TEİSTİK EVRİMCİLER
Selim Gürselgil
Teistik evrimciler veya daha Türkçesiyle “tanrılı evrimciler”…
Bunların atası M. Abduh ve C. Efganî’dir. Bunlar, teoloji fakültelerinde yetişmiş, “İslâm bilim ve akla uygundur”cu tayfadır. Bilim ve akıldan anladıkları da pozitivist felsefedir.
Hâlen bizim ilâhiyat çevrelerinde, hatta Diyanette hâkim olan kesim bu kesimdir. Onların hepsi evrimci değildir ama okudukları okullarda “Allah bir” demeden önce “Pozitivizmin esasları”nı öğrendikleri için, tüm imân ve itikat konularını bu felsefeye tahvil ve onunla tefsir ederler.
Bunların evrim teorisine yaklaşımı, “aman İslâm akıl ve bilime uygun değil demesinler” fobisinin ürünü olarak, “Darwin ne demişse hepsi Kur’ân’da yazıyor” şeklindedir. Bir kısmı Kur’ân dışında İslâmî kaynak kabul etmez. Mesela C. Taslaman, Mevlânâ’dan alıntı yapmayı “şirk” sayar, ama Darwin Mevlânâ’dan alıntı yapmışsa ondan alabilir, bu “imân”dır.
Kısacası bunlar bir tür eklektisistlerdir. Ne şiş yansın ne kebap hesabı, hem inançlı, hem bilimcil kalmayı başarırlar. Bilim “Allah yok” dese, onlar “aman öyle deme, yobazların ağzına laf verirsin, reform yapalım daha iyi” derler.
Ben bu konuyu araştırırken T. Duralı’yı bu kesimden ayırdım. Şahsen tanımışlığım -ders almışlığım- da olduğundan hissî davrandığımı düşünebilirsiniz. Fakat o, onlar gibi değildi; “anlamak isteyen, araştıran” biriydi. Türkiye’ye evrim literatürünü ilk getiren kişilerden biri olmasına rağmen, hiçbir zaman bunlar gibi büyük laflar etmedi.
Bir de bizde B. Sağlam var. Geçen gün bir yerde ismini verdiler. Nur cemaatinde yetişmiş, evrim düşüncesinin İslâma uygun olduğunu savunan ilklerden biri, dinî konularda bir allame, ama evrimle ilgili bilgisi -gördüğüm kadarıyla- kulaktan dolma, el yordamı… Bu kaba bilgiye dinî dayanaklar gösteriyor.
B. Sağlam, ilginç bir insan. Pişmemiş de fazla pişip yanmış gibi. “Tevrat tefsiri” falan yapıyor. Aman hocam dedim okurken, Tevrat’ı kim kaybetmiş de sen buldun? Nerede Tevrat? Musa Peygamber’den binlerce sene sonrasının hikâyeleriyle dolu olan Kitab-ı Mukaddes’te mi?
Ben tüm bunları eledim. Tekâmül bahsinde Türkiye’de dikkate alınır iki isim buldum: Salih Mirzabeyoğlu ve S. Ahmed Arvasî… Üstad’ın, biri ana gövdeye bağlı, diğeri ayrı yönde gelişmiş iki uzantısı… Bana bu çalışmayı ilham eden işte onlardan okuduklarım oldu…
*
Ben günümüz Müslümanlarının bu konuya bakışını -kusura bakmasınlar- hastalıklı buluyorum. Hiç araştırmadan, hiç bilmeden, evrim teorisini çürütüyorlar. Bütün yaptıkları “insan maymundan gelmemiştir, hayııır!” diye bağırıp çağırmak.
Yahu adamlar oraya gelene kadar neler demiş, bir baksana… Hani sen doktorsan, mikrobun ne olduğunu bilmeden, hastalığı nasıl tedavi edeceksin? Doktor değilsen, niye çıkıntılık yapıyorsun? Bırak hastalığı doktor konuşsun. Veya tıp literatürü tara, ne nereden gelmiş anla, öyle konuş!
Bak meselâ Haeckel’i kimse bilmez. Evrimciliğin militanıdır. Allah’a ve ruha inanmaz. Ama çok enteresan bir lafı var (evrimciler de bu dilden anlamaz):
“İnsan, embriyon halindeyken tüm canlılar âleminden geçer.”
Ben de ilave edeyim:
“Hattâ doğumundan itibaren çocukluk safhasında da bu dairevî oluş tekrar eder.”
Önce gelin bunu çürütün. Ondan sonra maymunlar alemine Tarzan gibi mi dalıyorsunuz, Zagor gibi mi artık…










