VAROLMA MÜŞKÜLÜ VE EVRİM

Selim Gürselgil

Yaratılmışların Tekâmülü üstüne son birkaç söz…

Fî butûnî ummehâtikum (annelerinizin karınlarında): Cesaret göstermek, cumhuriyet, çizilmiş/yazılmış, nurlandırmak, kurtulmuş, Maturidî, Hudavend (Yaratıcı, Allah)…

Butûnî ummehâtikum (annelerinizin karınları): Şeriat, gözle görülen ve hisle anlaşılan, bir şey kendiliğinden olma, araştıran/inceleyen, hayat vermek/göndermek/yeniden yaratmak (ib’as)…

Sözkonusu ebced tevafukları itibariyle (Kaynak: Salih Mirzabeyoğlu, Furkan – Lûgat-ı Salihûn) biz de dedik ki, Zumer Suresi’nde geçen “fî butûnî ummehâtikum” ibaresi, okyanusların derinliklerinde başlayan ilk canlılığa, hayatın kaynağına işaret ediyor olabilir. Zirâ âyetin başı da (mealen) “Allah sizi tek bir nefsten yarattı” şeklinde hayatın kökeni problemine dikkat çekiyor.

Bu itibarla, âyetin devamında geçen (mealen) “üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa geçirilerek” ifadesi, burada tevil ihtimalini bulduğumuz hayatın kökeni problemiyle ilişkilendirilebilir ve okyanusların derinliklerinde DNA öncesi ilk eşleyiciler içinde (ve ardından gelen yaratılış sürecinde) aranabilir.

Nitekim bâtın büyükleri, “Allah’ın hayat sıfatı suya işledi ve hayat suda başladı” derler. Âyette canlı olan her şeyin sudan yaratıldığı belirtilir. Yine İslâm büyükleri, tüm canlılar olduğu gibi, maddenin, cemadın da bu asıldan olduğuna kaildirler.

Modern evrimciler, sanki yaratılış ve Yaratıcı olmadan bütün bunların olabileceğini, birtakım tesadüfler ve kendi kendine icadolunmuş kurallar eşliğinde zerreden kürreye bir dönüşüm olduğunu düşünüyorlar.

Böyle bir şeyin mümkün olmadığı, hiç olmazsa yaratılışın canlılara yüklenmiş olarak var olması gerektiği ise filozofların görüşü… Nietzsche “yaratıcı arzu” diyor bu yüklenmiş şeye, onun kaynağını açıklamıyor. Bergson da “yaratıcı hamle/hayat hamlesi” diyor ve kaynağının sanki İlahî olabileceğini, Yaratıcı’yı da bu hamlenin içinde görmek bakımından, bir tür panteizmin sözkonusu olabileceğini düşündürtüyor.

Vahdet-i Şühud telakkisine (İmam-ı Rabbanî) göre ise isimler (El Hayy) Zât’ın (Allah’ın), sıfatlar (Hayat sıfatı) isimlerin ve fiiller de (Hayat Hamlesi) sıfatların gölgesidirler; Zât’a bitişik veya O’nun kendisi değil… Salih Mirzabeyoğlu’nun formülasyonuyla, “O değil, O’ndan; bu yüzden ki, O!”

Netice itibariyle yaratılış (hayatın kökeni) problemi çözülmeden tekâmül meselesinin içinden çıkılamaz; bize göre birincisi olmadan ikincisi de olmaz. Halbuki modern evrimcilerin en hızlıları bile bu konuda henüz heceleme devresini aşmış değildir. Onu halletmeden, hoop evrim…

Üstad’ın harikulade mısralarıyla;

“Çözdük her müşkülü derlerse de ki;
Sonunda var olma müşkülü kaldı!”

Müşkül: Problem…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin