NASIL YARATILDIK?

Selim Gürselgil

“Allah sizi tek bir nefsten yarattı.” Kur’ân’da mükerreren geçer bu âyet. Fakat ardısıra gelen beyanlar birbirinden farklıdır. Araf Sûresi’nde bu nefsten yaratılan eşin, yeni çocuklar dünyaya getirmesi ve bu çocukların hayırlı olmasını dilemesi vardır. Nisâ Sûresi’nde, bu âyetten sonra pek çok erkek ve kadının da o ilk çiftten yaratıldığını beyan ile akrabalığa dikkat edilmesi emredilir. Zümer Sûresi’nde ise bu tek nefsten yaratılan erkek ve kadından sonra, onların yararlanması için 8 çift ev hayvanı yaratıldığı belirtilir. Âyetin devamı daha da ilginçtir: (Meâlen) “Sizi ana karnında üç karanlık içinde bir yaratılıştan diğerine geçirerek yaratan Allah’tan başka ilâh yoktur”. Çağdaş tefsirciler bu üç karanlığı, insanın ana rahmine düşmesinden doğumuna dek geçen zaman içinde bazı modern anatomi verileriyle izah etmişlerdir.

Bu âyetlere göre, insanlığın bir tek nefsten (nefs-i vâhide) yaratılması gerçeğini, tüm insanlığın Adem’den geldiği şeklinde anlamak, her Müslümana farzdır. Bu bir itikat esasıdır. Reddi ve tereddüdü halinde küfre düşülür ve dinden çıkılır. İnsanların babası Adem’dir ve bunun ötesi berisi yoktur. Çünkü bu Kur’ân’da apaçık ve tekrarla belirtilmiştir. Bundan dolayı da tüm ilim ve tasavvuf ehli bunu şeksiz kabul ederler.

Yalnız mutasavvıflar bu âyette, özellikle Zümer Sûresi’ndeki işaretlerde, başka mânâlar ve hikmetler olduğuna da dikkat çekmişlerdir. Nefs-i vâhide’nin sadece insanlar için değil, tüm canlılar için de ilk/birim canlılık olduğu düşünülmüştür. Hattâ “üç karanlık”tan muradın, cemad (cansız varlık), nebat (bitki) ve hayvan olduğunu, insanın bu üç nevi karanlıktan yahut bir yaratılıştan diğerine geçerek insan olduğunu söyleyenler vardır. Tabii bu bir itikad esası değil, -mutasavvıfların dilinden döküldüğüne göre- hikmettir. İnanıp inanmamak insanı dinden çıkarmaz; ama bilip anlamak insanın görevidir.

Nefs-i vâhide (birim canlılık veya ilk canlılık), mutasavvıfların dilinde “nefs-i küll” (tüm canlılık) hâlini almıştır. Tüm canlılık ve dolayısiyle tüm canlı nevileri bu ilk canlılıktan gelmişlerdir. Nefs, bu büyüklerce “insanî nefs”, “hayvanî nefs”, “nebatî nefs” şeklinde cüzlere bölünmüştür. Mutasavvıflara göre madenler ve cansız varlıklar bu nefsin (canlılığın) ilk mertebesi ve dolayısiyle onlar da bir nevi canlıdır. Bir yaratılıştan diğer yaratılışa her geçiş, önceki halin nefyi (olumsuzlanması) sonucudur.

İşte benim modern biyolojinin DNA araştırmalarına ilgiyle bakmamın sebebi, bu İslâm büyüklerinin ifadeleridir. Çünkü DNA araştırmaları en ilkel bakterilerden insanlara kadar yeryüzündeki tüm canlılığın ortak bir kökenden geldiğini gösteriyor. İnsanla sadece şempanze değil, ayı, kurt, yaban mersini, mürver çiçeği, tüm mikroorganizmalara varıncaya kadar hepsinde müşterek bir hayat hamlesinin damgası olduğunu ortaya çıkarıyor. Nitekim Salih Mirzabeyoğlu da DNA araştırmalarına dikkat çekmiş ve hayatın şifresinin orada olduğunu söylemişti.

Yani kaba yaratılışçılar için (özellikle Hristiyan teologlar) çok garip olan bu fikir (aslında Darwinistler için de anlamsız olması gerekir), İslâm tasavvufunda yüzlerce yıldır bilinen bir gerçektir. Ve Yaratılmışların Tekâmülü’nde de elde edilebilen tüm verileriyle işlenmiştir.

One thought on “NASIL YARATILDIK?

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin