BRİTANYA BATACAK

Burhan Halit KOŞAN

Hikâyeyi biliyor, filmini izlemiş olsanız da hatırlatmak istiyorum. Bir zamanlar, İngiltere’nin siyasî sistemini ateşe vermek için parlamento binasını uçurmak isteyen güzel bir adam varmış. Bu güzel adam kurnaz ve açıkgöz değildi, ahşabı konuşturmak için uğraşmadığı gibi burnu uzayan Pinokyo da değildi. Ağzı olan, burnu olan, seven ve sevilen bir insandı. Bu kadar kopya verdikten sonra direnişi, başkaldırıyı ve adalet ihtilâlinin fitilini ateşleyen Guy Fawkes’ten bahsettiğimi muhakkak ki anlaşılmışsınızdır.

İngiltere ile alâkalı her düşüncesine ortak olmaktan mutlu olduğum Fawkes, parlamentoyu uçurmayı kafasına koymuş ve ne pahasına olursa olsun Britanya Krallığı’nı yıkmaya yemin etmişti. Abaküsün boncukları şen kahkahalarla gülmeye devam etse de takvim yaprakları tek tek can veriyor ve kader günü yaklaşıyordu.

5 Kasım yaklaştıkça bir yandan barut fıçıları hazırlanıyor bir yandan da gammaz bir hainin geveze çenesinden saçılan ve tamamen büyük harflerle yazdığı mektup, Kral James denen iblise kadar ulaşıyordu. Shakespeare denen müptezel gâh intihâl, gâh çaldıklarıyla Othello isimli gecekondusuyla uğraşırken, Fawkes ise bir saat, bir kibrit ile barut fıçılarının başında akrebin yelkovanla dansını izliyor, icra edeceği sanatının son provasıyla meşgûl oluyordu. Uykuyu kovan ve gözlerini kapıdan ayıramayan bestekâr William Byrd, kedisiyle birlikte odayı fırfır dolanıyor, güzel haberi bekliyordu.

Evet, kolluk kuvvetleri, mavi tulumuyla plânını gerçekleştirmek için Westminster sarayının mahzeninde 36 barut fıçısına kibritini çakamadan Fawkes’i derdest edip, tutukladıklarında ağlayan gecenin gözyaşlarını bir kaç kişi gördü ve bir kişi işitti. Bu acı haber, Ay batmadan ve Güneş doğmadan bestekâr William Byrd’a ulaştığında notaların çığlığını bir mazlumlar bir de bu bestekâr işitebildi.

Britanya topraklarında yaşayanlar, fikirlerinin unutturulduğu Fawkes’e nefret kusup her 5 Kasım tarihini parlamento binalarının bombalanmasının ve ayaklanmanın engellenmesini çeşitli eğlencelerle kutlasalar da henüz defteri kebir kapanmadı. Büyük zaman çizelgesinin hangi aşamasında olursak olalım, Fawkes ölse de gerçekleştirmeyi arzuladığı parlamento binası geometrik olmayan bir şekilde muhakkak patlatılacak ve Britanya krallığı yıkılacak. Bu gerçeği, derin çeteleri ile Kumandan’ı katleden, sabun köpüğü hükümeti ile mazlumları ezen Vebalı Devlet de değiştiremeyecek ve efendisi ile birlikte kendisini de telef olacak.

Londra köprüsünü uçurmak, parlamentosunu patlatmak, Buckingham Sarayı’nı yakmak ve Britanya Krallığı’nı parçalamak isteyen ve gereğini yapan Fawkes, görmeyecek olsa da bu çok arzuladığının yakın bir zamanda Britanya’nın batacağına inanıyorum. İngiltere’nin defterinin dürüleceği 5 Kasım tarihi gibi, bizim de 4 Mayıs tarihinde defterini dürmemiz gereken cani ve vebalı bir düşmanımızın olduğunu söylemeye gerek bile duymuyorum.

Zihnini ve kalbinin hürriyetini kaybeden insanlar çok kolay kontrol edilir. Bizler, milyonlarca insanımızın beynini yıkayan, kalbini kirleten sağcı medya, solcu medya ve kaba softa ham yobazların propaganda ekosistemine meydan okuyan, saf gerçeğin peşinde ve hakikatin tarafında saf tutanların akıncısıyız. Biz, İngiltere ile uşağı olan Vebalı Devlet’in yıkılması karşısında yas tutmayacağız ve ağıt yakmayacağız. Hayat, bana zamanın harika bir şifacı olduğunu öğretti. Kalem şahit ve kâğıt şahittir, ibişlerle olmadı alış verişimiz. Bizler, ustası olmayan saat, yaprağı olmayan takvim değiliz. Allah şahittir, yaralı yüreğim her 4 Mayıs’ta kanıyor, gözüm yaşarıyor. Gözetim devletinin kibirli gözlerini oyup, yalan söyleyen dilini ve masumların kanını döken elini kestiğimiz gün, gökyüzünde Ay gülecek ve biz selâma duracağız. 4 Mayıs’ta Kumandan’a kurulan komployu unutmadım ve uğruna şehit olduğu aziz fikrin müptelâsı oldum. Bu gece, Emirim Timur Han’ın Rabbine dilekçemi vereceğim ve derdimi denizin dalgaları ile yağmurun damlalarına anlatacağım. Jön değil, taşralı olduğum için cümlelerim intizamlı, ifadelerim kallâvi olmasa da 4 Mayıs tarihini ben unutmadım, lütfen sen de unutma. Bütün insan bilgeliğinin dört kelimede olduğunu unutma: Aşk, sabretmek, umut etmek ve harekete geçmek…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin