YAHUDİ NASSİ VE “ZÜYÛF AKÇE”
Selim Gürselgil
Biraz Yozef Nassi’den bahsedelim. Bu ismi ilk defa Üstad’tan duyduk. Kanunî dönemindeki “zuyuf akçe-ayarı bozuk para” isyanıyla ilgili zikrediliyordu. Daha sonra biraz araştırınca, Kanunî ve II. Selim döneminde yaşanan pek çok olayın içinde olduğu, Veziriazam Sokullu Mehmet Paşa ile çekişme içinde, ama her seferinde ona galip gelerek, devlet politikalarında dahi belirleyici rol üstlendiğini gördük.
Züyûf Akçe olayında bir başka Yahudi’nin daha adı geçer. Ester Kira. Kanunî döneminde Saraya girmiş, II. Selim ve III. Murad dönemindeki saray entrikalarının merkezinde yer almıştır. Onun saraya verdiği ayarı düşük para Yeniçeri isyanına sebep olmuş, kendisi ve bir oğlu da bu isyanda parça parça edilmiştir. Hürrem Sultan ve Nurbanu Sultan adına iç ve dış münasebetlerde bulunan Ester Kira, Nassi kadar büyük bir nüfûz elde edememiştir.
Nassi hakkında Osmanlı kaynaklarından ziyade Yahudi tarihçilerden bilgi ediniyoruz. Geçen yıllarda Şalom gazetesinde bir araştırmacıyla yapılan bir röportaj vardı. Onun verdiği bilgilere göre, Nassi, Siyonizmin ilk örneğidir. Kanunî’den “Taberiye Projesi” olarak bilinen ilk İsrail projesinin iznini koparmıştır. Bu projeye göre, dünyanın çeşitli yerlerindeki Yahudileri Filistin’de toplayacak, orada özerk bir devlet kuracaktı. Ancak pratik sebeplerden bu proje âtıl kalmıştır.
Nassi büyük bir banker ve dünyanın en büyük şarap tüccarıydı. (II. Selim’in de şaraba düşkünlüğü bilinir.) Sokullu’nun projelerini engelleyerek Kıbrıs’ın fethedilmesini destekledi. Kıbrıs’ın fethi sırasında çok büyük asker kaybı ve bu arada İnebahtı yenilgisi yaşandı. Buna rağmen Nassi, Sokullu’ya karşı üstün pozisyonunu korudu, Kıbrıs’ın şarap ticaretini ele geçirdi ve kendisine Ege’de bir ada bağışlandı. “Dük” ünvanı verildi ki, bu o zamana kadar hiç kimseye verilmemiş bir paye idi.
Sokullu bilindiği gibi, Süveyş ve Hazar kanallarının açılması ile Endülüs’ün yeniden fethi gibi fikirlere sahipti. Süveyş açılmayınca Osmanlı donanması Hint okyanusunda Portekizlilerin gerisinde kaldı, Akdeniz’de 100 yıllık deniz üstünlüğünü İspanya’ya devretti. Don-Volga projesi gerçekleşmediği için de Rus yayılmacılığı (Osmanlı’nın sonunu getirecek gelişme) engellenemedi. Devlet Yahudi bankerin sağladığı geçici avantajlarla, onun çıkarları doğrultusunda bir politika benimsedi.
Kanunî, öyle anlaşılıyor ki, “ekonomiyi Yahudilerden öğrenmeli” görüşündeydi. Bunu, taht mücadelesinde II. Selim’i desteklemesini istediği Nassi’ye, “tedbir-i menzil ilmini ona da öğret” demesinden anlıyoruz. Ancak bu anlayış, Osmanlı’nın kadim iktisat öğretisini yıktı, özellikle toprak düzenini bozdu (ikta sistemi yerine iltizam sistemini getirdi) ve silsile halinde çürümeye yol açtı. Çünkü Yahudi banker, senden 3 almadan sana 1 vermez. Dolayısiyle “ekonomiyi Yahudi’den öğrenmeli” görüşü, uzaktan bir seyir ve onun adımlarına karşı bir tedbir olarak değil, onu içine alıp onun gösterdiği yoldan gitme şeklinde anlaşılınca, Yecüc-Mecüc seddi yıkılmış oldu.
Oysa temel ölçüleriyle her şeyi Kur’ân ve Sünnetten öğrenmeli!
NOT: Birisi şöyle bir tez ortaya atarsa ilgiyle takip ederim: Sokullu Mehmet Paşa, Osmanlı devletine Yahudi nüfûzuna karşı geldiği için, kimler olduğu halen meçhûl kimselerce hançerlenerek öldürülmüştür!











objektif değil hastalıklı bir yazı bu…mesela iltizam sistemine geçişin sebebi şudur: osmanlı ordusunun büyük çoğunluğu tımarlı sipahilerden oluşuyordu. tüm toprak sistemi bunun üzerine kurulmuş idi. topraklar küçük ölçekli beylere dağıtılıyor, onlar da topraklardan aldığı vergilerle atlı asker yetiştiriyor ve merkezden emir geldiğinde orduya katılıyorlardı.
1500’lü yüzyıllardan itibaren yavaş yavaş süvari ikinci plana düşmeye başladı; çünkü tüfekli piyade sahada etkili olmaya başlamıştı. tüfekli piyade yerel güç olarak yetiştirilemez çünkü toplu ve yoğun talim gerektirir.
osmanlı da mecburen bu gelişime ayak uydurmak zorunda kaldı. piyadeyi çoğalttı. süvariyi ise azalttı. bu durumda toprakları süvari yetiştirme karşılığı dağıtmanın anlamı kalmamıştı. nakit para karşılığı dağıtıldı ki, bu da iltizam sistemi olmaktadır. o dönemde ellerinden başka bir şey gelmezdi.
yahudi kısmı da hastalıklı…
kör ideolojik bir yazı olmuş…
not: bu yazdığımın bir değeri var mı? yok…onu da gayet iyi biliyorum. zira kimse iyi kötü kurulu düzenini bozmak istemez…