O ARTIKLAR

Muhammed Onur Yılmaz

Akça, Kozahan, Balık Kılçığı

Sonra tiksintiyle bakılır yüzlere
Yüzlere ürpertiyle bakılır
Süzülür tüm çehremiz
Bütün çıplaklığıyla
Bölünmeden çiftlere
Ardından parmak uçlarımızın üstünde yürürüz
Çoğunlukla gecenin en ıssız zamanları
Yürürüz
Çünkü acının fısıltısıdır bizim korolarımız
Çağırışıdır acının
Bizim fısıltılarımız
Bazen pandomim yaparız
Öyle sandıkları için

Öyle sandıkları için taklit ederiz onları
Monologlarımız balolardan farksızdır
Farkları yoktur çünkü onları anımsatırız
Ok yarasına benzerler
En ufak bir kıpırdanışta yerle yeksan olur
Tüm çanaklarımız, istekanlarımız
Bizim izlerimizdir
O gece gördüğünüz kabuslar
Hani o
En kindar insanların gördükleri
Noksan kabuslar
Bizim izlerimiz nam salar tepelere
Kara gözlüklü adamların hüznü ile
Fışkırır akar o duygular
Selleri kıskandırırcasına
En saf edalarla

Akça dere, Kozahan, Balık Kılçığı

Boynuna asılmış günahı
Utanç veriyor en masumuna
Kendini en masum hissedene
Ve hep o ilk adımı atana
Serap sebebidir huşu ile anılan isimler
Cisminden öteye duyulan tüm şefkat ile
Anasının koynundakinin o ilk adımları
İşte o bahsi geçen masum hissedenin
İşte o serap sebebine
Ecel bile imrenirdi baktığında hırslı talepcisine

Ekolümüz kar beyaz gömleğin alıcısı
Yazgısı tersmiş onun
Öyle dedi bana tanıdıkları
Hışım serap gördürürmüş her bir dikene
Saatler saniyeleri geçtiğinde
Yelkovan da oturup ağlıyormuş
Sonra da dua ediyormuş benim için
-Akrep hangisi yelkovan hangisi
Ne bileyim biri dua ediyormuş işte
Öyle demişler bana bilenler
Bunu bana külfet iletti
Külfet iletti ben yakındım

Kim korkmaz bataklıktan
Kim kaçmaz ayın ardından
Güneşin gölgesinin peşine
Mahkum killerle örttü mahcubiyetini
Kendi gölgesini mesken belledi
Mahaline dönüp bakarken
Kara şafaklar toz kaplamamıştı
İşveli tavırlar ile gezinen
Çıngıraklı maymunlar çarpmadı gözüne
Çünkü onun vazosu toz kaplamamıştı sonuçta
Değil mi
Tekrardan
Aynı melodi kaşındıracaktı kulaklarını
Değil mi

Kaşındıracaktı tabii ki
Dostlarımız yüzerken nehirde
Yürekleri saplantılılar
Kesik gözlerimizden taşan neferler
Tekrardan
Benzer çok daha kuvvetli bir melodiyle
Kanatacaktı kulaklarımızı
Çünkü öyle istiyorduk
Gözlerin neye yaradığını
Bir kez daha öğrenmek istiyorduk

Yanlış zanda bulunmaktan kaçınırım ama
İyi bir adamdı zekatını da verirdi aslında
Buraya küçük bir zaman belirteci
-önüm arkam sağım solum sobe
Sordum haramilere ellisinden birini
Onlar da beni sordular benden önce
Ben daha onu, onları soramadan
Öyle rahat hissetmiştir dediler geçiştirdiler
Tekrar acuna gelsen de
Elliye sayana kadar
Gelme bizim mahalleye dedim
Dinlediler mi? Dinlemişler midir?
Kaç kişiydiler?
Akşam namazının ardından
Sakıncalı bildirilerden kaçındım
Duydu mu duymadı mı
O da mı kendini çamurlara sapladı
Yüzünü ovuştururken çekinmiş midir
Yoksa tacına çok mu yakıştırmıştı kendini
Beyler bayanlar mektubumuz ulaştı mı?

Mektupları kaybet
Miş-ler
Kusurlarına kalmayınız
Hercai menekşeleri koparmaktaydım o gün
Gerillalara katılmayı arzuluyorum
Her perşembe sabahı
Ve Cuma namazının akşamı
Med harfleri gibi
Tavana bakmaktan
Nefret ederim belki o gün

Nedeni besbellidir
Besbellidir
Kanat çırpışlarımızın eskizi
Çünkü
Acının artıklarıyızdır biz

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin