayan aslında Netanyahu oldu. Ve geri adım atmak zorunda kaldığında suçu Direniş’e atmaya çalıştı.

Siyonist Yediot Achronot’tan siyasî analist Nahun Barnea, “Onları Sessizce Karşılıyoruz ” başlığı altında şunları yazdı: “Tüm siyasî analizler, İsrail’in mahkûmları neşeyle, zafer yahut da başarı duygusuyla değil, sessizce ve karışık bir tavırla karşıladığı konusunda hemfikirdi.” Onları serbest bırakmaya yönelik kara askerî operasyonlarının başarısız olmasının ardından bir esir takası anlaşmasını kabul etmek zorunda kalan Siyonist hükümetin mağlubiyeti yansıtan duyguları…

Siyonist Channel 13’ün bir raporunda, serbest bırakılan mahkûmlardan birine yakın bir kaynağın, bu tutsak grubunun kendilerine son derece nezaket, insani ve profesyonellikle davranıldığı aynı yerde bulunduklarını söylediği aktarıldı. Mahkûmları günde iki kez muayene eden bir doktor vardı. Yaralı olduğundan ve acı çektiğinden şikayet eden biri onu bir yere götürüp birkaç saat sonra geri döndü. Dediği gibi onu hastaneye götürdüler. El Kassam Tugayları onlara bir radyo alıp İbranice kanalları ve haberleri takip etmesini temin etti, dışarıda neler olup bittiğini öğrendi. Ayrıca hepsi aynı bölgeden oldukları için eğlence etkinliklerine katılmalarına, birbirleriyle sürekli konuşmalarına, kendi düzenledikleri bir dizi etkinlikle zamanlarını ve günlerini geçirmelerine izin verildi.

Siyonistlerin, Direniş tarafından serbest bırakılan mahkûmları neden hastanelere kilitlediğini anlıyorsunuz… Konuşmaları, Siyonist yalan makinasının dişlilerini kırmaya devam edecek…

Sonuç,

Filistin İslâmî Cihad’ı dünkü arabuluculuk sürecinin hemen ardından acil bir açıklama yaptı: “Hareketin liderliği Siyonist muameleyle ilgili bütün ayrıntıları izliyor ve herhangi bir ihlâli önlemek için her türlü tedbiri almaktan çekinmeyecek. Direniş, düşmanın anlaşmada kararlaştırılanları manipüle etmesine veya bunlardan kaçmasına izin vermeyecektir.”

Esir değişiminin dünkü ikinci bölümünde Erdoğan’a bir hediye vardı. Hamas, “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çabalarına cevap olarak, Gazze Şeridi’ndeki Taylandlı mahkûmların serbest bırakılmasını tamamlıyor” dedi. Siyasî oyunlar mı? Elbette öyle ama Erdoğan ucuz yoldan, kendini Orta Doğu’da müzakere unsuru hâline getirdi.

ABD’nin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı (Trump yönetimindeki) John Bolton, Telegraph gazetesindeki makalesinde, İslâmî Direniş Hareketi (Hamas) ile İsrail arasındaki değişim anlaşmasının en büyük kazancı Filistinliler elde edecektir” diye yazdı.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin