RAMAZAN’A, KUR’ÂN’A MUHATAP OLMAK!

Mehmet Şâkir

Yine bir mübarek Ramazan-ı Şerif ayına ulaşmanın verdiği sevinçle bu ‘rahmet ve mağfiret ayına bizi ulaştırdığı için Rabbimize hamd ediyor, bütün müslümanların felâhına ve zalimlerin define vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Bütün mukaddesler gibi Kur’ân-ı Kerim’in kendisinde nazil olduğu “Kur’ân ayı Ramazan” da muhatabının imân, ilim ve anlayışına göre muhatabında tecelli eder… Gerçek mü’min için bereket ve mağfiret olan Kur’ân ve O’nun ayı Ramazan, hain istismarcılar ve kâfirler için sapıklık, fısk ve hüsranlarını artırmaktan başka bir şey ifade etmez.

“Fakat o sûreler, kalplerinde küfür ve nifak hastalığı bulunanların inkârlarına inkâr kattı ve onlar kâfir olarak öldüler.” (Tevbe, 124 ve 125)

“Biz Kur’ân’ı müminlere şifa ve rahmet olarak indiririz. Ama o, zalimlerin ise sadece ziyanını artırır.” (İsra, 82)

Bütün insanlık Ramazan ve Kur’ân’a muhatap olma cihetiyle, ya hâdim-ül Kur’ân – Kuran’a hizmetçi, ya hain-ül Ku’ân – Kur’ân haini, istismarcısı veya hasım-ul Kur’ân – Kur’ân düşmanı sıfatıyla, Kur’ân karşısında bu üç sınıftan birine mensup olarak Kur’ân’a, dolayısıyla Ramazan’a muhataptır.

Birinci gurup yâni hadim-ül Kur’ân olan muhataplar, Kur’ân’a hizmeti yaşam gayesi edinmiş, O’nun mukaddes ölçülerini hayatlarına ve toplumlarına hâkim kılmak yolunda mücadele eden gerçek müminlerdir.

İkinci gurup yâni hain-ül Kur’ân olan muhataplar, Kur’ân’ı yaşama ve toplumlarına hâkim kılma derdi olmayan, bilâkis içinde bulundukları adaletsiz, ahlâksız, modern, sefih, hazza ayarlı düzenden memnun ve onu yaşatan idareciler ve de Kur’ân’ı, vaaz kürsülerinde, TV ekranlarında vs. pazarlayan din istismarcısı düzenin hocalarıdır. Bu zümreler hakkında bir hadis-i şerifte, “Nice okuyucular vardır ki Kur’ân onlara lânet eder” buyrulmuştur.

Üçüncü gurup ise hasım-ul Kur’ân-Kur’ân’ın düşmanı kâfirler ve bütün soylarıyla onlarla işbirliği içerisinde olan hain münafıkladır. Anlaşıldığı üzere ikinci grup ile üçüncü grup Kur’ân’a düşmanlıkta ittifak hâlindedir. Bu sebepledir ki İslâm’ın en azılı, en şerli düşmanları ABD, Avrupa ve Siyonist İsrail ile ittifak hâlinde olanlar Allah’a ve Kur’ân’a hainlik eden münafıklardır. Bu zümre bizzat Kur’ân hükmüyle cehennemin en alt tabakasını teşkil etmektedirler.

Hazreti Aişe annemizin Allah Resûlü -Salat ve selâm O’nun ve Alinin üzerine olsun- hakkında verdiği cevap bu minvalde soylenecek son sözümüz olsun. Hazreti Aişe annemiz, kendisinden Allah Resûlü’nü soranlara; “O’nun ahlâkı hakkında idi’’ cevabını vermiş, Allah’ın kendisini en yüce ahlâk ile ahlâklandırdığı Resûlü’nün sünneti ve anlayışı kuşanılmadan Kur’ân’a ve İslâm’a muhatab anlayışın tezahür etmeyeceğini işaret etmiştir.

Zamanımızda “Sünnet Ve Cemaat Ehli” sahih çizgisinde itikadın tashihi, şehitlik şuuru, acz idraki, kendinden zuhur gibi prensipler üzerine kurulan Büyük Doğu-İBDA fikir ve aksiyon hareketi “İslâm’a muhatap anlayış”ın fert ve toplum plânında hayatımıza hâkimiyetinin yegâne rehberi ve manivelasıdır.

Bu mübarek ay ve onda nazil olan Kur’ân-ı âzim-uşşan hürmetine, Rabbimizden bizleri ‘İslâm ihtilâl ve inkılâbının madde ve mânâ şartlarına eriştirmesini’, zülüm ve karanlıklar içindeki ülkemizi ve bütün dünyayı İslâm’ın hâkimiyet nuruyla nurlandırmasını niyaz ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin