UTANMAZ ve KORKAK BİR TOPLUMUN ÇÖKÜŞÜ
Adnan DEMİR
Bir toplulukta ayaklar baş yerine geçmiş ve baş tacı edilmişse o toplumun “baş”ları ayaklar altında eziliyor demektir.
Bu gün yaşadığımız çağda, irfanın, kültürün, yardımlaşmanın, paylaşmanın ve diğer tüm iyi hasletlerin ve güzel ahlâkın örnekleri ile dünyaya nam salmış olan ANADOLU İRFANI temsilcilerinin ayak takımına nasıl çiğnetildiğine hep birlikte tanık oluyoruz.
“Benim memurum işini bilir” ile özetleyebileceğimiz LİBERAL anlayış iktidarı ele geçirip devlet yönetmeye (!) başladığından beri maruz kaldığımız saldırı bu gün artık zirve yapmış durumda ve artık hiçbir şey için utanmayan ve iktidar gücünü (elinden çıkarsa hesap verme korkusu yüzünden) bırakmamak için her türlü zalimliği yapmaya hazır ve yapan bir kadro ile karşı karşıyayız.
Zulüm ancak korkakların işidir. Korku derecesi arttıkça zulümleri de o derece artar.
Utanılacak şeyi çok olan için tek çare, utanma duygusunu yok etmektir ve bu korkak ve zalim kadro utanma duygusunu toplumda yok etti. Böylece kendi utanmazlıklarına tüm toplumu ortak edip aradan sıyrılmaktı maksatları…
Bu tipler, toplumun çok büyük ekseriyeti evine bir kilo toz şeker götürebilmenin telâşındayken, pudra şekeri âlemleri yapanları koruyup kollamaktan utanmaz…
Bu tipler, halk toplu taşıma araçlarında pırasa demeti gibi üst üste tıkıştırılırken, makam arabasının konforu artık ona yetmeyip, model yükseltmek derdiyle, aracının eskimiş olmasından dert yanarak beyanat vermekten utanmaz.
Bu tipler, kenar mahalledeki insan evine bir elma ve portakalı götüremez imkânsızlıklar içinde kıvrandığı olduğu halde, her gece, etin fiyatının göreceli olduğunu söylemkten utanmaz…
Bu tipler, bilgisi, tecrübesi, ilmi, irfanı ve kalitesi her halinden belli vakûr insanların yanında, cehaletine bakmadan cır cır böceği gibi cırlamaktan utanmaz…
Bu tipler, yanı başımızda bir soykırım ve insanlık dramı yaşanırken, ölmüş ama ortada kalmış küçücük bedenlerin köpeklerin ağzında yem olmasını gösteren görüntüleri gördüğü halde bu zulmü yapanlarla birlikte ticarete devam etmekten utanmaz…
Yine bu, zalimle birlikte, İslâm coğrafyası başta olmak üzere tüm doğu ülkelerine savaş açmaktan ve zulmün yanında mazluma saldırmaktan utanmaz….
Bu utanmazlığın seviyesi o kadar artmıştır ki, bu yaptığı alçakça ihaneti ve zulmü güya İslâm adına bir icraatmış havasıyla yapmaktan utanmaz…
Ve artık yıllarca yapılan propaganda faaliyeti sonrası mankurtlaşmış bir kesim, tüm bu yapılanları elleri patlayasıya alkışlarken hiçbiri bu durumdan utanmaz…
Hepsi KORKAKLIKTA ZİRVE YAPMIŞ, UTANMA duygusunda sıyrılmış bir mahlûka dönüşmüştür.
Kur’ân’da “BELHÛM ADAL” diye tarif edilen bu mahlûk ortadan kalkmadan, bir toplumun varlığına devam edebilmesi mümkün değildir.
Henüz insan soyunun bir temsilcisi olduğu idrakini kaybetmemiş olan tüm kesimlerin mensupları önce bu hakikat ile yüzleşmek zorundadır.










